Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Keşmir sorununu uluslararası gündeme taşıdı ve 2025 yılında Hindistan ile Pakistan arasında yaşanan çatışmada ABD Başkanı Donald Trump'ın "kararlı ve vizyoner liderliği" sayesinde "zamanında müdahale" ile yüz milyonlarca insanın hayatının kurtulduğunu ifade etti. Şerif, Amerikan liderine teşekkür ederek, müdahalenin Güney Asya'da büyük bir felaketi önlediğini vurguladı.
Keşmir Sorunu ve Hindistan-Pakistan Gerilimi
Şerif'in BM kürsüsünden yaptığı açıklamalar, Keşmir'in Hindistan ve Pakistan arasında uzun süredir devam eden anlaşmazlığın merkezinde olduğu bir dönemde geldi. 1947'deki bölünmeden bu yana iki ülke arasında üç büyük savaş yaşandı; Keşmir ise her iki ülkenin de hak iddia ettiği bir bölge olarak duruyor. 2019'da Hindistan'ın Cemmu ve Keşmir'e özel statü tanıyan anayasanın 370. maddesini yürürlükten kaldırması, bölgedeki tansiyonu daha da artırmıştı. Pakistan, bu adımı defalarca BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirdi.
2025'teki çatışma, iki nükleer güç arasında son yılların en ciddi askeri krizlerinden biri olarak kayda geçti. Çatışmanın hangi olayla tetiklendiğine dair ayrıntılar sınırlı olsa da, Şerif'in açıklamaları krizin boyutunun bölgesel istikrarı tehdit eder hale geldiğini gösteriyor. Başbakan, Trump'ın devreye girmesinin "yüz milyonlarca insanın hayatını kurtardığını" belirterek, diplomatik müdahalenin kritik rolüne işaret etti.
Şerif'in BM Genel Kurulu'ndaki konuşması, Pakistan'ın Keşmir meselesini her fırsatta uluslararası platformlara taşıma stratejisinin bir parçası. Pakistan, Keşmir'de insan hakları ihlalleri olduğunu savunuyor ve uluslararası toplumun daha aktif rol alması çağrısında bulunuyor. Hindistan ise Keşmir'i iç meselesi olarak görüyor ve üçüncü tarafların arabuluculuk girişimlerine sıcak bakmıyor. Bu nedenle Şerif'in Trump'a yönelik teşekkürü, dolaylı olarak Hindistan'ın pozisyonunu zayıflatmayı amaçlayan bir hamle olarak da okunabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Şerif'in konuşması, Güney Asya'daki güç dengeleri ve ABD'nin bölgedeki rolü açısından önemli mesajlar içeriyor. Trump yönetiminin 2025'teki çatışmaya müdahalesi, Washington'un geleneksel olarak Hindistan ile stratejik ortaklığını derinleştirme eğiliminde olduğu bir dönemde gerçekleşti. ABD, son yıllarda Çin'e karşı Hint-Pasifik stratejisinin merkezine Hindistan'ı yerleştirmiş durumda. Ancak Trump'ın Pakistan'a yönelik teşekkür edilen müdahalesi, ABD'nin bölgede denge politikası izleme çabası olarak yorumlanabilir.
Keşmir meselesi, BM Güvenlik Konseyi'nin 1948'den bu yana aldığı çeşitli kararlarda halk oylaması yapılmasını öngörüyor; fakat bu kararlar bugüne dek uygulanmadı. Pakistan, bu kararlara atıfta bulunarak uluslararası hukuk zemininde haklılığını savunuyor. Hindistan ise Keşmir'in 1947'de imzalanan Katılım Belgesi ile kendi topraklarına katıldığını öne sürüyor. İki ülke arasındaki anlaşmazlık, nükleer silahlara sahip olmaları nedeniyle küresel güvenlik açısından da risk taşıyor.
Şerif'in konuşmasında öne çıkan bir diğer nokta, uluslararası toplumun Keşmir konusunda daha fazla sorumluluk alması çağrısıydı. Pakistan Başbakanı, BM'nin soruna kalıcı çözüm bulma konusunda yetersiz kaldığını ima ederek, üye ülkeleri harekete geçmeye davet etti. Bu çağrı, özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler nezdinde yankı bulabilir. Ancak Hindistan'ın ekonomik ve askeri kapasitesi ile diplomatik ağırlığı, Keşmir'in BM gündemine taşınmasını zorlaştırıyor.
Trump'a yönelik teşekkür ise Pakistan'ın ABD ile ilişkilerini dengeleme çabası olarak görülebilir. Pakistan, son yıllarda Çin ile stratejik işbirliğini derinleştirirken, ABD ile ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir izledi. Şerif'in açıklamaları, Washington ile diyaloğu canlı tutma ve olası bir arabuluculuk rolünü teşvik etme amacı taşıyor olabilir. Öte yandan Hindistan, ABD'nin Pakistan'a yönelik bu tür bir jestini dikkatle izleyecek ve kendi güvenlik çıkarlarına aykırı bir gelişme olup olmadığını değerlendirecektir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Keşmir sorununa geleneksel olarak Pakistan'ın yanında yaklaşmış ve sorunun BM kararları çerçevesinde çözülmesi gerektiğini savunmuştur. Şerif'in BM'deki çıkışı ve Trump'a teşekkürü, Ankara'nın bölgesel dengelerdeki konumunu doğrudan etkilemez; ancak Güney Asya'daki istikrar, Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik çıkarları açısından önemlidir. Hindistan-Pakistan arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin hem İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi olarak hem de bölgesel bir güç olarak diplomatik manevra alanını daraltabilir. Ayrıca ABD'nin bölgeye müdahalesi, Türkiye'nin Washington ile ilişkilerinde yeni bir denge unsuru oluşturabilir. Türkiye, olası bir arabuluculukta rol almak isteyebilir.