Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün (IISS) yayımladığı yeni bir rapora göre, İngiltere'deki Birleşik Krallık ve ABD hava üsleri çevresinde 2024 yılından bu yana meydana gelen insansız hava aracı (drone) ihlallerinin arkasında 'yüksek ihtimalle' Rusya'nın rol oynadığı belirtiliyor. Rapor, bu tür ihlallerin sadece İngiltere ile sınırlı kalmadığını, Norveç'ten Romanya'ya kadar birçok NATO ülkesinde benzer olayların yaşandığını ortaya koyuyor. IISS araştırmacıları, bu faaliyetlerin Rusya'nın Avrupa genelinde bir hibrit savaş stratejisinin parçası olduğunu öne sürüyor.
Raporun Detayları ve Bulgular
IISS raporu, 2024'ün başlarından itibaren Avrupa'da askeri tesisleri, enerji altyapısını ve sivil hava sahasını hedef alan düzinelerce drone ihlali vakasını inceledi. Bu ihlallerin özellikle İngiltere'deki Lakenheath, Mildenhall ve Fairford gibi kritik ABD hava üslerinde yoğunlaştığı kaydedildi. Rapor, kullanılan drone'ların ticari amaçlarla satılan ve kolayca temin edilebilen modeller olduğunu ancak uçuş rotalarının ve hedef seçimlerinin 'profesyonel' bir planlama gerektirdiğini vurguluyor. IISS analistlerine göre bu, sivil meraklılardan veya tesadüfi olaylardan ziyade devlet destekli bir operasyonu işaret ediyor. Raporda ayrıca, Rusya'nın bu tür faaliyetlerle NATO'nun hava savunma sistemlerini test ettiği ve müttefikler arasında gerginlik yaratmayı amaçladığı değerlendirmesi yer alıyor.
2024 yazında Romanya'da bir NATO lojistik merkezi üzerinde uçarken imha edilen bir drone, bu ihlallerin askeri boyutunu gözler önüne serdi. Benzer olaylar Norveç'te bir radar istasyonu, Almanya'da ise bir askeri mühimmat deposu çevresinde rapor edildi. IISS, bu vakaların tamamının birbiriyle bağlantılı olabileceğini ve 'hibrit savaşın bir aracı' olarak Rusya'nın elini güçlendirdiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Raporda, drone ihlallerinin sadece askeri boyutla sınırlı kalmadığı, sivil hava trafiğini de tehdit ettiği ifade ediliyor. Örneğin, 2024 sonbaharında İngiltere'nin Cambridge bölgesinde bir yolcu uçağının, bir drone'la neredeyse çarpışma tehlikesi atlattığı belirtiliyor. Bu durum, sivil havacılık güvenliği açısından da endişe verici bir tablo çiziyor. NATO, bu tür tehditlere karşı hava savunma sistemlerini güçlendirme ve elektronik harp kabiliyetlerini artırma kararı almış olsa da, IISS raporu mevcut önlemlerin yetersiz olduğunu savunuyor. Rapora göre, drone'ların düşük maliyeti ve tespit edilmesinin zorluğu, bunları 'asimetrik bir savaş aracı' haline getiriyor. Ayrıca, bu tür ihlallerin Rusya'nın Ukrayna savaşında elde ettiği drone deneyimlerini Avrupa'ya taşıdığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Uzmanlar, bu durumun NATO'nun kolektif güvenlik anlayışını test ettiğini ve müttefikler arasında koordinasyon ihtiyacını artırdığını vurguluyor. Özellikle Baltık bölgesinde ve Karadeniz'de benzer ihlallerin yaşanması, NATO'nun doğu kanadındaki caydırıcılık politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden oluyor. Raporda ayrıca, Rusya'nın bu tür 'gri alan' faaliyetleriyle uluslararası hukukun sınırlarını test ettiği ve bir yanıt verilmemesi durumunda daha agresif adımlar atabileceği uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem NATO'nun güney kanadında stratejik bir konuma sahip olması hem de İncirlik ve Kürecik gibi kritik üslere ev sahipliği yapması nedeniyle bu tür hibrit savaş taktiklerinden doğrudan etkilenebilir. Rusya'nın drone ihlallerini Avrupa genelinde bir yöntem olarak kullanması, benzer saldırıların Türkiye'deki NATO tesislerini de hedef alabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Ayrıca Türkiye, kendi sivil hava sahasında yaşanabilecek ihlaller ve hava trafiği güvenliği açısından önlem almalıdır. NATO'nun bu alandaki koordinasyon çabalarına Türkiye'nin katkısı, özellikle SİHA ve İHA teknolojilerindeki birikimiyle önem kazanmaktadır. Bu rapor, Ankara'nın hem NATO içinde hem de ikili ilişkilerde Rusya'ya karşı proaktif bir güvenlik duruşu benimsemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.