Rusya, Ukrayna'nın uzun menzilli insansız hava araçlarıyla (İHA) enerji altyapısına yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasına karşın, ham petrol sevkiyatını yılbaşından bu yana en yüksek seviyeye çıkardı. Bloomberg'in tanker takip verilerine göre, Rusya'nın deniz yoluyla ham petrol ihracatı Kasım ayında günlük ortalama 3,6 milyon varile ulaşarak neredeyse tüm zamanların rekoruna yaklaştı. Moskova yönetimi, Batı yaptırımlarına rağmen petrol gelirlerini korumak için alternatif pazarlar ve lojistik çözümler geliştirirken, Ukrayna'nın rafineri vuruşları ise Rusya'nın işleme kapasitesini daraltarak ham petrol ihracatını dolaylı yoldan artırıyor.
Gelişmenin arka planı
Ukrayna ordusu, 2024 yılının başından bu yana Rusya'nın enerji tesislerine yönelik saldırılarını sistematik biçimde artırdı. Özellikle Tu-141 ve Tu-143 tipi uzun menzilli İHA'larla gerçekleştirilen operasyonlarda, Rusya'nın Avrupa yakasındaki birçok rafineri hedef alındı. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, bu saldırılarla Rusya'nın askeri yakıt ikmalini ve enerji ihracat gelirlerini kesmeyi amaçladıklarını açıkladı.
Ancak sahadaki veriler, bu stratejinin beklenenin aksine Rusya'nın ham petrol sevkiyatını artırdığını gösteriyor. Rafineri kapasitesinin düşmesi, işlenmemiş petrolün depolama ve ihraç edilme baskısını artırıyor. Rusya'nın Ural ve ESPO ham petrol ihracatı, Çin ve Hindistan başta olmak üzere Asya pazarına yönelmiş durumda. Novorossiysk ve Kozmino limanlarından yapılan sevkiyatlar, Şubat 2022 sonrası uygulanan yaptırımlara rağmen tarihi zirvelere yaklaştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Rus petrol ihracatındaki bu artış, küresel enerji piyasalarında arz fazlası endişelerini yeniden gündeme getirdi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, Rusya'nın petrol ihracat gelirleri Ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 12 artarak 17 milyar dolara ulaştı. Bu durum, Batı'nın Rusya'ya yönelik petrol tavan fiyatı mekanizmasının etkinliğini sorgulamasına neden oluyor. AB ve G7 ülkeleri, Rus petrolünün varil başına 60 doları aşan fiyatlarla satılmasını engellemek için denetimleri sıkılaştırsa da, Rusya'nın kendi gölge filosuyla bu kısıtlamaları aştığı belirtiliyor.
Ukrayna'nın rafineri vuruşları ise Rusya'nın iç yakıt piyasasında kısa vadeli sıkıntılara yol açsa da, ham petrol ihracatını artırarak Moskova'nın savaş bütçesine katkı sağlıyor. Savaşın ikinci yılında enerji gelirlerini kaybetmek istemeyen Kremlin, Çin ve Hindistan'a yapılan sevkiyatlarda “derin indirim” politikasını sonlandırarak daha yüksek fiyatlarla satış yapmaya başladı. Bu durum, küresel petrol fiyatlarını aşağı çekme potansiyeli taşırken, OPEC+'nın arz kısıtlama politikalarını da zorluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın petrol sevkiyatındaki bu artış, Türkiye'nin enerji ithalatı ve dış ticaret dengesi açısından iki yönlü etki yaratıyor. Bir yandan düşen petrol fiyatları Türkiye'nin cari açığını azaltıcı etki yaparken, diğer yandan Rusya'nın yaptırım delme mekanizmalarına Türk şirketlerinin dolaylı katılımı Batı ile ilişkilerde risk oluşturuyor. Türkiye, Rus petrolünün Avrupa'ya geçişinde önemli bir transit ülke konumunda. Ancak AB'nin yaptırım ihlallerine karşı ikincil yaptırım tehditleri, Ankara'nın bu alandaki manevra alanını daraltıyor. Enerji Bakanlığı yetkilileri, Türkiye'nin kendi ihtiyacı kadar ithalat yaptığını ve transit geçişlerin sıkı denetlendiğini vurgulasa da, Rus petrolünün Türk limanları üzerinden yeniden ihraç edildiği iddiaları gündemdeki sıcaklığını koruyor.