Sidney'in batısındaki Redeemer Baptist School adlı özel dini okulda, kız öğrencilerin okul gezileri sırasında kadın öğretmenlerle aynı yatağı paylaşmak zorunda bırakıldığı iddiası, New South Wales (NSW) parlamentosunda yürütülen bir soruşturmada gündeme geldi. Eski bir öğrenci, soruşturmaya verdiği ifadede, okul yönetiminin bu uygulamayı olağan bir durum gibi sunduğunu ve kendisinin bu deneyimi yıllar sonra bile atlatmakta zorlandığını söyledi.
Olayın Arka Planı
Adı açıklanmayan eski öğrenci, NSW parlamentosunun çocuk istismarına ilişkin soruşturma komisyonuna verdiği yazılı ifadede, okulun düzenlediği kamplarda kız öğrencilerin kadın öğretmenlerle aynı yatakta uyumak zorunda kaldığını belirtti. Öğrenci, "Bana hiçbir uygunsuz davranışta bulunulmadı, ancak bu durumun yarattığı rahatsızlık ve okul kültürünün bir parçası haline getirilmesi, yetişkin olduğumda bile çözmem gereken bir yumak haline geldi" dedi.
Redeemer Baptist School, Sidney'in kuzeybatısındaki North Parramatta bölgesinde faaliyet gösteren, Hristiyan Baptist cemaatine bağlı bir okul. Soruşturma komisyonu, okulun geçmişteki uygulamaları, öğrenci-öğretmen ilişkileri ve kurum içi denetim mekanizmalarını inceliyor. Komisyon, özellikle dini kurumlarda çocuk koruma politikalarının yetersizliğine dikkat çekiyor.
Eski öğrenci, okul yönetiminin bu tür uygulamaları "manevi bir bağ" veya "güven ortamı" oluşturma gerekçesiyle meşrulaştırdığını öne sürdü. İfadesinde, "Bu durum bize normalmiş gibi sunuldu. Ancak şimdi geriye dönüp baktığımda, sınırların ihlal edildiğini ve bunun kabul edilemez olduğunu görüyorum" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avustralya'da son yıllarda dini kurumlara yönelik çocuk istismarı soruşturmaları artış gösterdi. 2013-2017 yılları arasında yürütülen Kraliyet Komisyonu (Royal Commission) soruşturması, ülke genelinde kilise okulları ve dini kurumlarda sistematik istismar vakalarını ortaya koymuştu. Bu son soruşturma, o dönemde ortaya çıkan bulguların ardından kurumların ne ölçüde reform yaptığını denetlemeyi amaçlıyor.
Uzmanlar, dini okullarda öğrenci-öğretmen arasındaki fiziksel sınırların net çizilmemesinin, istismar riskini artırabileceğini belirtiyor. NSW Eğitim Bakanlığı, özel okulların da eyalet müfredatına ve çocuk koruma standartlarına uymakla yükümlü olduğunu hatırlatıyor. Ancak dini kurumların özerk yapısı, denetimi zorlaştırabiliyor.
Redeemer Baptist School yönetimi, soruşturma süresince açıklama yapmaktan kaçınıyor. Okulun avukatları aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, "Geçmişteki uygulamaların aydınlatılması için komisyonla işbirliği yapıyoruz" denildi. Ancak okul, iddiaların doğruluğu konusunda herhangi bir bilgi vermedi.
Komisyonun önümüzdeki aylarda okul yöneticilerini ve öğretmenleri dinlemesi bekleniyor. Soruşturma sonucunda, okulun çocuk koruma politikalarında ihlal tespit edilirse, eğitim ruhsatının gözden geçirilmesi veya idari yaptırım uygulanması gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya'da dini bir okulda yaşandığı iddia edilen bu olay, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, din eğitimi veren kurumlarda çocuk koruma standartları ve denetim konusunda küresel bir tartışmayı yansıtıyor. Türkiye'de de imam hatip okulları ve dini vakıflara bağlı eğitim kurumlarında benzer denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, çocuk hakları açısından önem taşıyor. Ayrıca Avustralya'daki soruşturma, dini kurumların şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uyması gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Türkiye, çocuk koruma politikalarında uluslararası standartları takip ederek hem yurt içinde hem de uluslararası alanda itibarını koruyabilir.