Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şaraa, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile bir araya gelerek iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini ele aldı. Görüşmede ticaret, yatırım ve yeniden inşa projeleri gibi konuların masaya yatırıldığı belirtildi. BAE, bölgedeki çatışmalara rağmen Şam yönetimiyle ilişkilerini derinleştirme yönünde adımlar atıyor. Bu temas, BAE'nin Suriye ile ilişkilerinde başlangıçtaki temkinli tutumunu geride bırakarak ekonomik angajmanı önceliklendirdiğini gösteriyor.
Görüşmenin Arka Planı
Suriye'de 2011'de başlayan iç savaşın ardından BAE, diğer Körfez ülkeleri gibi Şam ile ilişkilerini askıya almıştı. Ancak 2018'den itibaren BAE, Suriye'nin yeniden inşası için ekonomik fırsatların farkına vararak ilişkileri normalleştirme sinyalleri vermeye başladı. 2021'de BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, Şam'a giderek Beşar Esad ile görüşmüş ve iki ülke arasında ticaret anlaşmaları imzalanmıştı. Esad rejiminin sona ermesinin ardından iktidara gelen Ahmed Şaraa yönetimiyle BAE, ekonomik işbirliğini sürdürme ve genişletme arzusunda. BAE'nin bu hamlesi, Suudi Arabistan ve Mısır gibi bölge ülkelerinin de Suriye ile ilişkilerini yeniden değerlendirdiği bir döneme denk geliyor.
Ahmed Şaraa, 2024 sonunda Esad rejiminin çöküşünün ardından geçiş dönemi lideri olarak göreve gelmişti. Şaraa, uluslararası meşruiyet kazanmak ve ülkenin harap olan ekonomisini canlandırmak için Körfez ülkeleriyle ilişkileri güçlendirmeye çalışıyor. BAE ise Suriye'nin yeniden inşasında önemli bir rol üstlenerek bölgesel etkisini artırmayı hedefliyor. Görüşmede ayrıca enerji, tarım ve lojistik sektörlerinde işbirliği olanaklarının değerlendirildiği, BAE'nin Suriye'deki altyapı projelerine yatırım yapmaya hazır olduğu ifade ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BAE'nin Suriye ile ekonomik ilişkilerini güçlendirme çabası, Orta Doğu'da değişen güç dengeleri bağlamında ele alınmalı. İran'ın Suriye'deki etkisi, Rusya'nın askeri varlığını azaltması ve Türkiye'nin kuzeydeki operasyonları, bölgesel aktörlerin Suriye politikalarını yeniden şekillendirmesine yol açıyor. BAE, bu ortamda pragmatik bir yaklaşımla ekonomik çıkarlarını güvence altına almaya çalışıyor. Ayrıca, BAE'nin Suriye'ye yönelik yatırımları, ABD'nin Suriye'ye yönelik yaptırımlarının kısmen hafifletilmesi ve Arap Birliği'nin Şam'ı yeniden kabul etmesiyle de paralellik gösteriyor.
Uzmanlar, BAE'nin Suriye'deki ekonomik girişimlerinin, ülkenin yeniden inşası için gereken finansmanı sağlamada kritik bir rol oynayabileceğini belirtiyor. Suriye'nin altyapısı savaşta büyük ölçüde tahrip oldu; elektrik, su, yol ve konut gibi temel hizmetlerde ciddi eksiklikler var. BAE'nin yatırımları, bu ihtiyaçların karşılanmasına katkı sağlayabilir. Ancak, Suriye'deki siyasi istikrarsızlık ve güvenlik sorunları, yatırımcılar için risk oluşturmaya devam ediyor. BAE'nin bu riskleri göze alarak attığı adımlar, bölgede nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak da okunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BAE'nin Suriye ile ekonomik ilişkilerini derinleştirmesi, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve istikrarını önemsiyor; ancak BAE'nin yatırımları, Suriye'deki PKK/YPG unsurlarına dolaylı destek sağlama riski taşıyor. Ayrıca, BAE'nin Şam'daki etkinliği, Türkiye'nin Suriye politikasında dengeyi değiştirebilir. Türkiye, kendi sınır güvenliğini korumak ve Suriyeli mültecilerin dönüşünü teşvik etmek için BAE ile diyalog kanallarını açık tutmalı. Ekonomik rekabetin yanı sıra, bölgesel istikrar için işbirliği imkânları da değerlendirilmeli.