İsrail hükümeti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Kurulu’nun geçen ay duyurduğu ve Hamas’ın silahlarını bırakmasını öngören 15 maddelik planı resmen reddetti. Bu gelişme, Gazze Şeridi’nde ateşkesin kalıcılığına ilişkin umutları zayıflatırken, bölgedeki gerilimi yeniden tırmandırdı. İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, planın ‘Hamas’a meşruiyet kazandıracağı’ ve ‘ulusal güvenliği tehlikeye atacağı’ gerekçesiyle kabul edilemeyeceği belirtildi. Ankara’dan yansıyan tepkiler ise planın ‘tek taraflı’ olduğu ve Filistin halkının meşru temsilcileriyle müzakere edilmesi gerektiği yönünde.
Trump’ın 15 Maddelik Planı: İçerik ve Hedefler
Trump yönetiminin Barış Kurulu, geçtiğimiz ay kamuoyuna açıkladığı planla, Hamas’ın tüm ağır silahlarını teslim etmesi ve sivillerin silahlı kanadına katılımının sona ermesi karşılığında İsrail’in Gazze’den kademeli olarak çekilmesini öngörüyordu. Plana göre, Hamas’ın siyasi kanadına yasal statü tanınması ve Gazze’nin yeniden inşası için uluslararası bir fon oluşturulması da yer alıyor. Ancak İsrail, Hamas’ın herhangi bir siyasi geleceğe ortak edilmesini ‘kırmızı çizgi’ olarak görüyor. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun danışmanları, planın ‘Hamas’ı ödüllendirdiğini’ ve ‘7 Ekim saldırılarının intikamını almayı engellediğini’ savunuyor.
İsrail’in reddi, ABD ile İsrail arasında son dönemde yaşanan en ciddi görüş ayrılıklarından biri olarak değerlendiriliyor. Trump yönetimi, planın bölgesel istikrar için ‘son şans’ olduğunu vurgularken, İsrail’in bu tutumunun müzakereleri çıkmaza sokabileceği uyarısında bulundu. Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamada, “Başkan Trump, İsrail’in güvenlik endişelerini anlıyor; ancak bu plan, Filistinliler için umut vaat eden tek somut girişimdir” ifadeleri kullanıldı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar: Arap Dünyasından Tepkiler
İsrail’in kararı, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakerelerini de olumsuz etkiledi. Kahire yönetimi, planın reddedilmesinin ‘şiddet döngüsünü yeniden başlatabileceği’ konusunda uyarırken, Katar Dışişleri Bakanlığı, “Tarafların sorumlu davranması gerektiğini” vurguladı. Suudi Arabistan ise henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak bölgesel kaynaklar, Riyad’ın planı ‘İsrail’in güvenlik garantileri’ açısından yetersiz bulduğunu ancak ‘Arap kamuoyunun tepkisini çekmemek için sessiz kaldığını’ belirtiyor. Avrupa Birliği dış politika şefi Josep Borrell, iki devletli çözüm çerçevesinin korunması gerektiğini ifade ederek taraflara ‘esneklik’ çağrısı yaptı.
Uzmanlar, bu reddin Hamas’ın elini güçlendirebileceğine dikkat çekiyor. Silahlı örgüt, daha önce planı ‘İsrail’in dayatması’ olarak nitelendirmiş ancak ‘müzakereye açık olduğu’ sinyalini vermişti. Ancak İsrail’in reddi, Hamas’ın da pazarlık masasından kalkmasına neden olabilir. Bu durumda, Gazze’de yeniden çatışma riski artarken, bölgedeki insani kriz derinleşecek. Birleşmiş Milletler’e göre, Gazze nüfusunun yüzde 80’i yerinden edilmiş durumda ve acil gıda, su ve tıbbi yardıma ihtiyaç duyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, planın açıklanmasının ardından temkinli bir yaklaşım sergilemiş; Dışişleri Bakanlığı, ‘Filistin halkının meşru temsilcileriyle müzakere edilmesi’ koşulunu öne sürmüştü. İsrail’in reddi, Türk dış politikasının ‘iki devletli çözüm ve Filistin’in egemenliği’ ilkelerini teyit ediyor. Ancak Ankara, bu süreçte aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmekten kaçınıyor; zira Hamas ile olan ilişkileri nedeniyle Batı’dan eleştiri alabiliyor. Buna karşın, Gazze’deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye’nin bölgedeki etkinliğini artırabileceği gibi, enerji güvenliği ve Doğu Akdeniz’deki dengeleri de etkileyebilir. Türkiye’nin, Filistin davasına verdiği destek ile bölgesel istikrar arayışı arasında denge kurması gerekiyor.