ABD Senatosu İstihbarat Komitesi Başkanı Demokrat Senatör Adam Schiff, Pazartesi günü yaptığı açıklamayla, Pentagon'un yapay zeka destekli otonom veya yarı otonom silah sistemlerinin kullanımında mutlaka insan onayı alınmasını zorunlu kılan bir yasa tasarısı sundu. “Ölümcül Operasyonlarda İnsan Otoritesi Yasası” (HALO Act) adını taşıyan düzenleme, savaş alanında yapay zekanın insan hayatı üzerinde nihai karar vermesinin önüne geçmeyi hedefliyor. Tasarı, bu tür sistemlerin devreye alınmasından önce “açık bir komuta zinciri” oluşturulmasını ve her ölümcül operasyon kararının sorumlu bir insan tarafından onaylanmasını şart koşuyor.
Yapay zeka ve savaş: 'Kara kutu' endişesi
Schiff'in önerisi, ABD Savunma Bakanlığı'nın son yıllarda yapay zekaya yaptığı dev yatırımların ardından geldi. Pentagon, Project Maven gibi programlarla savaş alanında hedef tespiti ve lojistik planlamada yapay zekayı giderek daha fazla kullanıyor. Ancak eleştirmenler, özellikle otonom silah sistemlerinin (killer robots) “kara kutu” olarak adlandırılan karar alma süreçlerinin, istenmeyen sivil kayıplara ve etik felaketlere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. HALO Act, bu endişelere yanıt olarak, yapay zekanın bir “hedefi belirleme” veya “nişan alma” sürecinde kullanılması durumunda dahi, nihai angajman kararının bir insan subay tarafından verilmesini zorunlu kılıyor. Tasarı ayrıca, sistemlerin test aşamasında da insan denetiminin bulunmasını ve herhangi bir arıza durumunda sistemin devre dışı bırakılması için bir “durdurma düğmesi” (kill switch) bulundurulmasını öngörüyor.
Tasarı, ABD Kongresi'nde yapay zeka düzenlemelerine ilişkin artan iki partili ilginin bir parçası. Daha önce Cumhuriyetçi Senatör Tom Cotton da benzer bir yasa teklifi sunmuş, ancak otonom sistemlerin tamamen yasaklanması yerine daha sıkı test protokolleri getirilmesini önermişti. HALO Act, bu tartışmaları daha ileriye taşıyarak, yapay zekanın savaş alanında oynayabileceği rolün yasal sınırlarını net bir şekilde çizmeyi amaçlıyor.
Küresel boyut: 'İnsanlı silahlanma yarışı' uyarısı
Schiff'in girişimi, uluslararası alanda otonom silahların yasaklanmasına yönelik artan çağrılarla aynı döneme denk geldi. Birleşmiş Milletler bünyesinde yürütülen müzakereler, yapay zeka kontrollü ölümcül otonom silah sistemlerinin (LAWS) tamamen yasaklanmasını hedefliyor. Ancak ABD, Rusya ve Çin gibi büyük güçler, askeri yapay zeka alanında rekabet avantajlarını kaybetmek istemedikleri için bu müzakerelere mesafeli yaklaşıyor. HALO Act, temelde ABD'nin bu alandaki politikasını şekillendirecek bir iç düzenleme olsa da, uluslararası normların oluşmasına da etki edebilir. Analistler, eğer ABD kendi ordusunda insan denetimini zorunlu kılarsa, bu durumun diğer ülkeler üzerinde de baskı oluşturabileceğini ve bir “insanlı silahlanma yarışı”nı başlatabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, Pentagon yetkilileri daha önce yaptıkları açıklamalarda, otonom sistemlerin savaş alanında hızlı tepki verme ve istihbarat toplama gibi konularda insanlardan üstün olabileceğini, ancak tüm ölümcül kararların halihazırda insan komutanlar tarafından alındığını savunmuştu. Şeffaf olmayan askeri protokoller nedeniyle bu iddialar bağımsız olarak doğrulanamasa da, HALO Act'in kabul edilmesi durumunda Pentagon'un uygulamalarının yasal denetime açılması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin savunma sanayii ve yapay zeka alanındaki politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, özellikle Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi insansız hava araçlarında (İHA) yarı otonom yetenekleri başarıyla sahada kullanırken, tam otonom silah sistemlerine yönelik etik ve yasal tartışmalara da hazırlıklı olmalı. ABD gibi büyük bir gücün insan denetimini yasalaştırma çabası, uluslararası platformlarda benzer düzenlemelerin Türkiye'den de talep edilebileceğine işaret ediyor. Ayrıca, Türkiye'nin İHA ihracatı yaptığı ülkelerde kullanılan sistemlerin insan denetimine tabi olması, Ankara'nın uluslararası itibarı ve sorumluluğu açısından önem taşıyor. Sonuç olarak, HALO Act tartışmaları, Türk savunma politikasının otonom sistemlerde insan denetimi standardını benimsemesi için bir fırsat penceresi oluşturabilir.