ABD Kongresi, federal hükümetin kapanmasını önlemek için kabul ettiği geçici bütçe tasarısına, kritik siber güvenlik mevzuatı olan Siber Bilgi Paylaşımı Yasası'nı (CISA 2015) da ekledi. Tasarı, yasanın yürürlük tarihini 11 Aralık'a kadar uzatıyor. Böylece, siber tehdit istihbaratının özel sektör ile hükümet arasında paylaşılmasını sağlayan yasal çerçeve, kısa süreliğine de olsa askıya alınmaktan kurtuldu.
Gelişmenin Arka Planı
CISA 2015, ABD'de siber güvenlik alanında atılan en somut adımlardan biri olarak kabul ediliyor. Yasa, federal kurumlar ile özel sektör arasında siber tehdit göstergelerinin (kötü amaçlı yazılım imzaları, IP adresleri, saldırı vektörleri vb.) gönüllülük esasına dayalı olarak paylaşılmasına imkân tanıyor. Amaç, kritik altyapıyı (enerji şebekeleri, finans sistemleri, sağlık kuruluşları) hedef alan siber saldırılara karşı daha hızlı ve koordineli savunma geliştirmek.
Ancak yasa, yürürlüğe girdiği günden bu yana çeşitli eleştirilerin odağında. Mahremiyet savunucuları, kişisel verilerin hükümetle paylaşılması riskine dikkat çekiyor. Yasanın süresi ilk kez 2020'de dolmuş, o tarihten bu yana Kongre tarafından birkaç kez kısa süreli uzatmalarla ayakta tutuluyor. Son uzatma, 11 Aralık 2025'e kadar geçerli olacak.
Geçici bütçe tasarısı, hükümetin mali yıl sonunda kapanmasını engellemek için 30 Eylül'de kabul edildi. Tasarının içine CISA'nın uzatılması maddesinin eklenmesi, yasanın savunucuları için bir rahatlama sağladı. Zira yasanın süresi 30 Eylül'de dolacaktı ve Kongre'nin kalıcı bir çözüm bulamaması halinde siber bilgi paylaşımı mekanizması tamamen durabilirdi.
Uzmanlar, CISA'nın etkinliği konusunda farklı görüşlere sahip. Bazıları, yasanın özel sektörden yeterli katılımı sağlayamadığını, şirketlerin yasal riskler nedeniyle bilgi paylaşımına çekingen yaklaştığını belirtiyor. Diğerleri ise yasanın, özellikle fidye yazılımı saldırılarının arttığı bir dönemde kritik bir koordinasyon aracı olduğunu savunuyor. ABD hükümeti, son yıllarda Çin, Rusya ve İran kaynaklı olduğu iddia edilen siber saldırılara karşı savunma hatlarını güçlendirmeye çalışıyor. Bu bağlamda CISA, ulusal güvenlik stratejisinin önemli bir parçası olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Siber güvenlik, artık sadece teknik bir mesele değil; aynı zamanda uluslararası ilişkilerin ve jeopolitik rekabetin merkezinde yer alıyor. ABD'nin CISA benzeri yasalar, diğer ülkeler için de model oluşturuyor. Avrupa Birliği, 2016'da kabul ettiği Ağ ve Bilgi Güvenliği Direktifi (NIS) ile benzer bir yaklaşım benimsedi; 2022'de yürürlüğe giren NIS2 ile kapsamı genişletti. Türkiye de 2015'te kurduğu Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) ve 2020'de yürürlüğe giren 7256 sayılı Kanun ile siber güvenlik altyapısını güçlendirmeye çalışıyor.
Öte yandan, CISA'nın geçici uzatılması, ABD Kongresi'ndeki derin siyasi kutuplaşmanın bir yansıması olarak da okunabilir. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, siber güvenlik konusunda genel olarak hemfikir olsa da, yasanın kalıcı hale getirilmesi için gereken kapsamlı düzenleme, mahremiyet ve veri paylaşımı konularındaki anlaşmazlıklar nedeniyle sürekli erteleniyor. Bu durum, ABD'nin siber caydırıcılık kapasitesini zayıflatıyor. Zira istihbarat paylaşımı, saldırıları önlemede kritik öneme sahip; ancak yasal belirsizlik, özel sektörün işbirliğini azaltıyor.
Küresel siber tehdit ortamı hızla kötüleşiyor. 2024 yılında dünya genelinde fidye yazılımı saldırıları %37 arttı; kritik altyapıya yönelik saldırılar ise %50'den fazla yükseldi. Bu tablo, CISA gibi yasaların önemini artırıyor. Ancak geçici uzatmalar, uzun vadeli stratejik planlamayı zorlaştırıyor. Uzmanlar, Kongre'nin 11 Aralık'a kadar kalıcı bir çözüm bulması gerektiğini vurguluyor; aksi halde siber güvenlik alanında ciddi bir boşluk oluşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda siber güvenlik alanında önemli adımlar atsa da, kurumsal kapasitesini güçlendirmek için uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyuyor. ABD'deki CISA benzeri yasaların geçici de olsa uzatılması, küresel siber istihbarat paylaşım ağlarının canlı kalmasını sağlıyor. Bu durum, NATO müttefiki olarak Türkiye'nin de dolaylı olarak faydalandığı bir mekanizma. Ancak Türkiye'nin kendi siber güvenlik mevzuatını daha kapsamlı hale getirmesi ve özel sektörle işbirliğini artırması gerekiyor. Ayrıca, ABD'deki siyasi belirsizlik, Türkiye'nin savunma sanayii ve kritik altyapı projelerinde siber güvenlik tedbirlerini bağımsız olarak güçlendirmesini zorunlu kılıyor.