Küresel ölçekte hanehalkı serveti, tarihsel olarak gayrimenkulde yoğunlaşmışken, son dönemde hisse senedi ve finansal varlıklara yöneliyor. Bu değişim, düşük faiz ortamı, teknoloji şirketlerinin yükselişi ve pandemi sonrası tasarruf eğilimlerindeki kayma ile hız kazandı. Özellikle gelişmiş ekonomilerde bireysel yatırımcıların borsaya ilgisi artarken, gayrimenkul yatırımlarının getirisi enflasyon karşısında erimeye başladı. Uzmanlar, bu trendin gelir dağılımı ve finansal istikrar üzerinde önemli etkileri olabileceği uyarısında bulunuyor.
Gayrimenkulden Hisse Senedine Kayışın Arka Planı
Son yirmi yılda birçok ülkede gayrimenkul fiyatları sürekli arttı ve hanehalkı servetinin büyük bölümünü oluşturdu. Ancak 2008 küresel finans krizi sonrası uygulanan gevşek para politikaları, varlık fiyatlarını şişirirken, salgın döneminde artan tasarruflar ve devlet destekleri bireyleri yatırım arayışına itti. Düşük faiz oranları, mevduat getirisini azaltınca, yatırımcılar daha yüksek getiri potansiyeli sunan hisse senedi piyasalarına yöneldi. Teknoloji devlerinin pandemi sırasında hızla değer kazanması, borsaya olan ilgiyi artırdı. Ayrıca, commission-free (komisyonsuz) işlem platformlarının yaygınlaşması, bireysel yatırımcıların piyasalara erişimini kolaylaştırdı. Bu faktörlerin birleşimi, hanehalkı portföylerinde hisse senedi ağırlığını artırdı.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD'de hanehalkı serveti içinde hisse senedi payı son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Avrupa'da da benzer bir eğilim gözleniyor; düşük faiz ortamı ve yükselen borsa, yatırımcıları hisse senedine çekiyor. Ancak bu durum, piyasalarda balon riskini gündeme getiriyor. Öte yandan, gayrimenkul piyasaları da yüksek fiyatlar ve artan mortgage faizleri nedeniyle soğuma sinyalleri veriyor. Uzmanlar, servetin hisse senedine kaymasının, piyasa dalgalanmalarına karşı hanehalkını daha kırılgan hale getirebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, bu değişim, servetin belirli bir kesimde toplanmasına ve gelir eşitsizliğinin artmasına yol açabilir. Gelişmekte olan ülkelerde ise durum farklı: Gayrimenkul hâlâ ana servet kaynağı, ancak genç nüfusun finansal okuryazarlığı arttıkça borsaya ilgi artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de hanehalkı servetinde gayrimenkul önemli bir yer tutsa da, son yıllarda enflasyon ve döviz kuru dalgalanmaları nedeniyle yatırımcılar alternatif arayışına girdi. Borsa İstanbul'da bireysel yatırımcı sayısı rekor kırdı; özellikle gençler ve dar gelirliler, birikimlerini hisse senedine yönlendiriyor. Bu durum, sermaye piyasalarının derinleşmesi açısından olumlu olsa da, yüksek enflasyon ortamında riskli yatırımlara yönelim finansal kırılganlığı artırabilir. Ayrıca, gayrimenkul sektöründeki yavaşlama, inşaat ve bağlantılı sektörleri olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin genç nüfusu ve artan finansal okuryazarlığı, bu dönüşümü hızlandırabilir; ancak düzenleyici otoritelerin piyasa istikrarını gözetmesi kritik önem taşıyor.