İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze'de yeniden başlattığı yoğun hava saldırıları ve kara operasyonlarıyla kısa vadede siyasi bir canlanma yakalamış durumda. Ancak analistlere göre, bu strateji uzun vadede İsrail'i daha büyük bir stratejik belirsizliğe sürüklüyor. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı askeri bir durdurma talep etmesi halinde, İsrail'in Lübnan Hizbullah'ına karşı caydırıcılığı zayıflayabilir ve Tel Aviv'in elini kolunu bağlayan bir dizi yeni güvenlik açığı ortaya çıkabilir.
Savaşın Kısa Vadeli Siyasi Getirisi
Netanyahu, 2023 Ekim ayından bu yana devam eden çok cepheli çatışmaların ortasında siyasi tabanını konsolide etmeyi başardı. Koalisyon ortağı aşırı sağcı partilerin savaşın sürdürülmesi yönündeki baskıları, Başbakan'ın askeri operasyonları tırmandırması için bir gerekçe oluşturdu. Son haftalarda Han Yunus ve Refah'ta yoğunlaşan çatışmalar, Netanyahu'nun sertlik yanlısı imajını güçlendirdi ve kamuoyu yoklamalarında oy kaybını durdurdu. Ancak bu stratejinin sürdürülebilir olmadığına dikkat çeken eski İsrail istihbarat subayı Ari Ben-Menashe, "Her hafta yeni bir taktik başarıyla evine dönen Başbakan, aslında ülkeyi jeopolitik bir tuzak içine hapsediyor" diyor.
Netanyahu'nun savaş stratejisinin temel sacayaklarından biri, İran'a karşı ABD desteğini garanti altına almak. İsrail ordusu, Hizbullah'ın güney Lübnan'daki füze depolarını ve İran'ın Suriye'deki vekil güçlerini hedef alan hava saldırılarını artırdı. Ancak Washington yönetimi, bölgesel bir savaşın ülke ekonomisine getireceği yükten endişe ediyor. Trump'ın İran konusunda İsrail'e tam hareket serbestisi tanımaya yanaşmaması, Netanyahu'nun elini zayıflatabilir.
Trump Faktörü ve Hizbullah Denklemi
Analistler, Trump'ın ikinci döneminde İran'ın nükleer programına yönelik diplomasiyi yeniden önceliklendirebileceğini öngörüyor. Bu durumda, İsrail'in İran'a veya onun en önemli müttefiki Hizbullah'a yönelik kapsamlı bir askeri harekatı ABD tarafından veto edilebilir. Tel Aviv'deki Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Dr. Rachel eş-Şeyh, "Trump, Netanyahu'ya 'İran'ı rahat bırak' derse, İsrail kendini tek taraflı bir caydırma eşiğinde bulabilir. Hizbullah son dönemde hassas güdümlü füzelerle İsrail'in hava savunmasını aşma kabiliyeti kazandı. Böyle bir ortamda İsrail'in yanıt verme kapasitesi sınırlanırsa, kuzey cephesinde gerilim daha da tırmanabilir" diyor.
Beyrut yönetimine yakın kaynaklar, Hizbullah'ın savaşın başından bu yana İsrail hedeflerine yönelik 1.500'den fazla füze ve roket fırlattığını belirtiyor. İsrail ordusu bu saldırıları "sınırlı ve ölçülü" olarak tanımlasa da, Hizbullah'ın elindeki 150 bin civarındaki füze envanteri, tüm İsrail topraklarını hedef alma potansiyeline sahip. Netanyahu'nun savaşı canlandırma politikası, Hizbullah'ı daha geniş bir çatışma içine çekme riskini taşıyor. Olası bir yanlış hesaplama, Lübnan'ı daha derin bir savaşın içine sürüklerken İsrail'i de stratejik bir çıkmaza itebilir.
Bölge uzmanı Prof. İhsan Dağı'ya göre Netanyahu, iç politikadaki kırılgan koalisyonu korumak için savaş kozunu oynuyor. Ancak dış politikada Trump yönetimiyle yaşanacak bir uyumsuzluk, İsrail'in bölgesel güvenlik mimarisini kalıcı olarak zedeleyebilir. "Netanyahu, Amerikan desteği olmadan İran'ı durduracak güce sahip olmadığını biliyor. Bu yüzden savaşın kısa vadeli getirisine odaklanmış durumda" diyen Dağı, "Ancak bu strateji, İsrail'i tarihinin en karmaşık güvenlik krizine sürükleyebilir" uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in savaşı tırmandırması ve olası bir ABD-İran anlaşmazlığı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Ankara, bölgede istikrarsızlığın artmasından endişe duyuyor; zira Suriye ve Irak'ta artan çatışmalar, Türkiye'nin güney sınırında güvenlik riski oluşturabilir. Türkiye, aynı zamanda Filistin meselesinde İsrail'in aşırılıkçı politikalarına karşı duruşunu netleştirirken, Hizbullah'ın güçlenmesi Ankara'nın Lübnan'daki nüfuz alanını daraltabilir. Enerji alanında ise Doğu Akdeniz'de İsrail'le potansiyel işbirliği projeleri, savaş ortamında rafa kalkabilir. Bu nedenle Türkiye, ABD-İsrail-İran üçgeninde diplomatik inisiyatif alarak gerilimi düşürmeye çalışabilir.