ABD Senatosu'ndaki Cumhuriyetçi kanat, Başkan Donald Trump'ın İran ile duyurduğu sözde barış anlaşmasına ihtiyatla yaklaşıyor. Parti içi müttefikleri bile, anlaşmanın Tahran'ın nükleer programını gerçekten durdurup durdurmayacağını sorgularken, daha fazla ayrıntı talep ediyor. Capitol Hill'deki kaynaklar, senatörlerin anlaşma metnini incelemeden bir pozisyon almak istemediğini, Trump yönetiminden kapsamlı bir brifing beklediklerini bildiriyor. Gelişme, ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden gerginliklerin ardından, olası bir diplomatik açılım sinyali olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, İran ile varıldığını iddia ettiği anlaşmayı kamuoyuna duyururken, detayları sınırlı tuttu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, anlaşmanın İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırmayı ve bölgesel gerilimi azaltmayı hedeflediği belirtildi. Ancak Senato'daki Cumhuriyetçi liderler, anlaşmanın kapsamı ve uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getirdi. Özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesine yönelik somut önlemlerin olup olmadığı merak ediliyor. Bazı senatörler, Obama dönemindeki nükleer anlaşmanın (JCPOA) Trump tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini hatırlatarak, yeni anlaşmanın kalıcı olması için kongre onayı gerektiğini savunuyor.
Muhafazakar çevrelerde ise anlaşmaya şüpheyle yaklaşanlar var. Heritage Foundation gibi düşünce kuruluşları, İran'ın bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisini sonlandırmadığı sürece anlaşmanın eksik kalacağını öne sürüyor. Öte yandan Demokrat senatörler, Trump yönetimini anlaşma müzakerelerinde Kongre'yi dışlamakla suçluyor. Bu siyasi tartışmalar, anlaşmanın onay sürecini belirsizliğe sürüklüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İran ile olası bir anlaşma, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Orta Doğu'yu etkileme potansiyeline sahip. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörler, İran'ın nükleer programına son verilmesini talep ederken, aynı zamanda Tahran'ın Yemen ve Suriye'deki etkinliğine son vermesini istiyor. İsrail ise anlaşmayı yakından izliyor; Başbakan Binyamin Netanyahu, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engelleyecek her türlü adımı destekleyeceğini ancak mevcut anlaşmanın yeterli olmadığını belirtiyor. Avrupa ülkeleri ise temkinli bir iyimserlik içinde; Almanya ve Fransa, anlaşmanın JCPOA'nın yerini alıp alamayacağını değerlendiriyor. Ekonomik boyuta bakıldığında, anlaşma İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesini içerebilir ki bu da küresel petrol piyasalarını etkileyebilir. Uzmanlar, İran'ın petrol ihracatını artırması halinde fiyatların düşebileceğini, ancak ABD'nin enerji sektöründeki çıkarlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olmanın yanı sıra enerji ithalatında Tahran'a bağımlı bir ülke olarak anlaşmayı yakından takip ediyor. Olası bir ABD-İran mutabakatı, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan etkileyebilir; yaptırımların hafiflemesi halinde Türkiye'nin İran doğalgazına erişimi kolaylaşabilir. Öte yandan, İran'ın bölgesel nüfuzunun sınırlanması, Suriye ve Irak'taki dengeleri değiştirebilir. Ankara, anlaşmanın İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemesini ve bölgesel istikrara katkı sağlamasını umuyor. Ancak anlaşmanın kapsamı ve ABD'nin taahhütlerinin sürekliliği konusundaki belirsizlikler, Türkiye'nin diplomatik manevra alanını daraltabilir.