ABD hisse senetleri, enflasyonun kötüleştiğine dair son sinyalin ardından Çarşamba günü Temmuz ayından bu yana en kötü günlük performansını sergiledi. S&P 500 endeksi, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığı günden bu yana geçen altı günün beşincisinde de değer kaybederek yüzde 1,1 düştü. Dow Jones Sanayi Ortalaması 48 puan (yüzde 0,1) gerilerken, Nasdaq Composite de günü ekside tamamladı. Veriler, yatırımcıların para politikasına ilişkin beklentilerini yeniden şekillendirmesine yol açtı.
Enflasyon endişeleri ve piyasa tepkisi
Hisse senetlerindeki düşüşün arkasında, enflasyonun beklenenden inatçı seyrettiğine işaret eden son ekonomik veriler yatıyor. Çarşamba günü açıklanan ve enflasyonun yavaşlamak yerine hızlandığını gösteren rapor, Federal Reserve'in faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına dair soru işaretlerini artırdı. Piyasa analistleri, söz konusu verinin merkez bankasının "daha uzun süre yüksek faiz" politikasını sürdürebileceği yönündeki endişeleri güçlendirdiğini belirtiyor.
S&P 500'ün son altı işlem gününün beşinde değer kaybetmesi, yatırımcıların kâr realizasyonuna gittiğini ve risk iştahının azaldığını gösteriyor. Endeks, rekor seviyesine ulaştıktan sonra gelen satış baskısı, özellikle teknoloji ve büyüme hisselerinde belirginleşti. Dow Jones'un sınırlı düşüşü, sanayi ve savunma hisselerindeki görece direnci yansıtırken, Nasdaq'taki kayıplar teknoloji ağırlıklı şirketlerin faiz artışlarına daha duyarlı olduğunu ortaya koydu.
Uzmanlar, enflasyon verisinin ardından tahvil faizlerinin yükseldiğine ve bunun da hisse senetleri üzerinde ek baskı oluşturduğuna dikkat çekiyor. Yatırımcılar, önümüzdeki günlerde açıklanacak istihdam ve üretici fiyatları verilerini yakından takip edecek. Federal Reserve yetkililerinin yapacağı açıklamalar da piyasaların yönü üzerinde belirleyici olacak.
Küresel piyasalara etkisi
ABD'deki enflasyon sürprizi, küresel piyasalar üzerinde de dalgalanma yarattı. Asya ve Avrupa borsaları, ABD'deki düşüşün ardından karışık bir seyir izledi. Dolar endeksi, faiz beklentilerindeki değişimle birlikte değer kazanırken, altın fiyatları geriledi. Gelişmekte olan ülke para birimleri ise dolar karşısında baskı altında kaldı.
Analistler, ABD enflasyonundaki yukarı yönlü sürprizin, diğer merkez bankalarının da para politikasında temkinli davranmasına yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası'nın faiz kararlarında bu verinin etkili olması bekleniyor. Küresel ticaret hacmi ve emtia fiyatları açısından da enflasyonun seyri kritik önem taşıyor.
Öte yandan, ABD ekonomisinin dirençli görünümü, resesyon endişelerini bir süre daha erteleyebilir. Ancak enflasyonun kalıcı hale gelmesi, şirket kârlılıkları üzerinde baskı oluşturarak hisse senedi değerlemelerini olumsuz etkileyebilir. Yatırımcılar, portföylerini yeniden dengelemek için savunma sektörü ve değer hisselerine yönelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi ve Fed'in faiz indirimlerini geciktirebileceği sinyali, küresel risk iştahını azaltarak gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışı riskini artırıyor. Bu durum, Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler için döviz kuru ve faiz üzerinde ek baskı oluşturabilir. Ayrıca, ABD'deki sıkı para politikası, Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki talebi olumsuz etkileyebilir. Ancak, Türkiye'nin son dönemde attığı normalleşme adımları ve rezerv birikimi, küresel dalgalanmalara karşı direncini artırmış durumda. Yine de Fed'in politikası, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın faiz kararlarında dolaylı da olsa belirleyici olmaya devam edecek.