25 Ağustos'ta Şam'daki Halk Sarayı'nda Mazlum Abdi, on yıldır komuta ettiği Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) feshedildiğini duyurdu. Önce Arapça, ardından Kürtçe konuşan Abdi, gücün Suriye ordusuna katıldığını ve artık bağımsız hareket etmeyeceğini belirtti. Bu açıklama, Suriye iç savaşında kritik bir dönüm noktası olarak kaydedildi.
Gelişmenin Arka Planı
SDG, 2015 yılında IŞİD'e karşı mücadelede ABD öncülüğündeki koalisyonun en önemli kara gücü olarak kuruldu. Ağırlıklı olarak Halk Koruma Birlikleri (YPG) milislerinden oluşan SDG, zamanla Suriye'nin kuzeydoğusunda geniş bir bölgeyi kontrol etmeye başladı. Ancak Türkiye, YPG'yi PKK'nın uzantısı olarak görüyor ve sınır bölgesinde ciddi bir güvenlik tehdidi olarak değerlendiriyordu.
ABD'nin 2019'da bölgeden kısmen çekilmesinin ardından SDG, Suriye rejimi ve Rusya ile temkinli ilişkiler geliştirdi. 2024 yılına gelindiğinde, Suriye iç savaşında dengeler değişti; rejim güçleri ve müttefikleri kuzeydoğuda daha fazla kontrol sağladı. Ağustos 2025'teki bu açıklama, SDG'nin artık bağımsız bir askeri aktör olarak varlığını sürdüremeyeceğini gösteriyor.
Abdi'nin konuşmasında, SDG'nin Suriye ordusu çatısı altında entegre olacağını ve Kürt halkının haklarının anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurguladığı bildirildi. Ancak bu entegrasyonun nasıl olacağı ve Kürt bölgelerinin özerkliği konusundaki belirsizlikler devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
SDG'nin feshi, Orta Doğu'daki güç dengelerinde önemli bir değişimi işaret ediyor. ABD'nin Suriye'den çekilme eğilimi, Rusya ve İran'ın etkisini artırması, Türkiye'nin ise sınır güvenliği konusundaki hassasiyetleri bu süreçte belirleyici oldu. Suriye rejimi, SDG'nin entegrasyonuyla kuzeydoğuda otoritesini güçlendirebilir.
Öte yandan, Kürt siyasi hareketleri için bu gelişme hem bir kayıp hem de yeni bir fırsat olarak görülebilir. Bağımsız bir askeri güçten yoksun kalan Kürtler, siyasi mücadeleye ve anayasal haklara odaklanmak zorunda kalabilir. Bölgesel Kürt aktörler, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Suriye'deki Kürt gruplar arasında yeni bir denge arayışı başlayabilir.
Uluslararası toplum açısından ise SDG'nin feshi, IŞİD'e karşı mücadelede güvenlik boşluğu yaratabilir. ABD ve Avrupa ülkeleri, bölgede istikrarın korunması için Suriye rejimi ve Rusya ile işbirliği yapma konusunda daha istekli olabilir. Ancak bu durum, insan hakları ve Kürtlerin kazanımları açısından endişeleri de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
SDG'nin feshedilmesi, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir gelişme. YPG'nin Suriye ordusuna entegre olması, Türkiye'nin sınır güvenliği endişelerini tamamen ortadan kaldırmasa da, bağımsız bir Kürt askeri yapısının sona ermesi Ankara'nın uzun süredir dile getirdiği bir talepti. Bu durum, Türkiye'nin bölgesel aktörlerle diyaloğunu güçlendirebilir ve Suriye'nin toprak bütünlüğüne vurgu yapan politikalarını destekler.
Ayrıca, bu gelişme Türkiye'deki Kürt meselesi ve çözüm süreci tartışmalarını da etkileyebilir. PKK'nın Suriye uzantısının zayıflaması, içerideki uzlaşma çabalarına olumlu yansıyabilir. Ancak Türkiye'nin, Suriye'deki Kürt siyasi haklarının korunması ve bölgedeki istikrarın sağlanması için yapıcı bir rol üstlenmesi gerekecek. Ekonomik açıdan ise sınır ticaretinin canlanması ve mültecilerin dönüşü gibi konularda yeni fırsatlar doğabilir.