Nepal ile Tibet sınırındaki kutsal Kailash Dağı'na ulaşmaya çalışan hacılar, bölgede etkili olan şiddetli muson yağmurlarının yol açtığı sel ve heyelanlara rağmen zorlu yolculuklarını sürdürüyor. Hinduizm, Budizm, Jainizm ve Bon inancına mensup binlerce kişi için ömür boyu bir kez gerçekleştirilebilecek bu manevi yolculuk, doğanın gazabıyla mücadeleyi de beraberinde getiriyor.
Kailash Dağı'nın manevi önemi ve hac rotası
Deniz seviyesinden 6.638 metre yüksekliğiyle Kailash Dağı, dört büyük din için dünyanın en kutsal noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Hinduizm'de Tanrı Şiva'nın meskeni olduğuna inanılan dağ, Budistler için de aydınlanmanın sembolü. Her yıl yüzlerce hacı, Nepal'in Humla bölgesinden başlayan ve Tibet'in batısındaki dağın eteklerine ulaşan yaklaşık 200 kilometrelik yürüyüş rotasını kullanıyor.
Bu yılki hac mevsimi, Haziran ayından bu yana etkili olan ve Nepal genelinde yüzlerce cana mal olan sellerin gölgesinde başladı. Özellikle Karnali ve Gandaki nehir havzalarında taşkınlar, köprüleri yıkarken, dağ yollarını da kullanılamaz hale getirdi. Nepal ordusu ve yerel arama kurtarma ekipleri, mahsur kalan hacıları tahliye etmek için seferber oldu.
Katmandu'dan yola çıkan bir grup Hint hacı, yürüyüşün başlangıç noktası olan Simikot'a ulaşmak için helikopterle taşınmak zorunda kaldı. Hacılardan 62 yaşındaki Ramesh Sharma, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Sel felaketi yüzünden yollar kapandı ama biz Kailash'ın çağrısını duyduk. Bu zorluklar, inancımızın bir sınavı diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
İklim değişikliği ve bölgesel istikrarsızlık tehdidi
Uzmanlar, Himalayalar'daki iklim değişikliğinin, bu tür aşırı hava olaylarını daha sık ve şiddetli hale getirdiğini belirtiyor. Nepal Ulusal Afet Risk Azaltma Otoritesi'nin verilerine göre, bu yılki muson sezonunda ülke genelinde en az 250 kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi evsiz kaldı. Himalaya bölgesindeki buzul göllerinin erimesiyle oluşan taşkınların, önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor.
Öte yandan, Tibet'teki siyasi istikrarsızlık ve Çin'in Katolik hacılar gibi bazı gruplara yönelik kısıtlamaları, bölgedeki dini turizmi olumsuz etkiliyor. Çin yönetimi, Kailash bölgesine girişleri kontrollü bir şekilde sürdürürken, Nepal tarafındaki yetkililer, hacı akınından kaynaklanan ekonomik canlanmanın sürmesi için alternatif rotalar geliştirmeye çalışıyor.
Nepal Turizm Kurulu, bu yıl Kailash'a giden hacı sayısının, sel felaketine rağmen geçen yıla göre yüzde 15 artarak 3.500'e ulaşacağını öngörüyor. Kurul yetkililerinden Suman Ghimire, "Hac turizmi, Nepal'in kırsal ekonomisi için hayati önemde. Seller nedeniyle birçok köy yolunun kapalı olması, yerel rehberler ve konaklama işletmecilerini zor durumda bıraktı" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kailash Dağı hac yolculuğu, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişme olmamakla birlikte, bölgesel istikrar açısından önem taşıyor. Türkiye, Güney Asya'daki dini ve kültürel turizme ilgi duyan vatandaşlarının güvenliği açısından Nepal'deki altyapı sorunlarını yakından izlemeli. Ayrıca, iklim değişikliğinin Himalayalar'da yol açtığı yıkıcı etkiler, Türkiye'nin de içinde olduğu Akdeniz havzasında benzer risklere işaret ediyor. Bu nedenle, Ankara'nın iklim diplomasisinde ve afet yönetimi işbirliğinde Nepal gibi kırılgan ülkelerle dayanışma içinde olması, küresel ölçekte artan doğal afetlere karşı ortak çözümler geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Türk vatandaşlarının bu tür riskli bölgelere seyahatlerinde Dışişleri Bakanlığı'nın uyarılarını dikkate alması da önem arz ediyor.