Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bünyesindeki Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), 15 Haziran 2016'da yaptığı açıklamada, çok sıcak içeceklerin yemek borusu kanseri riskini artırabileceğini duyurdu. IARC, 65 santigrat derecenin üzerindeki kahve, çay ve diğer içeceklerin “muhtemelen kanserojen” (Grup 2A) olarak sınıflandırıldığını belirtti. Aynı zamanda, kahvenin kendisinin kanserojen olmadığı, ancak aşırı sıcaklığın risk oluşturduğu vurgulandı.
IARC Raporunun Detayları
IARC'nin 23 uzmandan oluşan çalışma grubu, 1000'den fazla bilimsel çalışmayı gözden geçirdi. Sonuçlar, 65°C'nin üzerindeki içeceklerin yemek borusu (özofagus) kanseri riskini artırdığını gösteriyor. Bu sıcaklık, genellikle kaynar suyun biraz soğumasıyla elde edilir; ancak birçok kişi içeceklerini bu sıcaklıkta tüketiyor. IARC direktörü Christopher Wild, “Çok sıcak içeceklerin tüketimi, yemek borusu kanseri için olası bir risk faktörüdür. Ancak bu, kahve veya çay içmenin kendisinin zararlı olduğu anlamına gelmez.” dedi.
Rapor, Güney Amerika'da geleneksel olarak tüketilen mate çayı gibi çok sıcak içeceklerin yemek borusu kanseriyle ilişkilendirildiği bölgelerdeki kanıtlara dayanıyor. Ayrıca, Çin, İran ve Türkiye gibi ülkelerde yapılan çalışmalar da bu bulguyu destekliyor. IARC, içeceklerin sıcaklığının 65°C'nin altına düşürülmesi gerektiğini öneriyor.
Küresel Etkiler ve Tüketici Alışkanlıkları
Bu karar, dünya genelinde milyarlarca insanın günlük yaşamını etkileyebilir. Kahve ve çay, en yaygın tüketilen içecekler arasında. Özellikle Türkiye, çay tüketiminde dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2023 yılında kişi başına çay tüketimi 3,5 kilogramı aştı. Sıcak çay tüketimi, Türk kültürünün ayrılmaz bir parçası. Ancak uzmanlar, çayın demlendikten sonra birkaç dakika bekletilmesi ve 65°C'nin altında içilmesi gerektiğini belirtiyor.
IARC'nin bu sınıflandırması, daha önce 1991'de kahvenin “muhtemelen kanserojen” olarak sınıflandırılmasının ardından bir revizyon niteliğinde. O dönemde kahve, mesane kanseriyle ilişkilendirilmişti; ancak yeni çalışmalar, bu riskin sigara gibi karıştırıcı faktörlerden kaynaklandığını ortaya koydu. Şimdi ise kahvenin kendisi Grup 3'te (kanserojen olarak sınıflandırılamaz) yer alıyor, ancak çok sıcak içilmesi Grup 2A'da.
Bilimsel Arka Plan
Yemek borusu kanseri, dünya çapında en yaygın sekizinci kanser türü ve kanser ölümlerinin altıncı önde gelen nedeni. 2020'de 604.000 yeni vaka ve 544.000 ölüm bildirildi. Risk faktörleri arasında tütün, alkol, obezite ve insan papilloma virüsü (HPV) bulunuyor. Sıcak içeceklerin neden olduğu termal hasar, yemek borusunun mukoza zarında hücre hasarına yol açarak kanserojen maddelerin etkisini artırabilir.
IARC'nin değerlendirmesi, içecek sıcaklığının ölçülmesiyle ilgili metodolojik zorlukları da beraberinde getiriyor. Çalışmalarda genellikle katılımcılara içeceklerini ne kadar sıcak içtikleri soruluyor; ancak bu subjektif bir ölçüm. Yine de kanıtlar, tutarlı bir şekilde yüksek sıcaklık ile artmış risk arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kişi başına çay tüketiminde dünyada ilk sırada yer alıyor ve sıcak çay kültürü yaygın. IARC'nin 65°C uyarısı, Türk toplumunun günlük alışkanlıklarını doğrudan etkiliyor. Yemek borusu kanseri Türkiye'de önemli bir sağlık sorunu; özellikle Doğu Anadolu bölgesinde görülme sıklığı yüksek. Bu bulgu, halk sağlığı politikalarında içecek sıcaklığı konusunda farkındalık yaratılması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, çay ve kahve tüketiminin yaygın olduğu Türkiye'de, sıcaklık uyarısı tüketici davranışlarını değiştirebilir ve sağlık harcamalarını azaltabilir. Türk dış politikası açısından doğrudan bir etkisi olmasa da, küresel sağlık standartlarının bir parçası olarak uluslararası kurumlarla işbirliği önem taşıyor.