Singapur Başbakanı Lawrence Wong, ülkenin tarihinin en düşük doğurganlık oranıyla mücadele ettiği bir dönemde, hükümetinin vatandaşları daha fazla çocuk sahibi olmaya teşvik etmek için mali teşviklere daha az bel bağlayacağını ve bunun yerine ailelerin yaşam kalitesini iyileştirmeye odaklanacağını söyledi. Wong, Singapur'un doğurganlık oranının geçen yıl 0,97'ye gerileyerek tarihi bir düşüş kaydettiğini ve bunun sadece mevcut nüfusu korumak için gerekli olan 2,1'in oldukça altında olduğunu belirtti.
Teşviklerin sınırı ve yeni politika çerçevesi
Wong, Salı günü yaptığı açıklamada, hükümetin uzun süredir uyguladığı bebek bonusu programları ve doğum izni gibi mali teşviklerin beklenen etkiyi yaratmadığını kabul etti. “Teşvikler önemli ama yeterli değil,” diyen Wong, ailelerin karşılaştığı temel sorunlara odaklanacaklarını ifade etti. Singapur'da çocuk başına verilen 11.000 Singapur dolarına (yaklaşık 8.200 ABD doları) kadar varan nakit teşvikler ve uzun doğum izni sürelerine rağmen, genç çiftler artan yaşam maliyeti, uzun çalışma saatleri ve konut fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle çocuk yapmaktan kaçınıyor.
Wong, yeni politikanın üç ana sütun üzerine inşa edileceğini söyledi: uygun fiyatlı çocuk bakım hizmetlerine erişimin artırılması, esnek çalışma düzenlemelerinin yaygınlaştırılması ve ebeveynlik maliyetlerinin düşürülmesi. “Ailelerin çocuk sahibi olmayı finanse edilebilir ve sürdürülebilir bir seçenek olarak görmelerini istiyoruz,” dedi Wong. Hükümet, kreş ücretlerinde ek sübvansiyonlar ve okul sonrası bakım programları için fon artışı planladığını duyurdu.
Singapur'un doğurganlık oranındaki düşüş, Doğu Asya'daki diğer gelişmiş ekonomilerle benzerlik gösteriyor. Güney Kore 0,72 ile dünyanın en düşük doğurganlık oranına sahipken, Japonya 1,2, Tayvan ise 0,87 seviyelerinde. Bölge genelinde genç nüfus azalırken, hükümetler göç politikaları ve doğum teşvikleriyle krizi yönetmeye çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Singapur'un karşı karşıya olduğu demografik kriz, yalnızca nüfus istatistiklerini değil, aynı zamanda ekonomik büyüme, iş gücü arzı ve sosyal güvenlik sistemlerinin sürdürülebilirliğini de tehdit ediyor. Kent devleti, 2010'larda yıllık ortalama yüzde 5 büyüme kaydederken, yaşlanan nüfus ve azalan iş gücü nedeniyle büyüme potansiyelinin düşmesinden endişe ediliyor. Yaklaşık 5,6 milyon nüfusa sahip Singapur, düşük doğurganlık oranlarını dengelemek için yabancı işçi ithalatına bel bağlamış durumda. Ancak Wong, göçün sürdürülemez bir çözüm olduğunu ve uzun vadede yerel nüfus ikamesini teşvik etmek zorunda olduklarını vurguladı.
Küresel ölçekte, benzer demografik eğilimler birçok gelişmiş ülkede görülüyor. OECD ülkelerinde ortalama doğurganlık oranı 1,6 seviyesindeyken, bazı Avrupa ülkeleri de nüfus azalmasıyla mücadele ediyor. Singapur'un bu alandaki deneyimi, mali teşviklerin sınırlarını ve aile politikalarında daha kapsamlı bir reformun gerekliliğini ortaya koyuyor. Wong'un yaklaşımı, Singapur'un uzun vadeli ekonomik ve sosyal planlamasında önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye de benzer bir demografik dönüşüm sürecinden geçiyor. 2000'li yılların başında 2,5 civarında olan doğurganlık oranı, 2023'te 1,5'in altına düştü. Singapur'un teşviklerin yetersiz kaldığı yönündeki deneyimi, Türkiye'de uygulanan doğum yardımı ve kreş destekleri gibi politikaların etkinliğinin sorgulanmasına yol açabilir. Türkiye'nin yaşlanan nüfus ve artan yaşlı bağımlılık oranıyla başa çıkmak için sadece mali teşviklere değil, aynı zamanda esnek çalışma modelleri, çocuk bakım altyapısı ve kadın istihdamını destekleyici politikaları bütüncül bir şekilde hayata geçirmesi gerekiyor. Ayrıca, küresel bir eğilim olan düşük doğurganlık, Türkiye'nin iş gücü piyasası ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde baskı oluşturabilir.