Şili'nin başkenti Santiago'da son günlerde etkili olan alışılmadık derecede yoğun yağışların ardından Mapocho Nehri'nin taşması sonucu meydana gelen selde yüzlerce kişi mahsur kaldı. Yetkililer, mahsur kalan sakinlerin helikopterlerle güvenli bölgelere tahliye edildiğini açıkladı. Şili hükümeti, başkent ve çevresinde olağanüstü hal ilan ederek afet bölgesi ilan etti. Sel suları, başta başkentin kuzey ve batı kesimleri olmak üzere geniş bir alanda altyapıya zarar verdi, onlarca ev su altında kaldı. Kurtarma ekipleri, enkaz altında kalanlar ve mahsur kalanlar için yoğun çalışma yürütüyor.
Şili'deki sel felaketinin arka planı
Şili, son yılların en şiddetli yağış dalgasıyla karşı karşıya. Meteoroloji yetkililerine göre, son 72 saatte metrekareye düşen yağış miktarı, mevsim normallerinin yaklaşık üç katına ulaştı. Bu durum, başkent Santiago'nun içinden geçen Mapocho Nehri'nin debisini hızla artırarak nehrin yatağından taşmasına neden oldu. Nehir kıyısındaki yerleşim yerleri, su baskınlarına karşı savunmasız kaldı. Şili İçişleri Bakanlığı, selden etkilenen bölgelerde okulları tatil etti ve vatandaşlara zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamaları çağrısında bulundu.
Devlet Başkanı Gabriel Boric, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Hükümet olarak tüm imkanlarımızla afet bölgesindeyiz. Önceliğimiz insan hayatını kurtarmak" dedi. Boric, selden etkilenen ailelere acil yardım paketleri ve geçici barınma sağlanacağını duyurdu. Ulusal Acil Durum Ofisi (ONEMI), sel bölgesinde 500'den fazla personel ve onlarca aracın görev yaptığını bildirdi. Chile'nin kuzeyindeki Atacama Çölü'nden gelen kuru hava kütlelerinin, bu olağandışı yağışları tetiklediği düşünülüyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin bu tür ekstrem hava olaylarını sıklaştırdığına dikkat çekiyor.
Sel felaketi, Şili'nin altyapı yetersizliklerini de gözler önüne serdi. Özellikle başkent Santiago'da kanalizasyon sisteminin yoğun yağışı kaldıramaması, su birikintilerine ve ulaşımın aksamasına yol açtı. Yetkililer, nehir yatağındaki yapılaşmanın da sel riskini artırdığını kabul ediyor. 2021 yılında kabul edilen İklim Değişikliği Çerçeve Yasası'na rağmen, altyapı yatırımlarının yetersiz kaldığı eleştirileri yükseliyor. Muhalefet partileri, hükümeti afet önleme çalışmalarını ihmal etmekle suçlarken, iktidar bloğu olağanüstü hava koşullarına karşı hazırlıklı olunduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Şili'deki sel felaketi, Latin Amerika genelinde artan iklim kaynaklı afetlerin son halkası. Son yıllarda Brezilya, Peru, Kolombiya ve Arjantin'de benzer sel ve heyelan felaketleri yaşandı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) verilerine göre, Güney Amerika'da aşırı yağış olaylarının sıklığı son 20 yılda yüzde 30 arttı. Bu durum, bölge ülkelerinin altyapı ve afet yönetimi kapasitelerini zorluyor. Şili, aynı zamanda dünyanın en büyük bakır üreticisi konumunda. Sel felaketinin madencilik bölgelerine ulaşması halinde, küresel bakır fiyatlarında dalgalanma yaşanabilir. Ancak şu an için büyük maden sahalarının etkilenmediği bildiriliyor. Öte yandan, Şili'nin tarım sektörü de selden olumsuz etkilenebilir; başkent çevresindeki bağ ve meyve bahçeleri su altında kaldı. Bu durum, ülkenin ihracat kalemlerinden olan şarap ve meyve ürünlerinde kısa vadeli kayıplara yol açabilir.
Uluslararası toplumdan destek mesajları geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Şili halkına başsağlığı diledi ve insani yardım teklif etti. Avrupa Birliği, afet bölgesine acil yardım fonu göndermeyi değerlendiriyor. Çin ve Rusya da taziye mesajı yayımladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklim değişikliğinin gelişmekte olan ülkeler üzerindeki yüküne dikkat çekerek, uluslararası dayanışma çağrısı yaptı. Şili, aynı zamanda Pasifik İttifakı üyesi olarak bölgesel işbirliği mekanizmalarında aktif rol oynuyor. Bu felaket, ittifak içindeki afet yönetimi işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Şili'deki sel felaketi, doğrudan Türkiye'yi etkileyen bir gelişme olmasa da küresel iklim krizinin yansımaları açısından önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda benzer sel ve heyelan felaketleriyle karşı karşıya kaldı; 2021'de Karadeniz'de yaşanan sel felaketi ve 2023'teki depremler, afet yönetimi kapasitesinin önemini gösterdi. Şili örneği, altyapı yatırımlarının ve erken uyarı sistemlerinin hayati olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Ayrıca, Şili'nin bakır üretimindeki rolü nedeniyle, olası bir üretim aksaması küresel emtia fiyatlarını etkileyerek Türkiye'nin ithalat maliyetlerini artırabilir. Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası işbirliğine önem vermeli ve benzer afetlere karşı dirençli altyapı projelerine hız vermelidir.