ABD Senatosu, 13 Şubat 2020 tarihinde, Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı askeri güç kullanma yetkisini sınırlayan bir kararı (War Powers Resolution) kabul etti. Karar, 50'ye 40 oyla geçerken, Cumhuriyetçi Parti'den dört senatör parti çizgisinin dışına çıkarak lehte oy kullandı. Bu gelişme, özellikle Kasım 2020'deki başkanlık seçimleri öncesinde, Kongre'nin dış politika ve savaş yetkileri konusundaki gerilimi bir kez daha gözler önüne serdi. Karar, Temsilciler Meclisi'nden de geçmesi halinde yasalaşacak ancak Başkan Trump'ın veto yetkisi bulunuyor.
Arka Plan: Süleymani Suikastı ve Artan Gerilim
Kararın gündeme gelmesinin arka planında, 3 Ocak 2020'de ABD'nin Bağdat'ta düzenlediği hava saldırısıyla İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin öldürülmesi yatıyor. Bu operasyon, ABD-İran gerilimini tırmanma noktasına taşımış, İran'ın misilleme olarak Irak'taki ABD üslerine balistik füze saldırısı düzenlemesiyle iki ülke savaşın eşiğine gelmişti. Saldırı sonrası ABD'de hem kamuoyunda hem de Kongre'de, Başkan'ın savaş yetkisini kötüye kullandığı yönünde eleştiriler yükseldi.
Savaş Yetkileri Kararı, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası'na dayanıyor. Bu yasa, Başkan'ın askeri güç kullanma kararını Kongre'ye bildirmesini ve 60 gün içinde onay almasını zorunlu kılıyor. Ancak yıllar içinde birçok başkan bu yasayı dolaylı yollardan aşmıştı. Trump yönetimi, Süleymani suikastını Kongre'ye bildirmiş ancak operasyonun gerekçeleri konusunda tatmin edici açıklama yapmadığı için eleştirilmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Karar, ABD iç siyasetindeki kutuplaşmanın dış politikaya yansıması olarak da okunabilir. Demokratlar, Başkan'ın İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasının başarısız olduğunu ve askeri maceralardan kaçınılması gerektiğini savunurken, Cumhuriyetçilerin bir kısmı da bu görüşe katılıyor. Karara destek veren Cumhuriyetçi senatörler Rand Paul, Mike Lee, Susan Collins ve Todd Young, geleneksel olarak savaş karşıtı veya özgürlükçü çizgideki isimler.
Ancak kararın sembolik ağırlığı daha büyük. Zira benzer bir karar, 2019 yılında Yemen savaşı için çıkarılmış ancak Trump tarafından veto edilmişti. Bu kez de benzer bir senaryo olası: Karar Temsilciler Meclisi'nden geçse bile Başkan'ın vetosunu aşmak için üçte iki çoğunluk gerekiyor ki bu şu an için mümkün görünmüyor. Yine de Kongre'nin iradesi, özellikle İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırdığı bir dönemde, ABD'nin Ortadoğu'daki angajmanının sorgulanmasına yol açtı.
Bölgesel düzeyde, İran'ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini askıya alması, ABD'nin yaptırımları ve Avrupa'nın arabuluculuk çabaları arasında sıkışan bir denklem var. ABD'nin askeri güç kullanma yetkisinin sınırlanması, İran'a olası bir askeri operasyonun önünü kesmese de, Başkan'ın elini zayıflatıyor. Tahran yönetimi, bu kararı bir zafer olarak sunabilir ancak asıl test, kararın yasalaşıp yasalaşmadığı olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasındaki gerilimden doğrudan etkilenen bir ülke. ABD'nin İran'a yönelik askeri bir harekâtı, bölgede istikrarsızlığı artırabilir ve Türkiye'nin güvenlik endişelerini derinleştirebilir. Ayrıca Irak ve Suriye'deki İran destekli grupların faaliyetleri, Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit ediyor. Kongre'nin savaş yetkilerini sınırlama yönündeki adımı, Ankara açısından kısa vadede bir rahatlama sağlasa da, İran'ın nükleer programı ve bölgesel yayılmacılığı sorun olmaya devam ediyor. Türkiye, diplomatik çözümlerden yana bir tutum sergilerken, ABD'nin İran politikasındaki olası bir değişiklik, Ankara'nın bölgesel çıkarlarını doğrudan etkileyecek.