PEN America'nın 2025 yılına ait yıllık Özgür Yazma Endeksi verileri, savaş ve çatışma dönemlerinde yazarlar, kültür sanat insanları ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların en belirgin trendlerden biri haline geldiğini ortaya koydu. Dünya genelinde hükümetler, muhalif sesleri susturmak için savaş ortamını bir fırsat olarak kullanırken, yazarlar bu baskının ilk ve en ağır hedefleri arasında yer alıyor. Endeks, 2024 yılı içerisinde 45 ülkede 300'den fazla yazar, gazeteci ve kültür emekçisinin devlet tarafından cezalandırıldığını, sansüre uğradığını ya da hapsedildiğini gösteriyor.
Çatışma Bölgelerinde Sansür Artıyor
PEN America'nın raporuna göre, özellikle aktif çatışmaların yaşandığı bölgelerde ifade özgürlüğü kısıtlamaları endişe verici boyutlara ulaştı. Ukrayna'da savaşın başlamasından bu yana, ülkede Rus yanlısı yayınlar yasaklanırken, Rusya'da ise savaşı eleştiren gazeteciler ve yazarlar 'yabancı ajan' yasaları kapsamında hapis cezalarına çarptırıldı. Gazze'de İsrail'in askeri operasyonları sırasında da Filistinli yazarlar ve gazeteciler hedef alındı, en az iki düzine gazeteci çatışmalarda hayatını kaybetti. Myanmar'da askeri cunta, sivil savaşın gölgesinde muhalif gazetecileri tutuklarken, Etiyopya'da Tigray çatışmalarında basın özgürlüğü tamamen askıya alındı. Rapor, savaşın sadece askeri bir çatışma değil, aynı zamanda bir bilgi savaşı olduğunun da altını çiziyor.
Küresel Bir Trend: Kültür Sansürü
PEN America'nın verileri, savaş dönemlerinde sadece gazetecilerin değil, tüm kültür sanat alanının hedef alındığını gösteriyor. Özellikle otoriter rejimler, savaş sırasında ulusal birliği sağlama adı altında muhalif sesleri susturmak için yasaları sıkılaştırıyor. Macaristan'da medya yasaları savaş nedeniyle ağırlaştırılırken, Belarus'ta muhalif yazarlar savaş söylemlerini protesto ettiği için tutuklandı. Türkiye dahil birçok ülkede, savaşın bölgesel yansımaları bahane edilerek dijital sansür mekanizmaları genişletiliyor. Bu eğilim, dünya genelinde ifade özgürlüğünün savaş zamanlarında ne kadar kırılgan hale geldiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de içinde bulunduğu geniş coğrafyada ifade özgürlüğünün savaş ve çatışma dönemlerinde daha da daraldığını göstermektedir. Türkiye, özellikle Suriye ve Irak'taki çatışmaların doğrudan etkisi altında kalırken, savaş ortamının iç politikada sansür mekanizmalarını güçlendirmek için kullanılması riski bulunmaktadır. Küresel trend, bölgesel çatışmaların Türkiye'de medya ve ifade özgürlüğü üzerinde yaratabileceği baskıyı anlamak için dikkatle izlenmelidir. Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası alandaki imajını koruması ve demokratik değerlere bağlılığını göstermesi açısından da bu rapor önemli bir uyarı niteliği taşımaktadır.