Cumhuriyetçi Parti'nin birçok eyalette seçim bölgelerini kendi lehine yeniden düzenlemesi, Demokratların önümüzdeki seçimlerde Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanabilmesi için ulusal oy ortalamasında yaklaşık 2 puanlık bir artışa ihtiyaç duyacağını ortaya koyuyor. Axios'un The Downballot ve MIT Seçim Laboratuvarı verileri üzerine yaptığı analize göre, mevcut seçim haritası Demokratları dezavantajlı bir konuma getiriyor. Özellikle Alabama’da federal mahkeme kararına rağmen eyaletin yeniden düzenleme süreci temyiz aşamasında bulunuyor. Bu durum, Demokratların 218 sandalyeye ulaşmak için her bölgede ne kadar oy kazanmaları gerektiğini ayrıntılı şekilde gösteriyor.
Cumhuriyetçilerin yeniden düzenleme stratejisi nasıl işliyor?
2010 yılındaki nüfus sayımının ardından Cumhuriyetçi Parti, birçok eyalet meclisinde çoğunluğu ele geçirerek seçim bölgelerini kendi lehine çizme fırsatı buldu. Bu süreç, her on yılda bir yapılan nüfus sayımının ardından koltuk dağılımı ve bölge sınırlarının yeniden belirlendiği “redistricting” olarak adlandırılıyor. Cumhuriyetçilerin bu stratejisi, Demokratların oy oranlarındaki artışa rağmen sandalye sayılarını artırmalarını zorlaştırıyor. Axios’un analizi, Demokratların şu anki durumda yaklaşık %50,5 ulusal oy oranına ulaşmaları halinde ancak 218 sandalye kazanabileceklerini, yani Cumhuriyetçilerin %49,5 ile bile çoğunluğu koruyabileceğini gösteriyor. Bu fark, 2020 seçimlerinde %50,8 oy alan Demokratların yalnızca 222 sandalye kazanmasıyla da destekleniyor. Alabama’nın durumu ise ayrı bir önem taşıyor; federal mahkeme eyaletin bir Afro-Amerikan çoğunluk bölgesi oluşturmasını emretmesine rağmen, Alabama Valiliği ve Cumhuriyetçi yönetim kararı temyize taşıdı. Bu davanın sonucu, gelecekteki seçim haritası için emsal teşkil edebilir.
ABD siyasetinde kutuplaşma ve seçim güvenliği tartışmaları
Seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi, ABD siyasetindeki kutuplaşmayı derinleştiren unsurlardan biri olarak görülüyor. Her iki parti de bunu bir güç aracı olarak kullanırken, Cumhuriyetçilerin bu alandaki başarısı Demokratların itirazlarına yol açıyor. Uzmanlar, bu durumun sandalye dağılımında adaletsizliğe neden olduğunu ve seçmen iradesinin tam olarak yansımadığını belirtiyor. Öte yandan, bazı eyaletler bağımsız komisyonlar kurarak bu süreci partizan etkilerden arındırmaya çalışıyor. California gibi eyaletlerde bağımsız komisyonların çizdiği haritaların daha dengeli olduğu ifade ediliyor. Ancak Cumhuriyetçilerin kontrolündeki eyaletlerde bu tür reformların önü tıkanıyor. Alabama davası, Yüksek Mahkeme’nin bu konuda nasıl bir karar vereceği konusunda belirleyici olacak. Ayrıca, Georgia ve Texas gibi diğer eyaletlerde de benzer davalar bulunuyor. Bu hukuki süreçler, 2024 seçimlerine kadar devam edebilir ve haritayı önemli ölçüde etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki seçim sistemi ve partizan yeniden düzenleme uygulamaları, Türkiye’nin dış politikası açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, ABD’nin iç siyasi dengelerinin uluslararası karar alma süreçlerine yansıması nedeniyle önem taşıyor. Kongre’nin oluşumu, Türkiye’yi ilgilendiren konulardaki yasama faaliyetlerini (örneğin silah satışları, yaptırımlar veya Ermeni iddiaları) doğrudan etkiliyor. Demokratların dezavantajlı konumu, Temsilciler Meclisi’nde Türkiye karşıtı grupların etkisini artırabilirken, Cumhuriyetçilerin de kendi iç dinamiklerinde Türkiye’ye yönelik tutumlar farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle, ABD seçim haritasının şekillenmesi, Ankara’nın Washington’daki lobi faaliyetleri ve diplomasi stratejileri açısından yakından takip edilmesi gereken bir konudur.