Rusya'nın Afganistan'daki Taliban yönetimiyle yakın bağları ve Pakistan'a yönelik diplomatik açılımı, iki komşu ülke arasındaki artan gerilimin azaltılmasında Moskova'nın rol oynayıp oynayamayacağı sorusunu beraberinde getiriyor. Analistler, Rusya'nın her iki tarafla da temas halinde olduğunu ancak etkisinin belirsizliğini koruduğunu belirtiyor. Son dönemde Pakistan ile Afganistan arasında sınır olayları ve karşılıklı suçlamalar tırmanmış durumda.
Gerilimin arka planı ve Rusya'nın temasları
Pakistan ve Afganistan arasındaki ilişkiler, özellikle sınır güvenliği ve militan grupların varlığı konusunda uzun süredir gergin. Son aylarda iki ülke arasında sınır çatışmaları ve karşılıklı sert açıklamalar yaşandı. Rusya, Taliban'ı resmen tanımayan ülkeler arasında olsa da, 2021'de iktidara gelmesinden bu yana Taliban ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini sürdürüyor. Moskova, Afganistan'ın kuzeyindeki güvenlik endişelerini sık sık dile getiriyor ve Taliban yönetimini istikrar için muhatap alıyor.
Öte yandan Rusya, Pakistan ile de savunma ve enerji alanlarında işbirliğini geliştirme arayışında. Pakistan, Rusya'dan doğalgaz boru hattı projeleri ve askeri teçhizat konularında görüşmeler yapıyor. Ancak analistler, Rusya'nın Pakistan üzerindeki ekonomik ve siyasi etkisinin sınırlı olduğunu, tarihsel olarak Hindistan ile yakın ilişkilerinin bu açılımı zorlaştırdığını vurguluyor.
Rusya'nın Afganistan özel temsilcisi Zamir Kabulov, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Moskova'nın Pakistan-Afganistan diyaloğunu desteklemeye hazır olduğunu ancak tarafların doğrudan görüşmesi gerektiğini söyledi. Kabulov, "Rusya, bölgesel istikrar için her iki tarafla da temas halinde. Ancak nihai çözüm, İslamabad ve Kabil'in kendi aralarında kuracağı diyalogla mümkün" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Rusya'nın arabuluculuk konusundaki istekliliğini gösteriyor ancak somut bir mekanizma sunmuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rusya'nın arabuluculuk potansiyeli, bölgesel güç dengeleri açısından da önemli. Çin, Pakistan'ın yakın müttefiki ve Afganistan'da ekonomik yatırımları var. Çin'in de arabuluculuk çabaları biliniyor ancak Rusya'nın Taliban ile doğrudan kanalları daha açık. ABD ise 2021'de Afganistan'dan çekilmesinin ardından bölgede etkisini yitirmiş durumda. Rusya, bu boşluğu doldurarak Orta Asya ve Güney Asya'da nüfuzunu artırmayı hedefliyor.
Ancak uzmanlar, Rusya'nın Taliban üzerindeki etkisinin sanıldığı kadar güçlü olmadığını belirtiyor. Taliban, kararlarında bağımsız hareket etme eğiliminde ve özellikle Pakistan ile sınır konusunda taviz vermeye sıcak bakmıyor. Ayrıca Pakistan, Rusya'nın Hindistan ile olan geleneksel ilişkileri nedeniyle Moskova'ya temkinli yaklaşıyor. Yine de son yıllarda Pakistan-Rusya ilişkilerinde bir ısınma söz konusu. 2023'te iki ülke arasında karşılıklı üst düzey ziyaretler gerçekleşti ve ticaret hacmini artırma yönünde adımlar atıldı.
Rusya'nın Afganistan'daki istikrarsızlıktan endişe duyduğu biliniyor çünkü bu durum Orta Asya'daki müttefiklerini (Tacikistan, Özbekistan vb.) doğrudan etkiliyor. Taliban yönetiminin militan grupları kontrol altına alamaması, Rusya için güvenlik riski oluşturuyor. Bu nedenle Moskova, Pakistan ile Afganistan arasında bir uzlaşı sağlanmasını kendi çıkarları için de görüyor.
Diğer yandan, Pakistan-Afganistan gerilimi, bölgesel ticaret ve enerji projelerini de tehdit ediyor. TAPI (Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan) doğalgaz boru hattı gibi projeler, istikrarın sağlanmasına bağlı. Rusya, enerji koridorlarında söz sahibi olmak istiyor. Bu nedenle arabuluculuk, ekonomik çıkarlarla da örtüşüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Pakistan ve Afganistan ile tarihsel ve kültürel bağlara sahip. Ankara, Afganistan'da Taliban sonrası dönemde de aktif rol oynamak istiyor ve Kabil'deki havalimanının işletilmesi gibi konularda girişimleri bulunuyor. Rusya'nın arabuluculuk çabaları, Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini sınırlayabilir. Ancak Türkiye, hem Pakistan hem de Afganistan ile iyi ilişkileri sayesinde kendi arabuluculuk rolünü öne çıkarabilir. Ayrıca Rusya ile Türkiye arasında Suriye, Libya ve Kafkasya'da yaşanan rekabet, bu konuda da bir denge unsuru olacak. Türkiye'nin bölgedeki insani yardımları ve diplomatik girişimleri, Moskova'nın tek başına etkili olamayacağı bir alanda Ankara'ya avantaj sağlayabilir.