Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları hâlâ neredeyse günlük bir rutin haline gelmiş olsa da, bu sert görüntülerin ardında savaş alanındaki gerçek tablo farklı bir hikâye anlatıyor. Analistler, üç yılı aşkın süredir devam eden işgal savaşında Rus ordusunun cephe taarruzunun giderek yavaşladığını, büyük yerleşim yerlerini ele geçirme başarısının ise nadir hale geldiğini belirtiyor. Özellikle Donetsk bölgesinde devam eden çatışmalarda, Rus güçleri bazı köyleri ele geçirse de, 2022'deki hızlı ilerlemenin aksine, bugünkü kazanımlar stratejik değil, taktiksel ve sınırlı kalıyor.
Gösteri gücü mü, gerçek savaş mı?
Rusya'nın Ukrayna'nın enerji altyapısına ve sivil yerleşimlerine yönelik hava saldırıları, savaşın başından bu yana düzenli olarak devam ediyor. Ancak uzmanlar, bu saldırıların askeri hedeflerden ziyade, Ukrayna halkının moralini kırmak ve ülkeyi karanlıkta bırakarak lojistik zorluk yaratmak amacı taşıdığını ifade ediyor. Buna karşın, Ukrayna hava savunma sistemlerinin Batı'dan gelen yardımlarla güçlenmesi, Rusya'nın hava üstünlüğünü kurmasını engelliyor. Örneğin, Patriot ve IRIS-T gibi sistemler, balistik ve seyir füzelerinin önemli bir kısmını düşürebiliyor.
Kara cephesinde ise durum farklı. Rus ordusunun insan gücü ve zırh araçları açısından hâlâ sayısal üstünlüğü bulunsa da, Batı istihbarat kaynaklarına göre, Rusya'nın aylık kayıpları 20 bin civarında seyrediyor. Bu kadar ağır zayiat, yeni asker toplama kampanyalarına rağmen, ilerlemeyi sürdürülebilir olmaktan çıkarıyor. Öte yandan Ukrayna, insansız hava araçları ve hassas topçulukla Rus ikmal hatlarını vurarak, düşmanın lojistik desteğini baltalıyor.
Analist Andrew Perpetua'nın Savaş Çalışmaları Enstitüsü için hazırladığı son değerlendirmede, “Rus kuvvetleri Şubat 2022'de olduğu gibi geniş çaplı bir operasyon yürütemiyor. Artık cephedeki kazanımlar sadece birkaç kilometrelik alanlarla sınırlı ve bu da genellikle çok sayıda kayıpla elde ediliyor” ifadelerine yer verildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Rus taarruzunun yavaşlaması, Batılı ülkelerin Ukrayna'ya askeri yardım konusundaki tartışmalarını da etkiliyor. ABD'de Cumhuriyetçilerin engellediği 61 milyar dolarlık yardım paketi, Ukrayna'nın cephane sıkıntısını derinleştirmişti. Ancak bugün itibarıyla Avrupa Birliği'nin mühimmat üretimini artırması ve Ukrayna'nın kendi savunma sanayiini geliştirmesi, cephedeki Rus yıpratmasını dengeleyen faktörler arasında yer alıyor.
Savaşın ikinci yılında Rusya'nın Ukrayna'nın doğusunda ilerleme çabaları, Ukrayna'nın güneydeki karşı taarruzuyla karşılık buldu. Rusya'nın hâlen işgal altında tuttuğu Herson, Zaporijya ve Donetsk bölgelerinde kontrolü sağlamlaştırmakta zorlandığı gözlemleniyor. Özellikle Kırım'ı anakaraya bağlayan Kerç Köprüsü'ne yönelik saldırılar, Rus lojistiğini ciddi şekilde baltalıyor.
Küresel boyutta ise bu çatışma, enerji fiyatlarından gıda güvenliğine, NATO'nun genişlemesinden silahlanma yarışına kadar pek çok alanı etkilemeye devam ediyor. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşta yavaşlaması, Moskova'nın diplomatik çıkış arayışlarını hızlandırabilir, ancak taraflar arasındaki barış görüşmeleri şu ana kadar somut bir sonuç vermedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Ukrayna'daki taarruz gücünün azalması, Karadeniz bölgesindeki dengeleri doğrudan etkiliyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi çerçevesinde savaş gemisi geçişlerini sınırlandırarak bölgedeki krizin kontrollü şekilde yönetilmesine katkı sağlıyor. Rusya'nın askeri başarısının sınırlı kalması, Türkiye'nin hem Moskova hem Kiev nezdinde diplomatik ağırlığını korumasını kolaylaştırıyor. Ancak savaşın uzaması, Türk ekonomisini enerji ve ticaret yolları üzerinden etkilemeye devam ediyor. Türkiye'nin, hem savunma sanayi ihracatı hem de enerji arz güvenliği açısından çatışmanın seyrini yakından takip etmesi hayati önem taşıyor.