Eski bir Navy SEAL komandosu olan Brandon Tseng, savunma teknolojileri şirketi Shield AI'nin kurucu ortağı ve başkanı olarak, otonom uçak sistemlerine yönelik bahislerin merkezinde yer alıyor. Şirket, Hivemind adlı otonom yazılımı, V-BAT ve X-BAT insansız hava araçlarını ve Aechelon sentetik gerçeklik ile simülasyon teknolojilerini geliştiriyor. Cogs of War'a özel bir röportaj veren Tseng, otonom sistemlerin geleceği ve savunma sanayisindeki dönüşümü değerlendirdi.
Otonom sistemlerde çığır açan teknolojiler
Shield AI, askeri operasyonlarda insan müdahalesini en aza indirmeyi hedefleyen yapay zeka tabanlı çözümler sunuyor. Şirketin geliştirdiği Hivemind yazılımı, insansız hava araçlarının (İHA) birbirleriyle koordineli hareket etmesini ve karmaşık görevleri otonom olarak yerine getirmesini sağlıyor. Bu yazılım, GPS sinyalinin olmadığı veya iletişimin kesildiği ortamlarda dahi görev yapabiliyor. V-BAT ve X-BAT uçakları ise dikey kalkış ve iniş yapabilen, uzun süre havada kalabilen platformlar olarak dikkat çekiyor. Özellikle V-BAT, deniz platformlarından ve zorlu arazilerden kalkış yapabilme kabiliyetiyle öne çıkıyor.
Brandon Tseng, röportajda otonom sistemlerin savaş alanındaki rolünün giderek arttığını vurguladı. Tseng'e göre, gelecekte hava muharebeleri büyük ölçüde insansız sistemler tarafından yönetilecek ve insan pilotlar daha stratejik karar alma süreçlerine odaklanacak. Bu dönüşüm, savunma sanayisinde yeni bir yarışın kapısını aralıyor. ABD, Çin ve Rusya gibi küresel güçlerin yanı sıra Türkiye gibi bölgesel aktörler de otonom sistemlere ciddi yatırımlar yapıyor.
Shield AI'nin Aechelon birimi ise sentetik gerçeklik ve simülasyon teknolojileriyle askeri eğitim ve test süreçlerini dönüştürüyor. Bu teknoloji, pilotların ve operatörlerin gerçek dünya senaryolarını sanal ortamda deneyimlemesine olanak tanıyor. Tseng, bu tür simülasyonların maliyetleri düşürdüğünü ve operasyonel hazırlığı artırdığını belirtti.
Küresel savunma dengeleri ve otonom sistem yarışı
Otonom uçak sistemleri, modern savaşın seyrini değiştirecek potansiyele sahip. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), son yıllarda insansız ve otonom sistemlere yönelik bütçesini artırıyor. Çin'in de benzer şekilde yapay zeka destekli İHA'lar geliştirdiği biliniyor. Rusya ise Ukrayna savaşında İHA'ları yoğun şekilde kullanarak bu alandaki yeteneklerini test ediyor. Bu rekabet, savunma sanayisinde yeni iş birliklerini ve ortaklıkları da beraberinde getiriyor.
NATO ülkeleri, otonom sistemlerin ortak standartlara kavuşması için çalışmalar yürütüyor. Ancak etik ve hukuki boyutlar halen tartışma konusu. Otonom silahların kullanımı, uluslararası hukuk ve insancıl hukuk açısından belirsizlikler içeriyor. Birleşmiş Milletler bünyesinde yürütülen müzakereler, ölümcül otonom silah sistemlerinin düzenlenmesini amaçlıyor. Shield AI gibi şirketler, geliştirdikleri teknolojilerin insan kontrolünde kalması gerektiğini savunuyor.
Türkiye, son yıllarda savunma sanayisinde önemli atılımlar yaparak İHA alanında küresel bir oyuncu haline geldi. Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi platformlar, birçok ülkeye ihraç edildi. Türkiye'nin otonom sistemler konusundaki bir sonraki adımı, yapay zeka destekli hava araçları olacak. Bu kapsamda milli imkanlarla geliştirilen yazılımlar ve simülasyon teknolojileri kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savunma sanayisinde otonom sistemlere yönelik yatırımlarını hızlandırmalı. Shield AI gibi şirketlerin geliştirdiği Hivemind benzeri yazılımlar, İHA'ların koordineli hareket etmesini sağlayarak operasyonel üstünlük sağlıyor. Türkiye'nin mevcut İHA kabiliyetini yapay zeka ile birleştirmesi, özellikle sınır güvenliği ve terörle mücadelede önemli avantajlar sunabilir. Ayrıca, yerli simülasyon teknolojileri askeri eğitimde maliyetleri düşürüp etkinliği artırabilir. ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabetinde Türkiye'nin kendi bağımsız çözümlerini geliştirmesi, dışa bağımlılığı azaltacak ve stratejik özerkliği güçlendirecektir. Bu alandaki gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dinamiklerindeki konumunu da doğrudan etkileyecektir.