Küresel piyasalarda savunma hisselerine yöneliş, jeopolitik risklerin artması ve hükümetlerin yeniden silahlanma söylemleriyle hız kazandı. Ancak son dönemdeki yükselişin kalıcı olmayabileceğini düşünen analistler, bu hisselerin 'defansif' (korunaklı) özelliğini kaybettiğini savunuyor. Özellikle Avrupa'da artan savunma harcamaları söylemleri hisseleri rekor seviyelere taşıdı, ancak gerçek dünya verileri bu iyimserliği desteklemiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Umut Mu, Gerçek Mi?
Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa Birliği ülkeleri ve NATO müttefikleri, savunma bütçelerini artırma sözü verdi. Almanya, Fransa, İngiltere ve diğer ülkeler, GSYİH'lerinin yüzde 2'sini savunmaya ayırma hedefini yineledi. Bu söylemler, Rheinmetall, BAE Systems, Lockheed Martin gibi şirketlerin hisse değerlerini yukarı taşıdı.
Ancak Financial Times'ın haberinde de belirtildiği gibi, bu söylemlerin gerçeğe dönüşmesi zaman alacak. Hükümetlerin bütçe süreçleri, ihaleler ve üretim kapasiteleri, savunma şirketlerinin kısa vadede gelirlerini hızla artırması için yeterli olmayabilir. Özellikle bazı Avrupa ülkelerinin bütçe açıkları ve borç yükleri, askeri harcamalardaki artışı sınırlandırabilir.
Bu durum, savunma hisselerinin mevcut yüksek değerlemelerinin riskli olduğunu gösteriyor. 'Defansif' yani ekonomik dalgalanmalara dayanıklı olması beklenen bu hisseler, aslında jeopolitik söylemlere ve hükümet politikalarına aşırı duyarlı hale gelmiş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Piyasalarda Yön Değişimi
Savunma hisselerindeki bu belirsizlik, yalnızca sektörü etkilemiyor. Aynı zamanda küresel piyasalardaki risk algısını da şekillendiriyor. Yatırımcılar, savunma hisselerinin bir 'güvenli liman' olmadığını, aksine siyasi rüzgarlara ve bütçe kararlarına bağlı olarak sert dalgalanabildiğini görüyor.
Asya'da özellikle Çin'in artan askeri gücü, Tayvan krizi ve Hint-Pasifik'teki gerginlikler, savunma hisselerini bölgesel olarak da değişken kılıyor. ABD'de ise savunma bütçeleri her ne kadar artış gösterse de, borç krizi tartışmaları ve siyasi kutuplaşma bu artışın sürdürülebilirliğini sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savunma sanayiinde yerli üretim ve ihracatını artıran bir ülke olarak bu tablodan doğrudan etkileniyor. Küresel savunma hisselerindeki dalgalanma, Türk savunma şirketlerinin (ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN gibi) borsadaki performansını da etkileyebilir. Ayrıca, NATO içinde savunma harcamalarını artırma baskısı, Türkiye'nin bütçe dengelerini zorlayabilir. Ancak Türkiye'nin İHA/SİHA teknolojisindeki başarıları, bu alanda küresel bir oyuncu olma yolunda ihracat gelirlerini artırıyor. Bu nedenle, savunma harcamalarındaki küresel artış eğilimi, Türkiye'nin lehine bir fırsata dönüşebilir; ancak borsadaki savunma hisselerinin riskleri de göz ardı edilmemeli.