İsrail güçleri, Güney Lübnan'a yönelik askeri operasyonlarını 8 Ekim 2023'ten bu yana aralıksız sürdürüyor. Lübnan resmi kaynaklarına göre, son 24 saat içinde gerçekleşen saldırılarda en az 12 sivil hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. İsrail ordusu, hedeflerinin Hizbullah'a ait altyapı tesisleri olduğunu öne sürerken, Lübnan hükümeti saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtiyor. Bölgede tansiyon her geçen gün daha da yükseliyor ve geniş çaplı bir savaş riski artıyor.
Çatışmaların Arka Planı ve Son Durum
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırının ardından başlayan sürecin bir parçası olarak görülüyor. O tarihten bu yana Lübnan-İsrail sınır hattında karşılıklı saldırılar devam ediyor. İsrail, Hizbullah'ın Lübnan'ın güneyinde oluşturduğu askeri altyapıyı hedef aldığını savunurken, Lübnan cephesinde sivil yerleşim birimleri de ciddi hasar görüyor. Son haftalarda İsrail'in hava saldırıları ve topçu atışları, başta Tire, Sidon ve Nebatiye olmak üzere birçok kenti vurdu. Hizbullah ise İsrail'in kuzeyindeki askeri mevzilere ve sınır kasabalarına roket ve İHA saldırıları düzenleyerek karşılık veriyor. Taraflar arasındaki bu düşük yoğunluklu çatışma, zaman zaman yüksek yoğunluklu çatışmalara dönüşerek bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Lübnan hükümeti, ülkenin zaten içinde bulunduğu ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle saldırılara etkili bir yanıt veremiyor. Ülkedeki geçici hükümet, uluslararası topluma çağrıda bulunarak İsrail'in saldırılarının durdurulması için baskı yapılmasını istiyor. Ancak şu ana kadar somut bir adım atılmış değil. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), bölgede gözlemci olarak bulunmasına rağmen çatışmaları engelleyemiyor. UNIFIL araçları zaman zaman saldırılardan etkileniyor ve personel güvenliği risk altında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Güney Lübnan'a yönelik saldırıları, Orta Doğu'da daha geniş bir çatışmanın parçası olarak değerlendiriliyor. İran, Hizbullah'ın en önemli destekçisi konumunda ve İsrail'e karşı dolaylı bir savaş yürütüyor. İran Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in saldırılarını kınayarak, "Siyonist rejimin saldırganlığına karşı direniş ekseninin yanında olduklarını" açıkladı. ABD ise İsrail'e verdiği desteği sürdürürken, çatışmanın yayılmasını önlemek için diplomatik çabalara öncülük ediyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bölgeye yaptığı ziyaretlerde taraflara itidal çağrısında bulundu. Ancak İsrail, askeri operasyonlarını durdurma niyetinde olmadığını gösteriyor.
Avrupa Birliği ve Rusya da bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyor. AB, Lübnan'a insani yardım gönderilmesi için çağrı yaparken, Rusya İsrail'in saldırılarını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi. Çin ise taraflara diyalog çağrısı yapmakla yetiniyor. Bölgesel aktörlerden Suudi Arabistan ve Mısır, çatışmanın yayılmasından endişe duyduklarını belirterek ateşkes çağrısı yapıyor. Türkiye ise başından bu yana İsrail'in saldırılarını kınayarak, iki devletli çözüm ve uluslararası hukuka saygı vurgusu yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Güney Lübnan'a yönelik saldırıları, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika öncelikleri açısından ciddi riskler taşıyor. Lübnan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir göç dalgasına ve terör tehdidine yol açabilir. Ayrıca Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü destekleyen bir tutum sergiliyor ve İsrail'in saldırılarını uluslararası hukuka aykırı buluyor. Olası bir geniş çaplı savaş, Doğu Akdeniz'deki enerji projelerini ve ticaret yollarını da olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü üstlenmesi ve ateşkes için diplomatik girişimlerde bulunması muhtemel. Ancak İsrail'in tutumu ve ABD'nin desteği, Türkiye'nin elini zayıflatıyor.