Küresel buğday fiyatları, Rusya-Ukrayna savaşının daha da tırmanabileceği ve dünyanın en önemli tahıl ambarlarından birinden sevkiyatların daha fazla kesintiye uğrayabileceği endişeleriyle üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Chicago Ticaret Borsası'nda işlem gören buğday vadeli işlemleri, ardı ardına üçüncü seansta da yükselerek Ağustos 2022'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Piyasalardaki bu sert hareket, Rusya'nın Karadeniz'deki tahıl anlaşmasından çekilmesinin ardından Ukrayna limanlarına yönelik saldırılarını artırması ve Karadeniz Tahıl Girişimi'nin geleceğine ilişkin belirsizliğin derinleşmesiyle ivme kazandı.
Artan Gerilim Piyasaları Nasıl Etkiliyor?
Son haftalarda Rus ordusunun Odessa ve diğer Ukrayna liman kentlerine düzenlediği hava saldırıları, tahıl depolama tesisleri ve ihracat altyapısını hedef aldı. Ukrayna Tarım Bakanlığı verilerine göre, temmuz ayı itibarıyla ülkenin tahıl ihracatı bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 20 azaldı. Rusya'nın ise kendi buğday ihracatını artırarak pazar payını büyütmeye çalıştığı belirtiliyor. Ancak uluslararası toplumun Rusya'ya yönelik yaptırımları ve sigorta şirketlerinin Karadeniz sularındaki risklere karşı primleri yükseltmesi, Rus ihracatçıları da zorluyor.
Analistler, buğday fiyatlarındaki yükselişin yalnızca arz endişelerinden değil, aynı zamanda spekülatif fonların pozisyon almasından da kaynaklandığını ifade ediyor. Küresel gıda enflasyonunun zaten yüksek seyrettiği bir dönemde, buğday fiyatlarındaki artışın gelişmekte olan ülkelerde gıda fiyatlarını daha da yukarı çekmesi bekleniyor. Dünya Bankası verilerine göre, buğdayın küresel gıda fiyat endeksi içindeki ağırlığı yüzde 10'un üzerinde.
Küresel Gıda Güvenliği Tehdit Altında
Rusya ve Ukrayna, küresel buğday ihracatının yaklaşık üçte birini karşılıyor. Özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri, ekmeklik buğday ihtiyaçlarının büyük bölümünü bu iki ülkeden temin ediyor. Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı konumunda ve Rusya ile Ukrayna'ya olan bağımlılığı nedeniyle bu durumdan en çok etkilenen ülkelerin başında geliyor. Ayrıca Lübnan, Tunus ve Libya gibi ekonomik kırılganlıkları yüksek ülkeler, olası bir arz şokunda ciddi sosyal huzursuzluklarla karşı karşıya kalabilir.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünya buğday fiyatları yılın başından bu yana yüzde 30'dan fazla artmış durumda. Bu durum, savaşın sadece bölgesel bir kriz olmaktan çıkıp küresel bir gıda güvenliği tehdidine dönüştüğünün bir göstergesi. Öte yandan, Rusya'nın Tahıl Anlaşması'ndan çekilmesinin ardından Ukrayna'nın Romanya üzerinden kara yolu ve Tuna Nehri üzerinden alternatif koridorlar geliştirmeye çalışması, mevcut kapasitenin çok altında kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin hem gıda güvenliği hem de dış politikası açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, dünyanın en büyük buğday ithalatçılarından biri ve ihtiyacının yaklaşık yüzde 40'ını Rusya’dan temin ediyor. Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın tırmanması, Türkiye'nin gıda enflasyonunu artırma riski taşıyor; özellikle ekmek ve unlu mamul fiyatlarında yeni artışlar yaşanabilir. Aynı zamanda Türkiye, tahıl koridorunun yeniden işlerlik kazanması için diplomatik girişimlerde bulunan ülkelerin başında geliyor. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden yapılan açıklamalarda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile devam eden telefon diplomasisi hatırlatılıyor. Türkiye’nin bu krizdeki arabulucu rolü, yalnızca bölgesel barış için değil, küresel gıda arzı için de belirleyici olabilir. Ancak, yaptırımlar ve sigorta sorunları nedeniyle Rusya'nın anlaşmaya sıcak bakmaması, Ankara'nın diplomatik manevra alanını daraltıyor ve Türkiye'nin yeni alternatif tedarik rotaları geliştirmesini zorunlu kılıyor.