Çok ödüllü İtalyan yazar Sandro Veronesi, yeni romanı 'Kara Eylül'de (Black September) okuyucuyu 1970'lerin başındaki İtalya'sına, bir çocuğun gözünden ergenlik döneminin karmaşık dünyasına götürüyor. Roman, yazarın kendi anılarından yola çıkarak kurguladığı, sıcak ve muzip bir hesaplaşma sunuyor. Veronesi, bu eserinde geçmişe dönük bir bakışla, bireysel hafızanın toplumsal tarihle iç içe geçtiği bir anlatı kuruyor. Kitap, ilk olarak İtalya'da büyük ilgi görmüş, eleştirmenlerden tam not almıştı. Türkçeye de çevrilen roman, edebiyatseverlerle buluşmayı bekliyor.
Gelişmenin arka planı
Veronesi, 1959 doğumlu bir yazar olarak, eserlerinde sıklıkla İtalyan toplumunun yakın tarihini ve birey üzerindeki etkilerini işliyor. 'Kara Eylül'de de 1972 yılında Münih'te yaşanan ve dokuz İsrailli sporcunun öldürüldüğü Kara Eylül olayları, romanın arka planını oluşturuyor. Ancak roman, bu tarihi olaydan ziyade, bir çocuğun bu olayları nasıl algıladığına, onun dünyasına nasıl yansıdığına odaklanıyor. Yazar, dönemin İtalya'sındaki toplumsal çalkantıları, aile içi dinamikleri ve ergenlik bunalımını ustalıkla işliyor. Roman, bir yandan bireysel bir büyüme hikayesi anlatırken, diğer yandan dönemin siyasi atmosferine ışık tutuyor. Veronesi, bu eserinde 'Nadir' isimli bir çocuğun gözünden, 1970'lerin başındaki İtalya'sını, aile ilişkilerini ve okul hayatını anlatıyor. Romanın başkahramanı Nadir, tarihi bir figür olan ve Filistinli militanlarca kaçırılıp öldürülen İsrailli sporcu Andre Spitzer'e hayranlık duyuyor. Bu hayranlık, çocuğun dünyasında önemli bir yer tutuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
'Kara Eylül' sadece bir ergenlik hikayesi olmanın ötesinde, dönemin küresel siyasi olaylarının birey üzerindeki etkisini de gözler önüne seriyor. 1972 Münih Olimpiyatları'nda yaşanan terör saldırısı, dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırmış, Orta Doğu'daki çatışmaların spor alanına yansıması olarak tarihe geçmişti. Roman, bu olayı bir çocuğun masum gözünden aktararak, ideolojilerin ve tarihin bireysel hafızadaki izini sürüyor. Veronesi, 'Kara Eylül'de aynı zamanda İtalya'daki siyasi kutuplaşmayı, öğrenci hareketlerini ve toplumsal değişimi de başarıyla resmediyor. Roman, bir yandan dönemin İtalya'sına özgü bir atmosfer çizerken, diğer yandan evrensel bir büyüme hikayesi anlatıyor. Kitap, uluslararası edebiyat çevrelerinde de yankı uyandırmış, Veronesi'nin usta işi anlatımı ve karakterleriyle övgü toplamıştır. Yazarın daha önce 'Sarsıntı' (The Trembling) ve 'Kırk Birinci Gün' gibi kitaplarıyla kazandığı başarı, bu romanla da devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Veronesi'nin romanı, Türkiye'de de edebiyatseverlerin ilgisini çekecek nitelikte. Özellikle 1970'lerin Türkiye'si ile İtalya'sı arasındaki benzerlikler, dönemin siyasi çalkantıları, öğrenci hareketleri ve toplumsal kutuplaşma, Türk okuyucunun kendi tarihiyle de bir bağ kurmasını sağlayabilir. Romanın, bireysel hafıza ve tarih arasındaki ilişkiyi sorgulaması, Türkiye'de de son yıllarda popüler olan bir tema. Ayrıca, eserin çevirisi, Türk edebiyatına yeni bir soluk getirebilir.