Rusya'nın Ukrayna'nın çeşitli bölgelerine düzenlediği füze ve insansız hava aracı saldırılarında en az 15 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Başkent Kiev'de sabah saatlerinde art arda patlamalar duyuldu, birçok sakin metro istasyonlarına ve sığınaklara koştu. Saldırılar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 74. yaş gününe denk gelmesiyle dikkat çekti; Kremlin, saldırıların askeri hedeflere yönelik olduğunu savunurken Ukrayna yetkilileri bunu "sivillere yönelik kasıtlı bir terör" olarak nitelendirdi.
Saldırıların Arka Planı ve İlk Bilgiler
Ukrayna Hava Kuvvetleri, gece boyunca Rusya'nın birçok bölgeden fırlattığı seyir füzeleri ve İran yapımı Şahid insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediğini bildirdi. Hava savunma sistemleri bazı füzeleri düşürse de, özellikle doğu ve güney cephe hattındaki yerleşim yerlerinde büyük yıkım meydana geldi. Yetkililer, Harkiv, Dnipro, Zaporijya ve Kherson bölgelerinde sivil altyapının hedef alındığını, elektrik ve su kesintilerinin yaşandığını aktardı. Kiev'de ise şehir merkezine yakın bir noktaya isabet eden füze nedeniyle bir apartman binası hasar gördü; kurtarma ekipleri enkaz altında kalanları çıkarmak için çalışma başlattı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, saldırıların Putin'in doğum gününe denk getirilmesinin "sembolik bir vahşet" olduğunu söyledi ve Batılı müttefiklerden hava savunma sistemlerinin acilen tedarik edilmesini istedi. Zelenski, "Rusya her gün yeni bir trajedi yaratıyor; dünya bu terörü durdurmak için daha fazla çaba göstermeli" ifadelerini kullandı. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov ise saldırıların "özel askeri operasyon" kapsamında olduğunu ve sadece askeri altyapıyı hedef aldığını öne sürdü; ancak Ukrayna tarafı, son aylarda artan sivil kayıplarına dikkat çekerek bu iddiayı reddediyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, son saldırılarla ilgili bağımsız bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu. BM raporlarına göre, savaşın başından bu yana Ukrayna'da en az 10 bin sivil hayatını kaybetti, ancak gerçek sayının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Uluslararası Kızılhaç Örgütü de bölgedeki insani durumun her geçen gün kötüleştiğini, özellikle kış aylarında enerji altyapısına yönelik saldırıların milyonlarca insanı mağdur ettiğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın son saldırıları, Ukrayna'nın Batı'dan aldığı askeri desteğin artırılması yönündeki çağrıları güçlendirdi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, saldırıları kınayarak ittifakın Ukrayna'nın yanında olduğunu yineledi. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Ukrayna'ya yeni bir güvenlik yardımı paketi üzerinde çalışıldığını duyurdu; ancak Kongre'deki bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri, yardımların denetlenmesi gerektiğini savunarak süreci yavaşlatıyor. Avrupa Birliği ise Rusya'ya yönelik yeni yaptırımların masada olduğunu açıkladı; enerji ve finans sektörlerine yönelik kısıtlamaların genişletilmesi planlanıyor.
Savaşın küresel etkileri de derinleşiyor. Tahıl koridoru anlaşmasının askıya alınmasıyla birlikte dünya gıda fiyatlarında dalgalanmalar yaşanıyor; özellikle Afrika ve Orta Doğu ülkeleri bu durumdan olumsuz etkileniyor. Rusya'nın enerji ihracatına getirilen tavan fiyat uygulaması, Moskova'nın gelirlerini azaltsa da, ülke ekonomisi savaş ekonomisine geçiş yaparak direnç gösteriyor. Uzmanlar, çatışmanın uzamasının hem Avrupa güvenlik mimarisini hem de küresel istikrarı tehdit ettiğini vurguluyor.
Putin'in doğum gününe denk gelen saldırılar, Rus liderin iç kamuoyuna güçlü bir mesaj verme çabası olarak da yorumlanıyor. Rusya'da yapılan son anketler, halkın çoğunluğunun "özel operasyonu" desteklediğini gösterse de, ekonomik zorluklar ve artan asker kayıpları toplumsal hoşnutsuzluğu artırıyor. Bağımsız gözlemciler, Kremlin'in dikkatleri dışarıya çekerek iç sorunları örtbas etmeye çalıştığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya-Ukrayna savaşında tırmanan bu son saldırılar, Türkiye'nin denge politikasını daha da zorlaştırıyor. Ankara, hem Ukrayna'ya İHA satışı yaparak hem de Rusya ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürerek hassas bir denge gözetiyor. Ancak sivil kayıpların artması, Türkiye'nin insani diplomasi çağrılarını güçlendirmesini gerektiriyor. Ayrıca savaşın uzaması, Karadeniz'deki güvenlik risklerini ve tahıl koridoru gibi kritik anlaşmaların sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Türkiye, hem bölgesel istikrar hem de ekonomik çıkarları için ateşkes ve müzakere çağrılarını yoğunlaştırmalı.