ABD'de 8 Kasım ara seçimlerine iki hafta kala, partisiz seçim tahmincisi Sabato's Crystal Ball, Temsilciler Meclisi'ndeki 28 yarışı Demokratların lehine kaydırdı. Virginia Üniversitesi Siyaset Merkezi tarafından yayımlanan güncellemeye göre, Demokratların güvenli, muhtemel veya eğilimli olarak sınıflandırılan sandalye sayısı 218'in üzerine çıkarak Meclis çoğunluğu için gereken eşiği aşıyor. Bu değişim, Cumhuriyetçilerin Meclis'i geri alma beklentilerine ilişkin algıyı önemli ölçüde etkiliyor.
Güncellemenin arka planı
Sabato's Crystal Ball, ara seçim döngüsünün başından bu yana yaptığı en kapsamlı değişiklikle 28 sandalyeyi Demokratların yönüne çekti. Bu, tek bir güncellemede yapılan nadir büyük çaplı bir revizyon olarak dikkat çekiyor. Tahminci, her bir yarışı güvenli, muhtemel veya eğilimli olarak sınıflandırıyor ve bu sınıflandırmaların toplamı, partilerin Meclis'teki sandalye sayısı beklentisini oluşturuyor. Yeni projeksiyonlarda Demokratların 218 sandalyeyi aşması, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kazanma yolunun daraldığına işaret ediyor.
Bu değişimin arkasında birkaç faktör var. Son haftalarda yapılan anketlerde Demokrat adayların özellikle banliyö bölgelerinde ve bazı kritik eyaletlerde avantaj sağladığı görülüyor. Ayrıca Cumhuriyetçi Parti içindeki bölünmeler ve bazı tartışmalı adayların kampanyaları, partinin genel performansını olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Ekonomik göstergelerin karışık seyretmesi ve seçmenlerin önceliklerinin değişmesi de bu tabloda rol oynuyor.
Crystal Ball'un güncellemesi, ara seçimlerin sonucuna dair önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. Ancak uzmanlar, anketlerin ve tahminlerin her zaman kesin sonuç vermediğini, seçim gününe kadar dengelerin değişebileceğini hatırlatıyor. Özellikle sandalye sayısının sınırda olması, her iki partinin de kampanya stratejilerini son iki haftada yoğunlaştırmasına yol açabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD ara seçimleri, yalnızca ülke içindeki siyasi dengeleri değil, aynı zamanda küresel ekonomik ve jeopolitik istikrarı da etkileyebilecek bir süreç. Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğun değişmesi, Başkan Joe Biden yönetiminin yasama gündemini doğrudan etkileyecek. Özellikle Ukrayna'ya askeri yardım, iklim değişikliğiyle mücadele politikaları ve Çin'e yönelik ticaret stratejisi gibi konularda Kongre'nin tutumu belirleyici olacak. Cumhuriyetçilerin Meclis'i kazanması halinde, Biden'ın bazı politikalarının sekteye uğraması ve hatta hükümetin kapanma riskiyle karşılaşması mümkün.
Uluslararası alanda, ABD'nin iç siyasetindeki dalgalanmalar, müttefikler ve rakipler tarafından yakından izleniyor. Avrupa başkentleri, Washington'un Ukrayna'ya desteğinin sürdürülebilirliğini sorgularken, Orta Doğu ve Asya'daki aktörler de ABD'nin dış politikasında bir değişiklik olup olmayacağını değerlendiriyor. Ara seçim sonuçları, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde partilerin gücünü göstermesi açısından da kritik.
Türkiye açısından bakıldığında, ABD Kongresi'ndeki çoğunluğun değişmesi, ikili ilişkilerdeki bazı dosyaları etkileyebilir. Özellikle F-16 satışı, Suriye politikası ve FETÖ ile mücadele gibi konularda Kongre'nin tutumu önem taşıyor. Cumhuriyetçilerin güçlenmesi, Türkiye'ye yönelik yaptırım veya silah satışı konularında farklı bir dinamik yaratabilir. Ancak her iki partinin de Türkiye'ye yönelik eleştirel tutumu göz önüne alındığında, ilişkilerin seyri yalnızca Kongre çoğunluğuna bağlı olmayacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimlerinde Demokratların Meclis çoğunluğunu kazanma ihtimalinin artması, Türkiye-ABD ilişkilerinde önemli sonuçlar doğurabilir. Demokratların Kongre'de güçlenmesi, özellikle insan hakları ve demokrasi konularında Türkiye'ye yönelik eleştirilerin artmasına yol açabilir. Ancak aynı zamanda, Biden yönetiminin dış politikada daha istikrarlı bir çizgi izlemesi, Türkiye ile diyalog kanallarının açık kalmasını sağlayabilir. F-16 satışı gibi konularda Kongre'deki Demokratların tutumu belirleyici olacak. Öte yandan, Cumhuriyetçilerin güçlenmesi halinde ise Türkiye'ye yönelik yaptırım tehditleri ve Suriye'deki YPG/PKK konusundaki baskılar farklı bir boyut kazanabilir. Her iki senaryoda da Türkiye'nin diplomatik manevra alanı, ABD iç siyasetindeki dengelere göre şekillenecek.