S&P 500 endeksi, Perşembe günü kapanışta kritik bir destek seviyesinin tam sınırında yer aldı. Bu seviyenin aşağı yönlü kırılması, önümüzdeki gün ve haftalarda hisse senetlerinde daha fazla kayıp yaşanabileceğine işaret ediyor. Yatırımcılar, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikaları, jeopolitik gerilimler ve resesyon endişeleri arasında yön arayışını sürdürüyor.
Gelişmenin arka planı
S&P 500, 2024 yılı boyunca dalgalı bir seyir izledi. Yılın başında rekor seviyelere ulaşan endeks, Fed’in faiz indirimlerine başlama zamanlamasına ilişkin belirsizlikler ve enflasyon verilerindeki oynaklık nedeniyle baskı altında kaldı. Son haftalarda ise Orta Doğu’daki jeopolitik riskler ve Çin ekonomisindeki yavaşlama sinyalleri, piyasalardaki satış baskısını artırdı.
Endeksin şu an bulunduğu destek hattı, 2023 Ekim ayından bu yana devam eden yükseliş trendinin alt sınırını oluşturuyor. Teknik analistlere göre bu seviyenin aşağı kırılması, trendin bozulduğu anlamına gelebilir. Yatırımcılar ise 200 günlük hareketli ortalamanın da altına sarkan endekste daha derin bir düzeltme bekliyor.
ABD’de açıklanan son istihdam verileri, iş gücü piyasasının hala güçlü olduğunu gösterirken, enflasyonun yapışkan kalmaya devam etmesi Fed’in faiz indirimlerini erteleyebileceği endişelerini beraberinde getiriyor. CME FedWatch verilerine göre piyasalar, Eylül ayında faiz indirimi olasılığını yüzde 40 civarında fiyatlıyor. Bu durum, hisse senetleri üzerinde ek bir yük oluşturuyor.
Küresel ve bölgesel boyut
S&P 500’deki olası bir düşüş, sadece ABD piyasalarını değil, küresel finansal sistemi de etkileyebilir. ABD hisse senetleri, dünya genelindeki portföylerin önemli bir kısmını oluşturuyor. Endeksteki ani bir düşüş, risk iştahını azaltarak gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırabilir. Bu durum, Türkiye gibi kırılgan ekonomiler için döviz kurları ve enflasyon üzerinde yeni baskılar yaratabilir.
Avrupa ve Asya borsaları da ABD’deki gelişmelere duyarlı. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz indirimi döngüsüne hazırlandığı bir dönemde, ABD piyasalarındaki oynaklık ECB’nin kararlarını da etkileyebilir. Çin’in yavaşlayan ekonomisi, küresel talep üzerinde baskı oluştururken, S&P 500’deki düzeltme emtia fiyatlarını da aşağı çekebilir. Petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki düşüş, enflasyonla mücadele eden gelişmekte olan ülkeler için kısa vadede olumlu olabilir, ancak bu durum uzun vadede küresel büyüme endişelerini artırabilir.
Jeopolitik açıdan, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Rusya-Ukrayna savaşı, piyasalardaki belirsizliği artıran diğer faktörler. İsrail-Hamas çatışmasının yayılma riski ve Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları, ticaret yollarını tehdit ediyor. Bu durum, arz zincirleri üzerinde baskı oluşturarak enflasyonist etkileri artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalardaki bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir etki yaratmasa da, dolaylı olarak önemli sonuçlar doğurabilir. ABD hisse senetlerinde yaşanacak bir düzeltme, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırarak Türk lirası üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, emtia fiyatlarındaki düşüş, Türkiye’nin enerji ithalat faturasını azaltarak cari açığa olumlu katkı sağlayabilir. Ancak, küresel büyüme endişeleri ihracatı olumsuz etkileyebileceği için TCMB’nin faiz politikaları ve yapısal reformlar kritik öneme sahip.