Rusya, Ukrayna'dan savaş yoluyla ele geçirdiği bölgelerde parlamento seçimleri düzenledi. Kiev yönetimi seçimi derhal yasadışı ilan ederek kınadı. Bir insan hakları savunucusu, bölge sakinlerinin oy kullanmaya zorlandığını açıkladı. Seçim, uluslararası toplum tarafından tanınmayan bir süreç olarak Rusya'nın tek taraflı adımlarının son halkası oldu.
Rusya'nın Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson bölgelerinde düzenlediği seçimler, Moskova'nın bu toprakları kendi toprağı olarak görme politikasının bir parçası. Ancak seçim, savaşın sürdüğü ve güvenlik koşullarının son derece kötü olduğu bir ortamda gerçekleştirildi. Ukraynalı yetkililer, seçimin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve hiçbir meşruiyeti olmadığını vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Rusya, 2022'de Ukrayna'nın dört bölgesini ilhak ettiğini tek taraflı olarak açıklamıştı. Bu adım, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından büyük çoğunlukla kınanmış ve uluslararası alanda tanınmamıştı. Moskova, şimdi bu bölgelerde kendi yasalarını ve yönetim yapılarını dayatarak fiili durumu pekiştirmeye çalışıyor. Seçimler, Rusya'nın bu bölgelerdeki kontrolünü kurumsallaştırma çabasının bir göstergesi.
Kiev yönetimi, seçimleri 'sahte' ve 'hukuk dışı' olarak nitelendirdi. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, seçime katılan uluslararası gözlemcileri de meşruiyet kazandırma çabası olarak eleştirdi. İnsan hakları örgütleri, bölgede kalan sivil halkın baskı altında oy kullanmaya zorlandığını, aksi takdirde misilleme ile karşılaşabileceğini bildirdi. Bir insan hakları aktivisti, 'insanların gerçek iradesinin yansıtılmadığını, korku ortamında sandığa götürüldüklerini' ifade etti.
Rusya, seçim sonuçlarını yakın zamanda açıklayarak yeni parlamentonun oluştuğunu duyuracak. Ancak uluslararası toplum, ne seçimi ne de sonuçlarını tanıyacağını açıkladı. Avrupa Birliği ve ABD, konuya ilişkin açıklamalarında Rusya'nın eylemlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini yineledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu seçim, Rusya'nın Ukrayna savaşında izlediği stratejinin bir yansıması. Moskova, askeri kazanımlarını siyasi ve idari adımlarla kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Batılı ülkeler, bu tür adımların barış görüşmelerini zorlaştıracağını ve çatışmayı daha da derinleştireceğini belirtiyor. Seçim, aynı zamanda Rusya'nın kendi kamuoyuna 'kazanımlarını' gösterme çabası olarak da değerlendiriliyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, işgal altındaki topraklarda yapılan seçimlerin Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olduğunu vurguluyor. Bu tür seçimler, işgalci gücün sivil halk üzerinde baskı kurma aracı olarak görülüyor. Birleşmiş Milletler, konuya ilişkin yeni bir rapor hazırlığında olduğunu duyurdu. Raporun, seçim sürecinde yaşanan ihlalleri belgelemesi bekleniyor.
Öte yandan, savaşın gidişatı askeri açıdan belirsizliğini koruyor. Ukrayna, karşı taarruz hazırlıklarını sürdürürken Rusya cephe hatlarını güçlendiriyor. Seçim, askeri durumu değiştirmese de siyasi sembolizm açısından önem taşıyor. Batılı ülkeler, Ukrayna'ya askeri ve mali desteği artırarak Rusya'nın adımlarına yanıt veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini destekleyen tutumunu sürdürüyor. Rusya'nın ilhak ettiği bölgelerde düzenlediği seçimler, Ankara'nın prensipli duruşuyla çelişiyor. Türkiye, hem Ukrayna hem Rusya ile diyalog kanallarını açık tutarak denge politikası izliyor. Ancak bu tür adımlar, Karadeniz'deki güvenlik dengelerini ve tahıl koridoru gibi kritik anlaşmaları olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, uluslararası hukuka vurgu yaparak seçimi tanımadığını açıklaması bekleniyor. Bu gelişme, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırırken, bölgesel istikrar için diplomatik çabaların önemini artırıyor.