Bilgisayar destekli metin analizi, 1596 yılında anonim olarak yayımlanan Edward III adlı tiyatro oyununun büyük ölçüde William Shakespeare tarafından yazıldığını ve Christopher Marlowe ile bir işbirliği ürünü olduğunu ortaya koydu. Edinburgh Üniversitesi'nden edebiyat profesörü Dr. Sarah Johnson liderliğindeki uluslararası araştırma ekibi, oyunun yazarlığı konusundaki yüzyıllardır süren tartışmayı sona erdirecek nitelikte deliller sundu. Ekip, oyun metnini Shakespeare'in kesin olarak bilinen eserleriyle karşılaştırarak yazarın üslup özelliklerini, kelime dağarcığını ve cümle yapılarını inceledi. Sonuçlar, oyunun yaklaşık yüzde 60'ının Shakespeare'e, geri kalanının ise Marlowe'a ait olduğunu gösteriyor. Çalışma, Oxford University Press tarafından yayımlanan Shakespeare Quarterly dergisinde yayımlandı.
Araştırmanın detayları ve metodolojisi
Araştırma ekibi, 1596 basımı oyun metnini dijitalleştirerek Shakespeare'in 36 oyunu, soneleri ve diğer şiirleriyle karşılaştırmalı bir analiz yaptı. Makine öğrenimi algoritmaları, yazarın imza niteliğindeki kelime tercihleri, noktalama alışkanlıkları ve sahne yapısı gibi özellikleri taradı. Analiz, oyunun özellikle III. Edward'ın Fransa seferini konu alan sahnelerinin Shakespeare'in tarihi oyunlarıyla (örneğin VI. Henry ve Richard III) güçlü benzerlikler taşıdığını ortaya koydu. Buna karşılık, tebaanın krala sadakati ve bireysel ihanet temalarının işlendiği bazı sahnelerin Marlowe'un Tamburlaine ve Doctor Faustus gibi eserlerindeki üslupla örtüştüğü belirlendi. Dr. Johnson, "Elde ettiğimiz sonuçlar, oyunun Shakespeare'in külliyatına dahil edilmesi gerektiğini hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde gösteriyor. Ayrıca, Shakespeare'in Marlowe ile olan işbirliği, dönemin tiyatro dünyasındaki karmaşık ilişkileri anlamak açısından da çığır açıcı" dedi.
Oyunun yazarlığı konusundaki tartışma, 18. yüzyıldan beri edebiyat çevrelerini meşgul ediyordu. Bazı akademisyenler oyunun tamamen Shakespeare'e ait olduğunu savunurken, diğerleri Marlowe veya başka bir yazara atfediyordu. 20. yüzyılın ortalarında yapılan üslup analizleri, oyunun Shakespeare'in erken dönem eserleriyle benzerlikler taşıdığını göstermiş ancak kesin bir kanıt sunamamıştı. Yeni çalışma, gelişmiş hesaplamalı dilbilim yöntemleri kullanarak bu tartışmayı bilimsel olarak sonuçlandırıyor. Araştırma ekibi, ayrıca oyunun 1596'da neden anonim yayımlandığına dair de ipuçları buldu. O dönemde Marlowe, İngiltere'de sansasyonel bir şekilde öldürülmüş (1593) ve Shakespeare henüz ün kazanmamıştı; bu nedenle yayımcıların isimleri gizlemeyi tercih etmiş olabileceği düşünülüyor.
Edebiyat dünyası ve külliyat üzerindeki etkileri
Bu bulgu, Shakespeare araştırmalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Oyun, artık Shakespeare'in eserleri arasında yer alacak ve gelecekteki basımlarda külliyata eklenecek. Ayrıca, Shakespeare'in Marlowe ile olan işbirliği, dönemin tiyatro yazarları arasındaki etkileşimi göstermesi bakımından da dikkat çekici. Araştırma, Shakespeare'in sadece bir dahi değil, aynı zamanda dönemin diğer yazarlarıyla işbirliği yapan bir profesyonel olduğunu gözler önüne seriyor. Edinburgh Üniversitesi'nden Dr. Johnson, "Bu çalışma, Shakespeare'in yalnız bir deha olduğu mitini yıkarak, onun çağdaşlarıyla olan diyaloğunu ve tiyatro dünyasındaki işbirliğini ortaya koyuyor" şeklinde konuştu. Oyunun metni, ilk kez 1596'da quarto formatında basılmış, ancak yazar adı belirtilmemişti. Daha sonraki yüzyıllarda oyun, farklı yazarlara atfedilmiş ve 20. yüzyılda Shakespeare'in apokrif eserleri arasında sayılmıştı. Yeni kanıtlar, oyunun sahnelenme sıklığını da artırabilir; zira şimdiye kadar yazarlığı belirsiz olduğu için tiyatro toplulukları tarafından pek tercih edilmiyordu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Shakespeare'in eserlerinin yazarlığına ilişkin bu bilimsel gelişme, Türkiye'deki edebiyat ve tiyatro çevrelerini de yakından ilgilendiriyor. Türkiye'de Shakespeare oyunları, Devlet Tiyatroları ve özel tiyatrolar tarafından sıkça sahneleniyor; üniversitelerin İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümlerinde Shakespeare dersleri veriliyor. Edward III'ün külliyata eklenmesi, Türkçe çevirilerde ve akademik çalışmalarda yeni bir kapı aralayabilir. Ayrıca, dijital beşeri bilimler yöntemlerinin edebiyat araştırmalarında kullanımı, Türkiye'deki araştırmacılar için de örnek teşkil ediyor. Kültürel mirasın dijitalleşmesi ve metin analizi konusundaki bu tür çalışmalar, Türkiye'nin kendi edebiyat tarihine (örneğin divan edebiyatı veya halk edebiyatı ürünlerine) uygulanabilir ve disiplinlerarası işbirliklerini teşvik edebilir.