Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda yürütülen uzun süredir kilitlenen görüşmelerde, tarafların "bir tür düzenlemeye yakın" olduğunu açıkladı. Bakan Asif'in bu açıklaması, hem Washington hem de Tahran yönetimlerinin son günlerde birbirlerine yönelik daha sert söylemler kullanmasına rağmen geldi. Bu durum, diplomatik kulislerde iki ülke arasında dolaylı görüşmelerin sürdüğü yönünde yorumlandı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankerlerinin güvenliği konusunda yıllardır anlaşmazlık yaşıyor. İran, boğazın kendisi için hayati önemde olduğunu ve gerektiğinde kapatabileceğini sık sık dile getiriyor. ABD ise bölgedeki askeri varlığını artırarak serbest navigasyonu garanti altına almaya çalışıyor. Son aylarda, İran'ın uluslararası sularda ticari gemilere el koyması ve ABD'nin bölgeye ek savaş gemileri göndermesi gerginliği artırmıştı.
Pakistan'ın bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenmesi dikkat çekiyor. İslamabad yönetimi, hem ABD hem de İran ile iyi ilişkilere sahip olması nedeniyle bu iki ülke arasındaki görüşmelere aracılık edebilecek konumda. Savunma Bakanı Khawaja Asif'in açıklaması, Pakistan'ın bu çabalarının sonuç vermeye başladığına işaret ediyor olabilir.
Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan konuya ilişkin resmi bir açıklama gelmedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kanaani ise yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nın güvenliği İran'ın önceliğidir, ancak ABD'nin bölgedeki yıkıcı varlığı sorunların ana kaynağıdır" dedi. Bu açıklamalar, tarafların kamuoyu önünde pozisyonlarını koruduğunu ancak kapalı kapılar ardında müzakere masasında olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Bu nedenle bölgede yaşanacak herhangi bir gerginlik, küresel enerji fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, 2023 yılında boğazdan günde ortalama 21 milyon varil petrol geçti. Bu rakam, küresel talebin yaklaşık %21'ine denk geliyor.
Uzmanlar, ABD ile İran arasında varılacak olası bir anlaşmanın sadece bölgesel değil, küresel ekonomik istikrar açısından da kritik olduğunu vurguluyor. Yakın Doğu Enstitüsü'nden Noam Raydan, son dönemde yaptığı açıklamada, ticari verilerin İran'ın petrol ihracatının arttığını gösterdiğini ve bunun da iki ülke arasındaki gayri resmi görüşmelerin hız kazandığına işaret ettiğini belirtti. Raydan, "Tarafların kamuoyundaki sert açıklamaları, iç kamuoylarına yönelik hamleler olarak görülmeli. Perde arkasında ise ciddi pazarlıklar sürüyor" ifadelerini kullandı.
Bölgedeki diğer aktörler de gelişmeleri yakından izliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran ile ilişkilerini normalleştirme sürecine girmiş durumda. Bu ülkeler, Hürmüz Boğazı'ndaki bir anlaşmanın kendi ekonomik çıkarlarına da olumlu yansıyacağını düşünüyor. Öte yandan İsrail, İran'ın nükleer programı konusundaki endişeleri nedeniyle ABD-İran yakınlaşmasına temkinli yaklaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrara doğrudan bağımlı konumda. Boğazda yaşanacak olası bir kriz, petrol fiyatlarını artırarak Türkiye'nin enerji maliyetlerini yükseltebilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından yürütülen Milli Uçak Gemisi projesi gibi savunma alanındaki atılımları, bölgedeki güç dengeleriyle yakından ilişkilidir. ABD-İran arasında varılacak bir anlaşma, bölgesel gerilimi azaltarak Türkiye'nin enerji güvenliğine katkı sağlayabilir ve Türkiye'nin bölgede artan diplomatik etkinliğiyle örtüşen bir istikrar ortamı yaratabilir.