Küresel yatırım yönetimi şirketi Schroders’ın üst düzey yöneticilerinden Remi Olu-Pitan, İran’la kapsamlı ve kalıcı bir nükleer anlaşma sağlanamaması halinde Avrupa hisse senetlerinin ciddi bir kırılganlıkla karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu. Schroders’ın çoklu varlık büyüme ve gelir biriminin başında olan Olu-Pitan, Bloomberg Television’a verdiği demeçte, Avrupa piyasalarının genel olarak 'barış ticareti' mantığıyla hareket ettiğini ancak net bir barış anlaşması olmadığı için bu durumun Avrupa’yı savunmasız bıraktığını söyledi. Uzman, özellikle ABD’nin İran’a yönelik yaptırım politikalarının ve jeopolitik belirsizliklerin Avrupa borsalarını olumsuz etkilediğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Remi Olu-Pitan, Schroders’ın küresel yatırım stratejilerine yön veren isimlerden biri olarak, Avrupa hisse senetlerinin mevcut durumunu değerlendirdi. Olu-Pitan, Avrupa’nın enerji fiyatları ve ticaret akışları açısından İran’la yapılacak olası bir anlaşmaya bağımlı olduğunu belirtti. Ona göre, İran’la sağlam bir anlaşma olmadan Avrupa borsaları, ABD’nin para politikasındaki sıkılaşma ve küresel resesyon endişeleri karşısında daha da kırılgan hale gelecek. Olu-Pitan, “Avrupa genel olarak barış ticaretine odaklanmış durumda. Ancak net bir barış anlaşması alamıyoruz. Bu da Avrupa’yı kırılgan kılıyor” ifadelerini kullandı. Uzman, ayrıca ABD’deki şirket kârlarının beklentileri aşmasına rağmen Avrupa’daki büyüme endişelerinin devam ettiğini kaydetti. Schroders’ın tahminlerine göre, Avrupa merkezli şirketlerin hisse senetleri, jeopolitik risklere karşı daha hassas ve bu durum yatırımcıların risk iştahını azaltıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Olu-Pitan’ın yorumları, İran’la nükleer müzakerelerin uzun süredir çıkmazda olduğu bir döneme denk geliyor. ABD’nin eski Başkanı Donald Trump döneminde tek taraflı olarak çekildiği İran nükleer anlaşması (JCPOA), Joe Biden yönetiminin girişimlerine rağmen yeniden canlandırılamadı. İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması ve uluslararası yaptırımların devam etmesi, enerji piyasalarında belirsizliği körüklüyor. Avrupa, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir bölge olarak, özellikle İran’ın potansiyel bir enerji tedarikçisi olmasından fayda sağlayabilir. Ancak anlaşma sağlanamazsa, Avrupa hisse senetleri hem jeopolitik riskler hem de yüksek enflasyon ve faiz artışları nedeniyle baskı altında kalmaya devam edecek. Schroders’ın analizi, yatırımcıların Avrupa’da daha temkinli olması gerektiğine işaret ediyor. Öte yandan, ABD’deki teknoloji hisselerindeki toparlanma, Avrupa piyasalarına kıyasla daha olumlu bir tablo çiziyor. Olu-Pitan, ABD’deki şirket kârlarının beklenenden iyi geldiğini ancak Avrupa’da benzer bir iyileşmenin henüz görülmediğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran’a komşu olması hem de enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal etmesi nedeniyle İran’la yapılacak olası bir nükleer anlaşmadan doğrudan etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Anlaşma sağlanması halinde, İran’ın enerji ihracatının artması küresel enerji fiyatlarını düşürebilir ve Türkiye’nin cari açığı üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Ayrıca, Türkiye’nin İran’la ticari ilişkileri de anlaşma sürecine bağlı olarak gelişme potansiyeli taşıyor. Ancak anlaşmanın çıkmazda olması, Türkiye’nin enerji maliyetlerini yüksek tutarken, jeopolitik riskleri de artırıyor. Schroders’ın uyarısı, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgesel ekonomik dengeler açısından dikkatle takip edilmeli.