Sanayi kuruluşları ve sivil toplum örgütleri, Birleşmiş Milletler'in karbon kredisi kurallarını sıkılaştırma çabalarına karşı koordineli bir lobi kampanyası başlattı. Iklim haberleri sitesi Climate Home News'ün haberine göre, gruplar hükümet yetkililerine özel brifingler düzenleyerek ve birbirinin kopyası olan başvurularla, emisyon dengeleme projeleri için koruma önlemlerini güçlendirmeyi amaçlayan bir öneriye karşı çıkıyor. Bu girişim, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) bünyesindeki müzakerelerde karbon piyasalarının geleceğini şekillendirecek kritik bir dönemeçte gerçekleşiyor.
Karbon kredileri ve tartışmalı denetim mekanizması
Karbon kredileri, sera gazı emisyonlarını azaltmak için geliştirilen projelerden elde edilen sertifikalar olarak tanımlanıyor. Bir şirket veya ülke, kendi emisyonlarını düşürmek yerine, başka bir yerde yürütülen bir azaltım projesine yatırım yaparak karbon kredisi satın alabiliyor. Ancak bu mekanizma, yıllardır çevre örgütleri ve bilim insanları tarafından eleştiriliyor: Projelerin gerçekten ek emisyon azaltımı sağlayıp sağlamadığı, çifte sayımın önlenip önlenmediği ve yerel topluluklara zarar verip vermediği konularında ciddi şüpheler bulunuyor.
BM bünyesindeki 6. Madde kapsamında yürütülen müzakereler, bu kredilerin uluslararası ticaretini düzenlemeyi amaçlıyor. Taslak metin, projelerin çevresel bütünlüğünü artıracak daha sıkı denetim ve şeffaflık kuralları getirmeyi öneriyor. Fakat sanayi lobileri, bu kuralların maliyetleri artıracağını ve yeşil yatırımları yavaşlatacağını savunuyor.
Koordineli lobi faaliyetleri ve yöntemler
Climate Home News'ün incelediği belgelere göre, aralarında büyük enerji şirketlerinin ve bazı çevre STK'larının da bulunduğu gruplar, hükümet yetkililerine kapalı kapılar ardında sunumlar yapmış. Bu sunumlarda, sıkılaştırılmış kuralların iklim finansmanını kısıtlayacağı ve gelişmekte olan ülkelere zarar vereceği iddia edilmiş. Aynı zamanda, farklı kuruluşlar tarafından neredeyse aynı içerikle yapılan resmi başvurular, koordineli bir kampanyanın işareti olarak yorumlanıyor.
Lobi gruplarının bir diğer argümanı, mevcut önerilerin piyasa mekanizmalarını gereksiz yere karmaşıklaştırdığı ve özel sektörün karbon piyasalarına katılımını caydıracağı yönünde. Oysa çevre örgütleri, bu tür gevşetme çabalarının, karbon kredilerinin gerçek emisyon azaltımı sağlamadığı yönündeki kanıtları görmezden geldiğini belirtiyor. Özellikle ormansızlaşmayı önleme projelerinde, kredilerin aşırı derecede şişirildiği ve gerçekte önlenen emisyonların çok altında kaldığına dair birçok akademik çalışma bulunuyor.
BM müzakerelerinde kritik dönemeç
Bu lobi faaliyetleri, BM İklim Değişikliği Konferansı (COP) toplantıları öncesinde yoğunlaşmış durumda. Taraflar, 6. Madde'nin uygulanmasına ilişkin kuralları henüz tamamlayamadı. Geçtiğimiz yılki COP28'de konu yine çözüme kavuşturulamadı ve müzakereler bu yılki toplantıya taşındı. Sanayi gruplarının baskısı, bu süreci daha da çıkmaza sokabilir.
Karbon piyasalarının etkin işleyişi, küresel iklim hedefleri açısından büyük önem taşıyor. Eğer kurallar zayıflarsa, şirketler gerçek emisyon azaltımı yerine düşük kaliteli krediler satın alarak 'yeşil aklama' yapmaya devam edebilir. Bu da küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlama hedefini tehlikeye atar.
Bölgesel ve küresel boyut
Karbon kredisi kuralları, sadece çevresel değil ekonomik ve siyasi sonuçlar da doğuruyor. Gelişmiş ülkeler, emisyonlarını dengelemek için gelişmekte olan ülkelerdeki projelere yatırım yapıyor. Bu durum, karbon piyasalarını milyarlarca dolarlık bir sektör haline getiriyor. Lobi faaliyetleri, bu piyasadan pay almak isteyen aktörlerin çıkarlarını yansıtıyor.
Öte yandan, iklim adaleti savunucuları, zayıf kuralların özellikle Afrika, Latin Amerika ve Güneydoğu Asya'daki yerel toplulukları olumsuz etkileyeceğini vurguluyor. Bu bölgelerdeki projeler, genellikle yerel halkın toprak haklarını ihlal ediyor ve çevresel tahribata yol açıyor. Dolayısıyla, BM'nin alacağı kararlar, küresel iklim mücadelesinin seyrini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf olarak karbon piyasalarındaki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ülke, kendi emisyon ticaret sistemini kurma hazırlığında ve yeşil mutabakat kapsamında AB ile uyumlu politikalar geliştiriyor. Karbon kredisi kurallarının zayıflaması, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini ve AB ile olan ticari ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin yenilenebilir enerji ve orman projeleriyle karbon kredisi üretme potansiyeli, sıkı denetim mekanizmalarına bağlı. Eğer kurallar gevşerse, bu projelerin uluslararası pazardaki değeri düşebilir ve Türkiye'nin iklim finansmanından aldığı pay azalabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin müzakerelerde çevresel bütünlüğü savunan bir pozisyon alması kendi uzun vadeli çıkarlarına hizmet edecektir.