Ukrayna ve Rusya arasında enerji altyapısına yönelik karşılıklı saldırılar, son 24 saatte sivil kayıplara yol açtı. Yetkililere göre, Rusya'nın Ukrayna'nın enerji tesislerine düzenlediği saldırılarda en az iki kişi hayatını kaybetti ve 17 kişi yaralandı. Ukrayna ise Rusya'nın petrol depoları, lojistik tesisleri ve veri merkezlerini hedef almak için 1.000'den fazla insansız hava aracı (İHA) kullandığını duyurdu. Saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump'ın görevden ayrılmasının ardından diplomatik çabaların çökmesiyle eş zamanlı olarak yoğunlaştı.
Enerji Altyapısına Yönelik Karşılıklı Saldırılar
Ukrayna Hava Kuvvetleri, Rusya'nın gece boyunca çok sayıda İHA ve füze ile Ukrayna'nın güney ve doğusundaki enerji tesislerini vurduğunu bildirdi. Hava savunma sistemlerinin bazı hedefleri düşürdüğü ancak isabet alan tesislerde büyük hasar meydana geldiği belirtildi. Saldırılarda hayatını kaybeden iki sivilin kimlikleri henüz açıklanmadı. Yaralılar arasında enerji işçileri ve bölge sakinleri bulunuyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Rusya'nın enerji terörü, sivil halkı kış aylarında elektriksiz bırakmayı amaçlıyor. Ancak biz her saldırıya karşılık verecek güce sahibiz" ifadelerini kullandı. Ukrayna Başbakanı Denys Shmyhal ise ülkenin enerji sisteminin istikrarlı olduğunu, ancak bazı bölgelerde acil kesintiler uygulandığını söyledi.
Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna'nın 1.000'den fazla İHA ile gerçekleştirdiği saldırıları "büyük bir terör saldırısı" olarak nitelendirdi. Bakanlık, hava savunma sistemlerinin İHA'ların büyük bir kısmını imha ettiğini, ancak bazı tesislerde hasar oluştuğunu kabul etti. Rus yetkililer, saldırıların hedefinde Rostov, Voronej ve Krasnodar bölgelerindeki petrol depoları, lojistik merkezleri ve veri merkezlerinin bulunduğunu belirtti. Rusya Acil Durumlar Bakanlığı, yangınların kontrol altına alındığını ancak soğutma çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.
Diplomatik Çabaların Çöküşü ve Tırmanma
Enerji altyapısına yönelik saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump'ın görev süresinin sona ermesinin ardından diplomatik girişimlerin başarısız olmasıyla patlak verdi. Trump yönetimi sırasında başlatılan ateşkes müzakereleri, tarafların şartlarda anlaşamaması nedeniyle çökmüştü. BM Genel Sekreteri António Guterres, son gelişmelerden duyduğu endişeyi dile getirerek, "Sivilleri ve kritik altyapıyı hedef alan saldırılar uluslararası hukuka aykırıdır. Derhal bir ateşkes sağlanmalıdır" çağrısında bulundu.
AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Rusya'nın enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı ve Ukrayna'ya desteğin süreceğini vurguladı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise ittifakın savunma sistemlerini güçlendirme kararlılığını yineledi. Analistler, enerji savaşının her iki ülke için de ağır sonuçları olacağını belirtiyor. Ukrayna'nın enerji sistemine yönelik saldırılar, ülkenin savaş öncesi kapasitesinin önemli bir kısmını zaten tahrip etmiş durumda. Rusya'da ise petrol rafinerilerine yönelik saldırılar, ihracat gelirlerini ve iç piyasayı olumsuz etkiliyor.
Bu arada, Ukrayna'nın kullandığı İHA'ların çoğunun yerli üretim olduğu ve menzilinin 1.000 kilometreyi aştığı bildirildi. Ukrayna hükümeti, 2024 yılında İHA üretimini önemli ölçüde artırdığını açıklamıştı. Rusya ise İran'dan aldığı Şahit tipi İHA'ları kullanıyor. Her iki taraf da enerji tesislerini korumak için hava savunma sistemlerini takviye ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya-Ukrayna enerji savaşının tırmanması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar politikaları açısından riskler barındırıyor. Türkiye, doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Rusya'dan karşılıyor ve Karadeniz'deki enerji projelerinde Ukrayna ile işbirliği yapıyor. Saldırıların yoğunlaşması, enerji fiyatlarında dalgalanmaya ve tedarik zincirlerinde aksamaya yol açabilir. Ayrıca Türkiye, savaşın sona ermesi için diplomatik çabalarını sürdürüyor; ancak tarafların uzlaşmaz tutumu, Ankara'nın arabuluculuk rolünü zorlaştırıyor. Türk yetkililerin, enerji altyapısına yönelik saldırıların artması durumunda sivil kayıplar konusunda uluslararası platformlarda daha aktif bir tutum alması bekleniyor.