Batı Afrika açıklarındaki ada ülkesi São Tomé ve Príncipe'de vatandaşlar, 7 Temmuz Pazar günü cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına gidiyor. Ülkenin 200 bin civarındaki seçmeni, görevdeki Cumhurbaşkanı Carlos Vila Nova ile eski partisi demokratik değişim hareketi (MDFM) arasındaki gerilimli yarışta tercihini yapacak. Seçim, siyasi kutuplaşmanın arttığı ve ekonomik zorlukların derinleştiği bir dönemde gerçekleşiyor. İlk turda salt çoğunluk sağlanamazsa, iki hafta sonra ikinci tur yapılacak. Seçim sonuçlarının, ülkenin petrol gelirlerinin yönetimi ve yoksullukla mücadele politikaları üzerinde belirleyici olması bekleniyor.
Arka plan ve adaylar
Carlos Vila Nova, 2021'de MDFM'den seçilmiş ancak daha sonra partisiyle yollarını ayırarak bağımsız hareket etmeye başlamıştı. Görev süresi boyunca yolsuzlukla mücadele ve kamu harcamalarında şeffaflık vaatleri gündeme gelmiş, ancak ekonomik büyüme beklentilerin altında kalmıştı. Seçim kampanyasında Nova, özellikle kırsal kesimdeki altyapı yatırımları ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi sözü verdi. Ana rakibi ise MDFM'nin desteklediği eski Başbakan Patrice Trovoada. Trovoada, 2001-2008 yılları arasında başbakanlık yapmış ve ülkenin en deneyimli siyasetçilerinden biri olarak kabul ediliyor. Kampanyasını, genç nüfusa istihdam yaratma ve turizm sektörünü canlandırma üzerine kurdu. Ayrıca, iki aday dışında beş bağımsız aday daha yarışta. Seçim öncesinde taraflar birbirlerini seçim hilesi yapmakla suçlarken, gözlemciler sürecin şeffaf işlemesi için çağrıda bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
São Tomé ve Príncipe, Körfez Gine bölgesinde yer alması nedeniyle stratejik öneme sahip. Ülke, Nijerya ile deniz sınırı anlaşmazlığı yaşıyor ve potansiyel petrol rezervleri konusunda tartışmalar sürüyor. Uluslararası toplum, özellikle Afrika Birliği ve Portekizce Konuşan Ülkeler Topluluğu (CPLP) seçimlerin barışçıl geçmesi için çağrı yaptı. Ekonomik olarak, ülke kakao ihracatına bağımlı ve büyük ölçüde dış yardımlarla ayakta duruyor. Siyasi istikrarsızlık, yatırımcı güvenini olumsuz etkiliyor. Gözlemciler, seçimin ardından hükümetin ekonomik reformlara hız vermesi ve petrol gelirlerinin yönetimi konusunda şeffaf bir politika izlemesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin São Tomé ve Príncipe ile doğrudan ticaret hacmi sınırlı olmakla birlikte, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası kapsamında bölgeye yönelik diplomatik ve kalkınma işbirlikleri artıyor. Bu seçim, Türkiye'nin Afrika'daki demokratik süreçlere desteğini teyit ettiği bir örnek olabilir. Seçimin sonucu, ülkenin istikrarını doğrudan etkileyecek; istikrarlı bir São Tomé, Türkiye'nin bölgedeki ticari ve kalkınma projeleri için daha güvenilir bir ortam sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin denizcilik ve enerji alanındaki deneyimi, ülkenin potansiyel petrol kaynaklarının geliştirilmesinde işbirliği imkânı sunabilir. Bu çerçevede, Ankara'nın seçim sonrası süreci yakından izlemesi ve yeni yönetimle diyaloğu güçlendirmesi beklenebilir.