Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, Cumartesi günü Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS zirvesinde yaptığı konuşmada, bloğun yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki en etkili iş birliği platformu olduğunu vurguladı. Şi, ayrıca büyük yükselen ekonomilerin liderlerine Orta Doğu'da barışın tesisi için 'üzerlerine düşen rolü oynamaları' çağrısında bulundu. Çin liderinin bu mesajı, küresel jeopolitik gerilimlerin arttığı ve Orta Doğu'da istikrarsızlığın sürdüğü bir dönemde geldi.
BRICS Zirvesi ve Şi'nin Mesajının Arka Planı
Şi Jinping'in konuşması, BRICS'in (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) 14. Zirvesi'nde gerçekleşti. Zirve, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlendi ve pandemi sonrası dönemde yüz yüze yapılan ilk büyük BRICS toplantısı olma özelliği taşıyor. Şi, konuşmasında BRICS ülkelerinin küresel yönetişimde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini belirtti ve gelişmekte olan ülkelerin sesinin duyurulması çağrısı yaptı.
Çin lideri, özellikle Orta Doğu'daki mevcut krizlere değinerek, BRICS'in bu bölgede barış ve istikrarın sağlanmasında aktif rol alması gerektiğini ifade etti. Şi, "BRICS, dünya nüfusunun önemli bir bölümünü temsil ediyor ve küresel sorunların çözümünde sorumluluk almalı" dedi. Ayrıca, tek taraflılık ve korumacılığa karşı çok taraflılığı savundu.
Zirvede, BRICS ülkelerinin genişlemesi konusu da ele alındı. Çin, bloğun yeni üyeler alarak daha kapsayıcı hale gelmesini desteklediğini açıklamıştı. Bu adım, Batılı ülkelerin küresel ekonomik ve siyasi düzen üzerindeki hakimiyetine karşı bir denge oluşturma çabası olarak yorumlanıyor. Şi'nin konuşması, Çin'in çok kutuplu bir dünya düzeni vizyonunu yansıtıyor.
Orta Doğu'da Barış Çağrısının Bölgesel ve Küresel Boyutu
Şi Jinping'in Orta Doğu'da barış çağrısı, bölgede devam eden çatışmalar ve istikrarsızlık göz önüne alındığında kritik bir zamanlamaya sahip. Son yıllarda Çin, Orta Doğu'da artan bir diplomatik aktiflik sergiliyor. 2023 yılında Çin'in arabuluculuğuyla Suudi Arabistan ile İran arasında varılan anlaşma, Pekin'in bölgedeki etkisini artırdığını gösterdi. Bu gelişme, Çin'in geleneksel olarak mesafeli durduğu Orta Doğu siyasetinde daha fazla rol almaya başladığının işareti olarak değerlendirildi.
BRICS'in Orta Doğu'da barış sürecine dahil olması, Batı'nın bölgedeki etkisini dengeleyebilir. Ancak, BRICS üyeleri arasında Orta Doğu politikaları konusunda farklılıklar bulunuyor. Rusya, Suriye'deki iç savaşta Esad rejimini desteklerken, Hindistan İsrail ile yakın ilişkilerini sürdürüyor. Bu nedenle, BRICS'in ortak bir barış planı oluşturması zor olabilir. Yine de Şi'nin çağrısı, bloğun küresel sorunlarda daha görünür olma isteğini yansıtıyor.
Çin'in Orta Doğu'da artan rolü, aynı zamanda ekonomik çıkarlarla da bağlantılı. Çin, bölgedeki en büyük petrol ithalatçısı konumunda ve enerji güvenliği Pekin için hayati önem taşıyor. Bu nedenle, Orta Doğu'da istikrarın sağlanması, Çin'in ekonomik çıkarlarını da doğrudan etkiliyor. Şi'nin barış çağrısı, bu çıkarların korunmasına yönelik bir adım olarak görülebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Şi Jinping'in BRICS'ten Orta Doğu'da barış için rol üstlenmesi çağrısı, Türkiye'nin dış politikası ve bölgesel güvenliği açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, BRICS ile diyalog halinde olan ve bir süredir bloğa katılmayı tartışan bir ülke. Çin'in arabuluculuk girişimleri ve BRICS'in artan etkinliği, Türkiye'nin çok kutuplu diplomasi stratejisiyle örtüşüyor. Ancak, BRICS içindeki farklı çıkarlar, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırabilir. Orta Doğu'da barış sürecine BRICS'in dahil olması, Türkiye'nin bölgesel rolünü yeniden tanımlamasını gerektirebilir. Ekonomik açıdan, Çin ile artan iş birliği yeni fırsatlar sunarken, Batı ile ilişkilerde hassas bir denge kurulması şart.