Suriye Demokratik Güçleri (SDG), geçtiğimiz hafta resmen feshedildiğini duyurdu. Bu karar, Suriye Kürtlerinin siyasi tanınma mücadelesinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. Ülkenin fiili lideri Ahmed eş-Şaraa'nın, SDG'nin dağılmasının ardından Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt bölgelerine nasıl yaklaşacağı ise belirsizliğini koruyor. Arab Digest'te yayımlanan ve izinle çevrilen bu analiz, SDG'nin kendini feshetmesinin ardındaki karmaşık süreci ve Kürtlerin geleceğine dair soru işaretlerini ele alıyor.
SDG'nin Feshi: Arka Plan ve Nedenleri
SDG, 2015 yılında IŞİD'e karşı yürütülen mücadelede ABD öncülüğündeki koalisyonun en önemli müttefiki olarak kuruldu. Kürt Halk Koruma Birlikleri (YPG) çekirdeğini oluşturduğu yapı, zamanla Arap, Süryani ve Türkmen grupları da bünyesine kattı. ABD'nin askeri desteğiyle IŞİD'i yenilgiye uğratan SDG, Suriye'nin kuzeydoğusunda geniş bir alanı kontrol altına aldı ve burada özerk bir yönetim kurdu.
Ancak son yıllarda değişen dengeler, SDG'nin varlığını sürdürmesini zorlaştırdı. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltma eğilimi, Türkiye'nin sınır güvenliği konusundaki kararlı tutumu ve Suriye rejiminin değişen pozisyonu, SDG'yi fesih kararına iten faktörler arasında. Fesih süreci, SDG'nin siyasi kanadı olan Suriye Demokratik Konseyi'nin (SDK) yeni bir yapılanmaya gitmesini de içeriyor. Bu yeni yapı, Kürtlerin siyasi kazanımlarını korumayı ve Suriye'nin geleceğinde söz sahibi olmayı hedefliyor.
Fesih kararı, SDG içindeki farklı bileşenler arasında uzun süredir devam eden tartışmaların bir sonucu. Özellikle Arap aşiret liderleri, SDG'nin Kürt milliyetçi bir çizgiye kaydığını ve kendilerinin dışlandığını düşünüyordu. Fesih, bu gerilimleri azaltmayı ve daha kapsayıcı bir siyasi oluşumun önünü açmayı amaçlıyor.
Şaraa Yönetiminin Kürt Politikası: Belirsizlik Hakim
Suriye'nin fiili lideri Ahmed eş-Şaraa, SDG'nin feshedilmesini memnuniyetle karşıladı. Şaraa, SDG'yi "ayrılıkçı bir yapı" olarak nitelendiriyor ve ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini savunuyordu. Fesih kararı, Şaraa yönetiminin Kürtlerle diyalog kurma ve onları merkezi yönetime entegre etme yönünde bir fırsat olarak görülüyor. Ancak Şaraa'nın Kürtlere yönelik somut adımları henüz netlik kazanmadı.
Şaraa, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamalarda, Suriye'nin tüm etnik ve dini gruplarını kucaklayan bir yönetim kuracağını vaat etmişti. Ancak pratikte, Kürtlerin siyasi ve kültürel hakları konusunda ne kadar ileri gideceği belirsiz. Şaraa'nın danışmanlarından bazıları, Kürtçe eğitim ve yerel yönetimlerde özerklik gibi konularda taviz verilebileceğini ima ederken, sertlik yanlıları merkezi otoritenin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
SDG'nin feshi, Şaraa için bir ikilem yaratıyor: Bir yandan Kürtleri sisteme dahil ederek istikrarı sağlamak, diğer yandan Türkiye'nin hassasiyetlerini gözetmek zorunda. Türkiye, PKK'nın Suriye uzantısı olarak gördüğü YPG'nin herhangi bir siyasi yapıda meşruiyet kazanmasına karşı çıkıyor. Şaraa'nın bu dengeyi nasıl kuracağı, önümüzdeki dönemin en kritik sorularından biri.
Bölgesel ve Küresel Boyut
SDG'nin feshi, sadece Suriye'yi değil, bölgesel dengeleri de etkiliyor. ABD, SDG'yi IŞİD'e karşı mücadelede kilit müttefik olarak görüyordu ve fesih kararı, Washington'un Suriye politikasında bir boşluk yaratabilir. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, gelişmeyi "dikkatle izlediklerini" belirterek, Suriye'nin kuzeydoğusundaki istikrarın korunması gerektiğini vurguladı.
Rusya ise Şaraa yönetimine verdiği destekle, Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunuyor ve SDG'nin feshedilmesini olumlu karşıladı. Moskova, Kürtlerin Suriye devleti çatısı altında temsil edilmesi gerektiğini savunuyor. İran da benzer şekilde merkezi yönetimin güçlenmesinden yana.
Avrupa ülkeleri ise SDG'nin feshini, Kürtlerin kazanımlarının korunması açısından endişeyle izliyor. Avrupa Birliği, Suriye'de kalıcı bir çözüm için Kürtlerin siyasi sürece dahil edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak Avrupa'nın bu konudaki etkisi sınırlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
SDG'nin feshi, Türkiye'nin Suriye politikası açısından önemli bir dönüm noktası. Türkiye, uzun süredir YPG'nin Suriye'nin kuzeyinde otonom bir yapı kurmasını engellemeye çalışıyor. Fesih kararı, Türkiye'nin askeri ve diplomatik baskısının bir sonucu olarak görülebilir. Ancak Şaraa yönetiminin Kürtlere ne kadar taviz vereceği, Türkiye'nin güvenlik endişelerini ne ölçüde gidereceği belirsiz. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG'den arındırılmış bir bölge istiyor. SDG'nin feshi bu hedefe hizmet etse de, yeni siyasi oluşumun içinde YPG unsurlarının yer alması, Ankara'nın tepkisini çekebilir. Ayrıca, ABD'nin bölgedeki tutumu ve Şaraa'nın Kürt politikası, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde izleyeceği stratejiyi belirleyecek.