Kanada, yürürlüğe koyduğu yeni sınır politikaları ve Amerika Birleşik Devletleri ile on yıllardır süregelen bir anlaşma sayesinde, ABD'den gelen sığınmacılar için geçişi neredeyse imkansız hale getirdi. Özellikle Suriyeli ve Haitili göçmenlerin kuzeye yönelme umudu, alınan tedbirlerle birlikte giderek azalıyor. Kanada hükümeti, yasadışı geçişleri engellemek ve sınır güvenliğini artırmak amacıyla Resmi Olmayan Sınır Geçişlerini Kullanma Yasağı ve diğer düzenlemeleri devreye soktu.
Kanada'nın Yeni Politikaları ve ABD Anlaşması
Kanada, 2004 yılından bu yana ABD ile Güvenli Üçüncü Ülke Anlaşması'nı (STCA) uyguluyor. Bu anlaşma, sığınmacıların hem Kanada hem de ABD'ye başvuru yapmasını engelleyerek, her iki ülkenin de güvenli kabul edilmesine dayanıyor. Ancak 2023 yılında yapılan bir ek düzenleme ile anlaşmanın kapsamı genişletildi ve artık resmi olmayan sınır geçiş noktaları da dahil edildi. Bu, daha önce Kanada'ya girmek için kullanılan düzensiz geçişleri (örneğin Roxham Yolu) geçersiz kıldı.
Bu değişiklik, ABD'de yaşayan ve sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya olan Suriyeli ve Haitili göçmenleri doğrudan etkiledi. Örneğin, ABD'de geçici koruma statüsü (TPS) bulunan Haitililerin sayısı 2023 itibarıyla 200 bini aşarken, Suriyelilerin sayısı da on binlerle ifade ediliyor. Ancak Kanada, bu grupların sığınma başvurularını kabul etmeyerek onları ABD'ye geri gönderiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kanada'nın bu hamlesi, Kuzey Amerika'da göç politikalarının giderek sertleştiğini gösteriyor. ABD'nin Meksika sınırında aldığı önlemlerle paralel bir şekilde, Kanada da kendi sınırını korumaya odaklanmış durumda. Özellikle Suriye iç savaşı ve Haiti'deki siyasi kriz nedeniyle yerlerinden edilmiş milyonlarca insan için Kanada alternatif bir rota olmaktan çıkıyor. Uzmanlar, bu durumun göçmenlerin daha tehlikeli yollara yönelmesine neden olabileceğini belirtiyor.
Anlaşmanın yürürlükte kalması, Kanada'nın insan hakları yükümlülükleriyle ilgili tartışmaları da beraberinde getiriyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), bu tür anlaşmaların sığınmacıları korumasız bırakabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Ancak Kanada hükümeti, düzenli göç kanallarını teşvik ettiğini ve sığınma başvurularını adil bir şekilde değerlendirdiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel göç politikalarındaki sertleşmenin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Türkiye, Suriye ve diğer bölgelerden gelen mülteciler için önemli bir ev sahibi ülke konumunda. Kanada’nın aldığı bu tür önlemler, Türkiye’nin üzerindeki yükü dolaylı olarak artırabilir, çünkü sığınmacılar için alternatif rotaların kapanması, mevcut bölgelerde kalıcılığı teşvik ediyor. Ayrıca, ABD ile Kanada arasındaki anlaşma, Türkiye’nin AB ile yaptığı geri kabul anlaşmasına benzer bir model oluşturuyor; bu da sığınma hakkının kısıtlanmasına yönelik küresel eğilimi gösteriyor. Türk dış politikası açısından, uluslararası göç yönetiminde dengeli bir yaklaşım benimsenmesi ve insan haklarına saygılı politikaların desteklenmesi önem taşıyor.