Fransa'nın siyasi gündeminde yeniden hareketlilik var. 2018 yılında akaryakıt zamlarına karşı başlayan ve kısa sürede ülke geneline yayılan Sarı Yelekliler (Gilets Jaunes) hareketi, hükümetin “otoriterleşme” olarak nitelendirdiği politikalarına karşı yeni bir protesto dalgası başlatmaya hazırlanıyor. Hareketin çağrısına göre, 31 Ekim 2024 Perşembe günü başkent Paris'teki Ulusal Meclis binası önünde ve ülke genelindeki belediye binalarının önünde toplanma ve oturma eylemleri düzenlenecek. Eylemlerin temel amacı, hükümetin kamu özgürlüklerini kısıtladığı iddiasına karşı ses yükseltmek olarak açıklandı.
Sarı Yelekliler ve “Otoriterleşme” Tartışması
Sarı Yelekliler hareketi, 2018 sonbaharında Fransa'nın taşra kentlerinde başlayan ve kısa sürede şiddet olaylarıyla gölgelenen kitlesel eylemlerle adını duyurmuştu. Hareketin ortaya çıkışında, dönemin Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hükümetinin akaryakıt vergilerini artırma kararı ve bu kararın özellikle kırsal kesimde yaşayan, araçlarına bağımlı düşük gelirli vatandaşlar üzerindeki olumsuz etkisi yatıyordu. Zamanla hareket, sadece yakıt zamlarına değil, genel olarak ekonomik adaletsizlik, gelir dağılımındaki bozukluk ve siyasi temsil krizine karşı bir itiraz platformuna dönüştü.
Hareketin bugünkü çağrısında öne çıkan “otoriterleşme” eleştirisi, Fransa'da son yıllarda artan güvenlik yasaları, protesto hakkına getirilen kısıtlamalar ve pandemi döneminde uygulanan sokağa çıkma yasakları gibi konular etrafında şekilleniyor. Sarı Yelekliler, özellikle polis şiddeti, gözaltı uygulamaları ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların arttığını savunuyor. Hükümet yetkilileri ise bu iddiaları reddederek, güvenlik önlemlerinin kamu düzenini korumak amacıyla alındığını ve demokratik hakların anayasal güvence altında olduğunu vurguluyor.
31 Ekim'de yapılması planlanan eylemlerin, hareketin son yıllarda azalan görünürlüğünü yeniden artırma ve kamuoyu nezdinde sesini duyurma çabası olarak okunması mümkün. Ancak Sarı Yelekliler'in geçmişteki eylemlerinde zaman zaman şiddet olaylarının yaşanması, yeni protestoların da güvenlik güçleriyle çatışma riskini beraberinde getiriyor. Paris Emniyet Müdürlüğü henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı; ancak benzer eylemlerde olduğu gibi Ulusal Meclis çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınması bekleniyor.
Avrupa'da Protesto Dalgası ve Fransa'nın İç Siyasi Dengeleri
Fransa'daki bu gelişme, Avrupa genelinde artan toplumsal hoşnutsuzluk ve protesto kültürünün bir parçası olarak değerlendirilebilir. Son yıllarda Almanya'da iklim aktivistlerinin eylemleri, Birleşik Krallık'ta hayat pahalılığı protestoları ve İspanya'da konut krizi kaynaklı gösteriler, Avrupa'nın birçok ülkesinde sokak hareketlerinin yeniden güç kazandığını gösteriyor. Fransa özelinde ise Sarı Yelekliler, kurumsal siyasete duyulan güvensizliğin sembolü haline gelmiş durumda.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ikinci döneminde emeklilik reformu ve göç yasası gibi tartışmalı düzenlemeler, ülkede toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdi. Sarı Yelekliler'in yeni eylem çağrısı, Macron hükümetine yönelik eleştirilerin sadece parlamento içinde değil, sokakta da yüksek sesle dile getirileceğini gösteriyor. Hareketin 31 Ekim'de ne ölçüde kitlesel katılım sağlayacağı, Fransa'nın iç siyasi istikrarı açısından yakından izleniyor. Ayrıca eylemlerin, Avrupa Parlamentosu seçimleri sonrası oluşan yeni siyasi dengeler ve Fransa'daki erken seçim tartışmalarıyla aynı döneme denk gelmesi, hareketin siyasi etkisini artırabilir.
Öte yandan Sarı Yelekliler'in geçmişte olduğu gibi aşırı sağ veya aşırı sol gruplarla ilişkilendirilip ilişkilendirilmeyeceği de merak konusu. Hareket, başından beri heterojen bir yapıya sahip oldu ve farklı siyasi eğilimlerden katılımcıları bünyesinde barındırdı. Bu durum, hareketin taleplerinin net bir siyasi çizgiye oturtulmasını zorlaştırırken, hükümetin eylemlere yönelik tutumunu da belirsizleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da Sarı Yelekliler'in yeni protesto çağrısı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da Avrupa'daki siyasi istikrar ve toplumsal hareketlerin seyri açısından dolaylı etkiler taşıyor. Fransa, Türkiye'nin en önemli ticari ve diplomatik ortaklarından biri; ayrıca AB içinde Türkiye'nin üyelik sürecinde kilit rol oynayan ülkelerden. Paris'te yaşanabilecek geniş çaplı protestolar ve olası güvenlik sorunları, Türk vatandaşlarının seyahat güvenliğini ve iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin seyrini etkileyebilir. Bununla birlikte, Avrupa'da yükselen protesto dalgası, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir müzakere zemininin oluşup oluşmayacağı sorusunu da gündeme getiriyor. Türk dış politikası açısından Fransa'nın iç siyasi dinamikleri, özellikle savunma işbirlikleri ve Doğu Akdeniz politikaları bağlamında yakından izlenmeye devam edecek.