Ukrayna'da Rusya'nın son haftalarda yoğunlaştırdığı füze saldırıları, sivil kayıpları artırırken halkta derin bir travmaya yol açıyor. Kiev, Harkov ve Odesa gibi büyük şehirlerde gece gündüz süren saldırılar, altyapıyı hedef alırken yüzlerce aile yakınlarını kaybetmenin acısını yaşıyor. ABD yönetiminin Ukrayna'ya askeri destek sağlama vaatleri ise uzmanlara göre hâlâ belirsizliğini koruyor; bu durum Ukrayna'nın savunma kapasitesini zayıflatırken, Moskova'nın saldırganlığını daha da artırmasına neden oluyor.
Gelişmenin arka planı
Rusya, Şubat 2022'de başlattığı geniş çaplı işgalin ardından son dönemde özellikle enerji altyapısına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırdı. Ukrayna Genelkurmayı'na göre, son bir ayda ülke genelinde 500'den fazla füze ve İHA fırlatıldı; bunların büyük bölümü hava savunma sistemlerince düşürülse de isabet eden füzeler ciddi can kayıplarına yol açtı. Özellikle Harkov'da bir apartmana düzenlenen saldırıda 17 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Kentte arama kurtarma ekipleri enkaz altında kalanları çıkarmak için saatlerce çalışırken, bölge halkı soğuk havada evsiz kaldı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, yaptığı açıklamada saldırıların bir soykırım politikasının parçası olduğunu belirterek, uluslararası topluma daha fazla hava savunma sistemi çağrısında bulundu. Zelenskiy, "Her gece insanlarımızın üzerine füzeler yağıyor. Biz sadece kendimizi korumak istiyoruz. Dünya bize yeterince desteği verirse, bu saldırıları durdurabiliriz" dedi. Ancak uzmanlar, Batı'nın özellikle ABD'nin askeri yardım konusundaki kararsızlığının, Ukrayna'nın hava savunma kapasitesini sınırladığını ve Rusya'ya hareket alanı tanıdığını vurguluyor.
ABD Kongresi'nde uzun süredir tartışılan mali destek paketi, siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle hâlâ onaylanmadı. Başkan Joe Biden yönetimi, Ukrayna'ya acil askeri sevkiyat yapılması gerektiğini yinelerken, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson'ın paketi oylamaya sunmaması tepki çekiyor. Bu belirsizlik, cephedeki Ukraynalı askerlerin mühimmat sıkıntısı çekmesine neden olurken, savunma hatlarının zayıflamasına yol açıyor. Uzmanlar, ABD desteğindeki bu gecikmenin Ukrayna'nın toprak kaybına neden olabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Rusya'nın saldırıları yalnızca Ukrayna'yı değil, Avrupa'nın enerji güvenliğini de tehdit ediyor. Ukrayna'nın doğal gaz transit hatları ve enerji tesisleri, Avrupa Birliği ülkelerine gaz akışını etkileyebilecek durumda. AB liderleri, Rusya'nın Ukrayna'nın enerji sistemine yönelik saldırılarının kıta genelinde ekonomik sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. Ayrıca, savaşın yarattığı mülteci krizi, Polonya ve Romanya gibi sınır ülkeleri üzerindeki baskıyı artırıyor; bu durum Avrupa içindeki siyasi istikrarı etkiliyor.
NATO, Doğu Avrupa'daki varlığını güçlendirme kararı alırken, Baltık ülkeleri ve Polonya, olası bir Rus saldırısına karşı savunma hatlarını modernize ediyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise batılı liderlerin bu tutumunu "provokasyon" olarak nitelendirerek, ülkesinin nükleer gücüne dikkat çekiyor. Bu durum, dünya genelinde tansiyonun yükselmesine neden olurken, diplomatik çözüm arayışları da sonuçsuz kalıyor. Taraflar arasında son olarak İstanbul'da yapılan görüşmelerin çıkmaza girmesi, kalıcı bir ateşkesin ne kadar zor olduğunu gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşta arabuluculuk rolü üstlenen az sayıda ülkeden biri olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki ülke liderleriyle de görüşmelerini sürdürerek ateşkes için çaba gösteriyor. Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde Karadeniz'deki askeri güç dengesini gözetmesi, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Bu savaş, Türkiye'nin enerji ithalatında Rusya'ya bağımlılığını yeniden gündeme getirirken, Ankara'nın Ukrayna'ya insani yardım ve insansız hava aracı desteği sağlaması dikkat çekiyor. Öte yandan, savaşın uzaması Türkiye'nin savunma sanayiine olan uluslararası ilgiyi artırıyor; bu durum Türkiye'nin stratejik konumunu ve savunma ihracat potansiyelini güçlendiriyor.