ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer programına ilişkin son dönemde yaptığı açıklamalarda, ülkenin güneybatısındaki Kazma Dağı (Kuh-e Kazma) olarak bilinen bölgeyi vurma tehdidinde bulundu. BBC Verify, bu tesisin ne olduğunu, potansiyel bir ABD saldırısının etkilerini ve bölgedeki jeopolitik dengeleri uzman görüşleri ve uydu görüntüleri analizleriyle ortaya koydu. Trump'ın bu açıklamaları, İran'la yaşanan nükleer gerilimin yeni bir boyuta taşınabileceğine işaret ediyor. Peki, Kazma Dağı tam olarak neresi ve neden bu kadar önemli?
Kazma Dağı: İran'ın yeraltı nükleer tesislerinden biri
İran'ın Fars eyaletinde, Zagros Dağları'nın eteklerinde yer alan Kazma Dağı, uzun yıllardır İran'ın nükleer ve askeri programlarıyla ilişkilendirilen bir bölge olarak biliniyor. Uydu görüntüleri, bu dağın içine oyulmuş geniş tüneller ve yer altı tesislerinin varlığını gösteriyor. Uzmanlar, bu tesislerin İran'ın nükleer zenginleştirme faaliyetlerini ve balistik füze programını içerebileceğini belirtiyor. Ancak İran yönetimi, bu iddiaları uzun süredir reddediyor ve tesislerin sivil amaçlı kullanıldığını savunuyor.
BBC Verify'in analizine göre, Kazma Dağı'ndaki tünellerin uzunluğu ve derinliği, konvansiyonel silahlarla yapılabilecek bir saldırının etkinliğini sınırlayabilecek nitelikte. Uzmanlar, ABD'nin bu tesisi vurması durumunda, nükleer programın önemli bir kısmının yok edilmesinin mümkün olmayacağını, ancak İran'ın misilleme riskini artıracağını ifade ediyor. Ayrıca, bölgedeki tünellerin bir kısmının toprak altında olması, hava saldırılarından korunmayı kolaylaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Gerilim tırmanıyor
Trump'ın tehditleri, ABD ile İran arasındaki diplomatik ilişkilerin zaten gergin olduğu bir dönemde geldi. 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ardından uygulanan yaptırımlar, İran'ın nükleer faaliyetlerini artırmasına yol açtı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme oranının %60'a ulaştığını doğruladı; bu, silah düzeyine oldukça yakın bir oran. Bu gelişme, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri açısından ciddi bir tehdit olarak görülüyor.
Bölgede tansiyonun yükselmesi, özellikle Hürmüz Boğazı'ndan enerji geçişini tehdit edebilir. İran'ın herhangi bir saldırıya misilleme olarak boğazı kapatma ya da ABD ve müttefiklerine karşı vekil güçlerle karşılık verme ihtimali, küresel petrol fiyatları üzerinde doğrudan etki yaratabilir. Uzmanlar, olası bir askeri müdahalenin bölgesel savaşı tetikleyebileceği ve yaklaşık 800 milyon nüfuslu bir bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyebileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Olası bir ABD-İran çatışması, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. Türkiye, İran'la sınır komşusu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını komşusundan karşılaması nedeniyle, bölgedeki istikrarsızlıktan ekonomik olarak zarar görebilir. Özellikle doğal gaz ve petrol fiyatlarındaki olası artış, Türkiye'nin cari açığı üzerinde baskı yaratırken, sınır güvenliği riskleri de artabilir. Türk hükümetinin, bölgede tansiyonu düşürmeye yönelik diplomatik girişimleri ve NATO'daki rolü, krizin yayılmaması için kilit önemde olabilir. Ankara, hem ABD hem İran ile diyalog kanallarını açık tutarak, olası bir çatışmanın Türkiye'ye sıçramasını önlemeye çalışabilir.