Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in imzaladığı kararnameyle, Fransız, Alman, İsveç ve Hollanda menşeli şirketlerin Rusya'daki yerel varlıkları geçici yönetime alındı. Karar, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin Brüksel'deki Avrupa Birliği zirvesine katılacağı gün duyuruldu. Moskova'nın hamlesi, AB'nin Ukrayna'ya desteği nedeniyle zaten gergin olan ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşturdu.
Gelişmenin arka planı
Rusya'nın bu adımı, Batı'nın yaptırımlarına karşı bir misilleme olarak değerlendiriliyor. Putin yönetimi, 2022'den bu yana Batılı şirketlerin Rusya'daki varlıklarını geçici yönetime alma yetkisini kullanıyor. Son kararname, hangi şirketlerin etkilendiğine dair ayrıntı vermese de, enerji, finans ve perakende sektörlerinde faaliyet gösteren Avrupalı firmaların risk altında olduğu belirtiliyor. AB, Ukrayna'ya askeri ve mali yardımını sürdürürken, Rusya da ekonomik baskı araçlarını devreye sokuyor.
Avrupa Birliği yetkilileri, kararı kınayarak uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu. Rusya ise, Batı'nın el koyduğu Rus varlıklarına karşılık olarak bu tür adımlar attığını belirtiyor. Uzmanlar, kararın Avrupalı şirketleri Rusya pazarından tamamen çekilmeye veya yasal yollara başvurmaya itebileceğini söylüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Zelenskiy'nin AB zirvesindeki görüşmelerinin ana gündem maddesi, Ukrayna'ya yönelik askeri ve mali destek ile ülkenin AB üyelik süreci olacak. Rusya'nın hamlesi, zirve öncesinde Avrupa başkentlerine gözdağı verme amacı taşıyor. Aynı zamanda, enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinden küresel ekonomiyi de etkileyebilecek bir tırmanma riski taşıyor. AB'nin ortak bir yanıt verip veremeyeceği ise belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Avrupalı şirketlere el koyması, Türkiye'nin Rusya ile hem siyasi hem ekonomik ilişkilerini yakından ilgilendiriyor. Türk şirketleri, Rusya pazarında önemli yatırımlara sahip. Benzer bir uygulamanın Türk firmalarına yönelmesi durumunda ciddi ekonomik kayıplar yaşanabilir. Ayrıca, AB ile Rusya arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ankara'nın denge politikası, bu tür gelişmeler karşısında daha da hassas hale geliyor.