Şili'de 11 Eylül 1973'te General Augusto Pinochet liderliğindeki askeri darbenin 53. yıl dönümünde başkent Santiago başta olmak üzere ülke genelinde protestolar düzenlendi. Göstericiler ile polis arasında çıkan çatışmalarda arbede yaşandı. Yetkililer, anma törenlerinin yapıldığı günlerde güvenlik güçlerinin geniş çaplı önlem aldığını duyurdu. Olaylar, darbe döneminde hayatını kaybedenlerin anıldığı etkinliklerin ardından tırmandı.
Darbenin Tarihsel Arka Planı
11 Eylül 1973'te, Salvador Allende'nin demokratik yollarla seçilmiş sosyalist hükümeti, ordu içindeki isyancı general Augusto Pinochet tarafından devrildi. Santiago'daki Başkanlık Sarayı La Moneda bombalandı ve Allende hayatını kaybetti. Pinochet, 1990'a kadar süren 17 yıllık askeri diktatörlük dönemini başlattı. Bu dönemde binlerce kişi tutuklandı, işkence gördü veya kaybedildi; yaklaşık 3.200 kişi öldürüldü ya da kayboldu. Darbenin yıl dönümü her yıl ülkede geniş çaplı anma etkinliklerine sahne oluyor ve toplumsal hafızada derin bir yarık olarak varlığını sürdürüyor.
Son yıllarda darbe kurbanlarının anısına yapılan yürüyüşler ve etkinlikler, siyasi kutuplaşmanın arttığı bir ortamda gerçekleşiyor. Devlet Başkanı Gabriel Boric, 2022'de göreve gelmesinden bu yana darbe dönemiyle yüzleşme ve insan hakları ihlallerinin araştırılması konusunda adımlar attı. Ancak sağcı muhalefet, bu tür anma etkinliklerinin ülkeyi bölmekten başka işe yaramadığını savunuyor. Bu yılki anmalarda da benzer bir gerilim gözlendi.
Protestolar ve Polis Müdahalesi
11 Eylül günü Santiago'nun merkezindeki anma yürüyüşüne katılan binlerce kişi, darbe kurbanlarını andı. Ancak akşam saatlerinde bazı grupların polise taş atması ve barikat kurması üzerine güvenlik güçleri göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile müdahale etti. Görgü tanıkları, en az 10 kişinin gözaltına alındığını ve birkaç polisin hafif yaralandığını bildirdi. İçişleri Bakanlığı, olaylarla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Protestocular, darbe döneminde işlenen insan hakları ihlallerinin hesabının hâlâ tam olarak sorulmadığını ve yeni anayasa sürecinin askıya alınmasının hayal kırıklığı yarattığını dile getirdi. Ülke, 2019'daki büyük toplumsal patlamanın ardından yeni bir anayasa yazmak için iki kez referanduma gitti; ancak her iki taslak da halk tarafından reddedildi. Bu durum, sol ve sağ kesimler arasındaki uzlaşmazlığı derinleştirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Şili'deki darbe, Soğuk Savaş döneminde Latin Amerika'da askeri müdahalelerin simgesi haline geldi. ABD'nin 1970'lerde Allende hükümetini devirmek için yürüttüğü operasyonlar, declassified belgelerle ortaya çıkmış durumda. Bu miras, Washington ile Latin Amerika arasındaki ilişkilerde zaman zaman gündeme geliyor. Özellikle sol hareketler, ABD'nin müdahaleci politikalarını eleştirirken, sağcı gruplar darbe dönemini ekonomik istikrar ve düzen arayışı olarak savunabiliyor.
Bölgesel olarak ise Venezuela, Bolivya ve Arjantin gibi ülkelerdeki sol hükümetler, Şili'deki darbe mağdurlarıyla dayanışma mesajları yayımladı. Öte yandan, Brezilya ve Kolombiya gibi ülkelerdeki sağcı liderler, olayı iç siyaset malzemesi yapmaktan kaçındı. Uluslararası insan hakları örgütleri, Şili'deki yargı süreçlerinin yavaş ilerlediğini ve birçok failin cezasız kaldığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Şili'deki darbe yıl dönümü ve protestolar, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel demokrasi ve askeri müdahaleler konusunda önemli dersler içeriyor. Türkiye, 1960, 1971, 1980 ve 1997'de askeri darbelere tanık olmuş bir ülke olarak, demokrasiye müdahalenin uzun vadeli toplumsal yaralar açtığını biliyor. Şili örneği, darbe sonrası hesaplaşma ve hafıza çalışmalarının ne kadar zorlu olduğunu gösteriyor. Ayrıca Latin Amerika'daki siyasi kutuplaşma, Türkiye'nin bölgesel ittifaklarını ve ticari ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, demokrasiye darbe girişimlerine karşı uluslararası platformlarda tutumunu sürdürürken, Şili ile ilişkilerinde insan hakları ve istikrarı önceliyor.