Rusya, ABD ile İran arasında varıldığı iddia edilen nükleer anlaşmaya temkinli bir destek sinyali verirken, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov anlaşmanın resmileştirilmesi çağrısında bulundu. Ancak İsrail’in anlaşmaya yönelik olumsuz tutumu, bu diplomatik girişimin geleceği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Moskova, anlaşmayı memnuniyetle karşılamakla birlikte, kalıcı bir barış için henüz erken olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile gizli müzakereler yürüttüğü ve tarafların nükleer program konusunda bir ön anlaşmaya vardığı yönündeki haberler, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Henüz resmi olarak doğrulanmayan anlaşmanın, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlaması karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları hafifletmesini öngördüğü belirtiliyor. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, anlaşmanın olumlu bir adım olduğunu ancak bağlayıcı ve uluslararası hukuk çerçevesinde resmileştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Rus yetkililer, mevcut durumda barışın hala kırılgan olduğunu ve anlaşmanın uygulanmasının izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Moskova, uzun vadede bölgesel istikrar için İran'ın nükleer programının şeffaf bir şekilde denetlenmesi gerektiğini savunuyor. Aynı zamanda, ABD'nin tek taraflı yaptırım politikalarının anlaşmanın başarısını tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail'in anlaşmaya karşı çıkması, bölgede yeni bir gerilim dalgasını tetikleyebilir. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına izin verecek herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini açıkladı. Bu durum, ABD ve İsrail arasında diplomatik bir krize yol açabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri ise anlaşmayı ihtiyatla karşılıyor; İran'ın bölgesel nüfuzunun artmasından endişe duyuyorlar.
Anlaşmanın Avrupa boyutu da dikkat çekiyor. Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılmasını desteklerken, yeni anlaşmanın KOEP'in yerini mi alacağı yoksa onu mı tamamlayacağı belirsiz. Avrupa Birliği, tarafları diyaloğa teşvik ederken, Rusya'nın anlaşmadaki rolünün belirleyici olabileceğini değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın temkinli desteği ve İsrail'in karşı çıkışı, Türkiye'nin yakından takip ettiği bir gelişme. İran ile komşu olan ve enerji ithalatında İran'a bağımlı olan Türkiye, nükleer anlaşmanın yeniden canlanmasını istikrar açısından olumlu görüyor. Ancak anlaşmanın başarısız olması, bölgede yeni bir güvenlik krizine yol açabilir ve Türkiye'yi hem mülteci akını hem de enerji tedariki açısından olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi nükleer enerji programı (Akkuyu NGS) göz önüne alındığında, İran'ın nükleer faaliyetlerinin denetlenmesi konusundaki uluslararası normlar Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Ankara, bu süreçte hem Moskova hem de Washington ile dengeli bir diplomasi yürütmek durumunda.