Pennsylvania Valisi Josh Shapiro, 2028 yılındaki başkanlık seçimlerinin Demokrat Parti'nin temel kimliği üzerine nesilde bir kez yaşanacak bir savaş olması gerektiğini savunuyor. Ancak şu ana kadar bu mücadelenin öncülüğünü üstlenmeye niyetli olmadığını gösteriyor. Axios'a konuşan Shapiro, partinin gelecekteki yönünü belirleyecek bu tartışmanın önemine vurgu yaparken, kendisini doğrudan bu savaşın içinde konumlandırmaktan kaçınıyor.
Shapiro'nun vizyonu ve çekincesi
Demokrat Parti içinde yükselen bir isim olarak görülen Shapiro, partisinin 2024 seçimlerindeki performansını ve sonrasındaki liderlik boşluğunu değerlendiriyor. Başkan Joe Biden'ın yeniden seçilme çabası ve potansiyel bir Donald Trump geri dönüşü arasında sıkışan Demokratlar, kimlik ve mesaj konusunda derin bir tartışma içinde. Shapiro, bu tartışmanın partinin ilerlemeci, merkezci ve sosyal demokrat kanatları arasındaki gerilimleri ortaya çıkardığını belirtiyor. “Partinin kalbinde ne olduğu sorusuna cevap vermeliyiz” diyen Shapiro, ancak bu cevabı bulmak için kendi çabasını sahaya sürmekten kaçınıyor.
2028 yarışı için şimdiden stratejiler
Shapiro'nun bu çekinceli tutumu, 2026 ara seçimlerinin hemen ardından başlayacak olan 2028 başkanlık hazırlıklarını etkiliyor. Demokratlar arasında potansiyel adaylar arasında California Valisi Gavin Newsom, Michigan Valisi Gretchen Whitmer, Illinois Valisi J.B. Pritzker gibi isimler sıralanıyor. Ancak Şapiro, partisinin kendiliğinden bir kimlik bulmasına izin vermek istediğini ifade ediyor. Bu strateji, bir yandan Shapiro'nun ulusal profilini yükseltirken, diğer yandan eleştirmenler tarafından bir tür izleyici pozisyonu almak olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve ulusal yansımalar
Pennsylvania'nın kritik bir salıncak eyalet olması, Shapiro'yu 2028'de kilit bir figür haline getiriyor. Eyalet, 2020'de Biden'a, 2016'da Trump'a oy vermişti. Shapiro'nun vali olarak popülaritesi, eyalet içinde iki partili iş birliği becerisiyle biliniyor. Ancak ulusal düzeyde, partinin ilerlemeci kanadını memnun etmek ile merkezci seçmenleri cezbetmek arasında denge kurması gerekecek. Shapiro'nun bugünkü duruşu, 2028 için daha geniş bir koalisyon inşa etme potansiyelini korurken, henüz kesin bir adaylık ilanı vermediği için değerlendirme sürecinin devam ettiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki Demokrat Parti içi tartışmalar, Türkiye-ABD ilişkileri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Demokrat Parti'nin kimlik savaşı, dış politikada daha müdahaleci veya izolasyonist bir çizgiyi belirleyebilir. Shapiro gibi merkezci bir figürün yükselmesi, Türkiye ile ilişkilerde daha dengeli bir yaklaşım anlamına gelebilir. Ancak şu aşamada bu tartışmalar iç siyasette yoğunlaştığı için, Türkiye'nin kısa vadede bu gelişmelerden doğrudan etkilenmesi beklenmiyor. Yine de ABD'nin iç siyasi dengeleri, küresel ittifakları ve dolayısıyla Türkiye'yi de etkileme potansiyeline sahip.