Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, İsrail hükümetine Batı Şeria'da zorla yerleşim inşasını durdurma çağrısında bulunarak, Filistin sorununun 'bu yüzyılın en büyük tarihsel adaletsizliği' olduğunu söyledi. Wang'ın açıklamaları, Pekin'in Orta Doğu barış sürecinde daha aktif bir diplomatik rol üstlenme çabasının son işareti olarak değerlendiriliyor.
Filistin Sorunu ve Çin'in Artan Diplomatik Ağırlığı
Wang Yi, yaptığı yazılı açıklamada, 'Filistin sorunu bu yüzyılın en büyük tarihsel adaletsizliğidir' ifadesini kullanarak, uluslararası toplumun Filistin halkının meşru haklarını görmezden gelmemesi gerektiğini vurguladı. Çinli bakan, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgede kalıcı barışın önünde engel teşkil ettiğini belirtti.
Pekin yönetimi, son yıllarda Orta Doğu'da artan bir diplomatik etkinlik sergiliyor. 2023 yılında Çin'in arabuluculuğuyla Suudi Arabistan ile İran arasında varılan normalleşme anlaşması, Pekin'in bölgede nüfuzunu genişletme kapasitesini göstermişti. Çin, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Filistin'in tam üyeliğini destekleyen açıklamalarda bulunmuş ve iki devletli çözümü savunmuştu.
Wang'ın son açıklamaları, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini genişletme kararlarına uluslararası tepkilerin arttığı bir dönemde geldi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Batı Şeria'da 700 binden fazla İsrailli yerleşimci yaşıyor ve bu sayı her yıl artıyor. Uluslararası Adalet Divanı, 2024 yılında verdiği danışma görüşünde İsrail'in işgal altındaki topraklardaki yerleşim politikasının uluslararası hukuku ihlal ettiğini tespit etmişti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Çin'in Filistin meselesindeki tutumu, geleneksel olarak Filistin davasına sempatiyle yaklaşan küresel Güney ülkeleriyle uyumlu. Ancak Pekin'in artan diplomatik aktivizmi, ABD'nin bölgedeki geleneksel arabuluculuk rolüne bir alternatif oluşturma potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, Çin'in ekonomik yatırımlar ve diplomatik girişimlerle Orta Doğu'da daha fazla söz sahibi olmayı hedeflediğini belirtiyor.
İsrail hükümeti ise Çin'in açıklamalarına henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak İsrail, geçmişte Çin'in Filistin yanlısı tutumunu eleştirmiş ve Pekin'in Hamas ile doğrudan temaslarını sorgulamıştı. Bölgesel analistler, Çin'in açıklamalarının pratikte ne kadar etkili olacağının belirsiz olduğunu, zira İsrail'in en büyük askeri ve diplomatik destekçisi olan ABD'nin tutumunun belirleyici olduğunu vurguluyor.
Filistin yönetimi ise Çin'in açıklamalarını memnuniyetle karşıladı. Filistin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, 'Çin'in adil duruşu, uluslararası toplumun Filistin halkının yanında olduğunu gösteriyor' dedi. Öte yandan, bazı Batılı ülkeler Çin'in Filistin meselesini kendi jeopolitik çıkarları için kullanabileceği endişesini dile getiriyor.
Çin'in açıklamaları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Filistin'e yönelik oylamalarda da yankı bulabilir. Pekin, Filistin'in BM'de daha fazla hak elde etmesi için destek veriyor ve iki devletli çözümün tek adil seçenek olduğunu savunuyor. Wang Yi, 'Filistin halkının bağımsız devlet kurma hakkı gasp edilemez' ifadesini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde uzun süredir Filistinlilerin haklarını savunan bir tutum izliyor ve İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. Çin'in son açıklamaları, Ankara'nın pozisyonuyla örtüşüyor ve iki ülke arasında Filistin konusunda artan bir diplomatik eşgüdüm potansiyeline işaret ediyor. Ancak Türkiye, Çin'in bölgede artan etkinliğini kendi stratejik çıkarları açısından dikkatle izliyor; zira Pekin'in Orta Doğu'daki angajmanı, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkileyebilir. Yine de Çin'in Filistin yanlısı duruşu, uluslararası platformlarda Türkiye'nin yalnız olmadığını göstermesi bakımından önem taşıyor.