Pensilvanya Valisi Josh Shapiro, eyalette kızamık nedeniyle dört kişinin ölümünün ardından Başkan Donald Trump'ın Oval Ofis'te kendisi için sarf ettiği "kötü vali" ve "neredeyse yetersiz" sözlerine sert yanıt verdi. Shapiro, "Yetersizlik, 2000 yılında ortadan kaldırıldığı ilan edilen bir hastalığın yeniden ortaya çıkmasına izin vermektir" diyerek Trump yönetimini ve Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.'ı hedef aldı. Tartışma, ABD'de aşı karşıtlığı politikalarının yol açtığı halk sağlığı krizi derinleşirken siyasi kutuplaşmayı da gözler önüne seriyor.
Olayın Arka Planı: Kızamık Salgını ve Siyasi Suçlamalar
Pensilvanya'da son haftalarda kızamık vakalarında endişe verici bir artış yaşandı. Eyalet sağlık yetkililerine göre, aşılanmamış kişiler arasında hızla yayılan virüs, dört kişinin ölümüne neden oldu. Bu ölümler, ABD'de 2019'daki büyük salgından bu yana en ciddi kızamık kaynaklı can kayıpları olarak kayıtlara geçti. Salgının merkezinde, aşı reddi oranlarının yüksek olduğu bazı topluluklar yer alıyor. Federal sağlık kurumları, salgının kontrol altına alınamamasında yerel yönetimlerin yetersiz kalmasını eleştirirken, Shapiro yönetimi suçlamayı federal düzeydeki politika boşluğuna yöneltti.
Başkan Trump, Cuma günü Oval Ofis'te gazetecilerin sorularını yanıtlarken Shapiro'yu hedef aldı: "Pensilvanya'da işler iyi gitmiyor. Vali kötü, neredeyse yetersiz. Kızamık salgınını kontrol edemiyor." Trump, ayrıca Kennedy'nin aşı politikalarını savunarak, "Bobby aşıların içeriğini sorguluyor, bu doğru bir yaklaşım. Herkes her şeyi körü körüne kabul etmemeli" ifadelerini kullandı. Kennedy ise son aylarda aşı güvenliği konusundaki şüpheci söylemleriyle biliniyor ve göreve geldiğinden bu yana aşı zorunluluklarını gevşetme yönünde adımlar attı. Shapiro, yaptığı yazılı açıklamada, "Trump ve Kennedy, bilimi bir kenara bırakıp komplo teorilerine prim veriyor. Bu, insanların hayatına mal oluyor" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Aşı Karşıtlığının Yükselişi
ABD'de kızamık, 2000 yılında yerli bulaşma açısından elimine edilmiş bir hastalık olarak ilan edilmişti. Ancak son yıllarda aşı reddi hareketinin güçlenmesi, bu başarının geri döndürülebileceği endişesini doğurdu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2023'te küresel kızamık vakalarında %79'luk bir artış bildirdi ve aşılamanın azalmasını ana neden olarak gösterdi. Avrupa'da da benzer bir eğilim var; özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde aşı tereddüdü nedeniyle salgınlar görülüyor. Uzmanlar, ABD'deki siyasi liderlerin aşı karşıtı söylemlerinin küresel ölçekte aşı güvenini zayıflattığını vurguluyor. Kennedy'nin aşı-otizm bağlantısına dair defalarca çürütülmüş iddiaları gündeme getirmesi, bilim camiasında tepkiyle karşılanıyor.
Trump yönetiminin sağlık politikaları, pandemi sonrası dönemde aşı zorunluluklarının kaldırılması yönünde şekillendi. Geçtiğimiz ay imzalanan bir kararnameyle, federal kurumlarda aşı kanıtı şartı askıya alındı. Bu karar, çocuk felci ve kızamık gibi hastalıkların geri dönüş riskini artırdığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Pensilvanya'daki salgın, bu politikaların somut sonucu olarak görülüyor. Shapiro, eyalet çapında acil aşı kampanyası başlattı ve okullarda aşı zorunluluğunu yeniden yürürlüğe koydu. Ancak federal destek olmadan bu çabanın yeterli olmayacağını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de kızamık salgını ve aşı karşıtlığının siyasi bir malzeme haline gelmesi, Türkiye için iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Türkiye'nin de zaman zaman aşı tereddüdüyle mücadele ettiği bir dönemde, ABD'den yayılan aşı karşıtı söylemlerin küresel ölçekte aşı güvenini sarsması riskidir. İkincisi, ABD'nin sağlık politikalarındaki istikrarsızlık, NATO içi iş birliği ve pandemiye hazırlık gibi alanlarda ortak çalışmayı zorlaştırabilir. Türkiye, kendi aşı üretim kapasitesini güçlendirerek bu tür dalgalanmalardan daha az etkilenmeyi hedeflemeli.