Kremlin, petrol fiyatlarının Ortadoğu'daki savaş öncesi seviyelere gerilemesiyle birlikte derinleşen bütçe açığı sorunuyla karşı karşıya kalıyor. İran'la yaşanan askeri gerilim, Rusya'ya kısa vadeli bir mali rahatlama sağlasa da, uzun vadeli ekonomik tablo giderek kararıyor. Uzmanlar, Moskova'nın savaş harcamaları ve düşen enerji gelirleri arasında sıkıştığını belirtiyor.
Petrol Fiyatları Savaş Öncesine Döndü
İran-İsrail çatışmasının başlamasıyla yükselen petrol fiyatları, kısa süreli bir sıçramanın ardından yeniden düşüş trendine girdi. Brent petrolün varil fiyatı son haftalarda 70 doların altına gerileyerek, çatışma öncesi seviyelerine yaklaştı. Bu durum, Rusya'nın en büyük ihracat kalemi olan petrol ve doğalgazdan elde ettiği gelirleri doğrudan etkiliyor. Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, enerji gelirleri yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 azaldı.
Kremlin, bütçe açığını kapatmak için giderek daha fazla iç borçlanmaya yöneliyor. Rusya Merkez Bankası'nın faiz oranlarını yüzde 18'e çıkarmasına rağmen enflasyon yüzde 9,3 ile hedefin oldukça üzerinde seyrediyor. UBS analistleri, Rusya'nın 2024 yılı bütçe açığının GSYH'nın yüzde 2,5'ine ulaşabileceğini öngörüyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise Rusya ekonomisinin bu yıl yüzde 1,5 büyüyeceğini tahmin ediyor ancak bu büyümenin savaş harcamalarıyla şişirildiğini vurguluyor.
Batı Yaptırımlarının Etkisi Artıyor
AB ve ABD tarafından uygulanan yaptırımlar, Rusya'nın enerji ihracatını ve finansal piyasalarını hedef almaya devam ediyor. Petrol fiyat tavanı ve teknoloji ambargosu, Rus şirketlerinin uluslararası piyasalarda rekabet gücünü zayıflatıyor. Rusya'nın en büyük petrol şirketi Rosneft'in kârı bu yıl yüzde 15 düştü. Ayrıca, Hindistan ve Çin gibi alternatif pazarlara yapılan satışlar da indirimli fiyatlarla gerçekleştiği için kâr marjlarını daraltıyor. Ural petrolü, Brent petrolüne kıyasla varil başına ortalama 10-15 dolar daha düşük fiyattan işlem görüyor.
Uzmanlar, Rusya'nın askeri harcamalarının GSYH'nın yüzde 6'sına ulaştığını, bunun Soğuk Savaş sonrası en yüksek seviye olduğunu belirtiyor. Savaşın finansmanı için bütçede yapılan kesintiler, eğitim, sağlık ve altyapı yatırımlarını olumsuz etkiliyor. Bu durum, Rusya'da siyasi istikrarı tehdit edebilecek sosyal huzursuzluk potansiyelini artırıyor. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı analisti Alexandra Prokopenko, 'Rusya ekonomisi bir savaş ekonomisine dönüşmüş durumda ve bu model sürdürülebilir değil' değerlendirmesini yapıyor.
Öte yandan, Rusya'nın döviz rezervleri 2022'nin başından bu yana 100 milyar dolar azalarak 570 milyar dolara geriledi. Merkez Bankası, döviz çıkışını yavaşlatmak için sermaye kontrolleri uyguluyor ancak bu önlemler uzun vadede yatırımcı güvenini olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın ekonomik zorlukları, Türkiye'yi çeşitli kanallardan etkileyebilir. İlk olarak, Rusya'nın düşen ithalat kapasitesi, Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir; 2023'te Türkiye'nin Rusya'ya ihracatı 9 milyar doları bulmuştu. İkincisi, enerji ithalatında Rusya'ya bağımlı olan Türkiye, Moskova'nın daha agresif fiyatlandırma politikaları izlemesi durumunda ek maliyetlerle karşılaşabilir. Üçüncü olarak, Rusya'dan kaynaklanan finansal istikrarsızlık, Türk bankaları ve özel sektör üzerindeki riskleri artırabilir. Ancak kriz, Türkiye'nin Orta Asya ve Kafkasya'da Rusya'nın azalan etkisinden faydalanarak bölgesel nüfuzunu artırması için de bir fırsat penceresi açabilir. Türkiye'nin, Rusya'ya uygulanan yaptırımları delme konusunda dikkatli bir denge politikası izlemesi gerekiyor.